Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Büyümeden yaşlananların hikayesi

Sıradan bir mahallede yaşayan, sıradan bir hayatı ve sıradan bir ailesi olan bir ergen için bile 17 yaş sıra dışıdır. Mütemadiyen bir sıkılma hali; artık 15 değilsindir, 20’ye de asırlar vardır. Hayat hep zordur, herkes senden nefret eder ki onlar etmese bile sen herkesten ediyorsundur. Tabi bu sıradan mahallelerin sıradan ailelerinin sorunu.



Yerçekimi olmasaydı kuşların öldüğünü anlamazdık

İyi bir dedektif romanını herkes sever. Dedektif romanlarının en ünlü sevmeyeni, ABD’li eleştirmen Edmund Wilson’dır; bulmaca çözmekle sigara içmek arası bir yerde, aptalca ve zararsız bir kötü alışkanlığa benzetiyordu dedektif romanı okumayı. Agatha Christie, Dashiell Hammett, Raymond Chandler’ı, New Yorker dergisine yazdığı yazılarda edebi değersizlikle eleştirmişti. Kağıt israfıydılar.



Roman havasında

Saf ve Düşünceli Romancı’da Orhan Pamuk, “ister hikayesi ve hareketi çok olsun, ister manzara resmi gibi hiç hikayesi olmasın romanı temel olarak hikayeyi takip etme alışkanlığıyla” okuduğumuzu söyler. Ömür İklim Demir’in yazdıkları da bu akış içinde takip ederken beğendiğimiz cümlelerin altını çizmek için bile duraklayamadığımız hikayelerden.



Buharlı bir labirent

19. yüzyıl İngilteresi'ndeyiz, puslar içinde. Sokak lambalarının pis kaldırımları, o kaldırımlar üstünde gezinen fahişeleri, hırsızları, katilleri, dilencileri, türlü tuhaf niyetlerle paltolarının yakalarını burunlarına kadar çekmiş tebdil-i kıyafet gezinen soyluları, yarım yamalak aydınlattığı bir sahnede akıyor hayat.



“Televizyon okuyan” bir kapitalizme uluma

Nicole Kidman, Diğerleri (The Others) filminde çatı katında bulduğu resimlerdeki insanları başta uyur sansa da sonradan tuhaf bir ritüelle yüzleşir ve onların ölülere ait olduğunu fark eder; bu elbette “Ölü insanlar görüyorum, ölü olduklarını bilmiyorlar” diyen acılı, korkmuş küçük bir çocuğun trajedisinde Amerika’ya göndermeler taşıyan, postmodern bir hicivden daha çarpıcıdır



Ölümlerden ölüm beğenmek

Edebiyat ciddi bir iş midir yoksa eğlenceli mi olması gerekir? Okurken gülümseten, güldüren, hatta kahkaha attıran metinlerin edebi niteliği bir tartışma meselesidir. Kitap, ölümle ya da varoluş sorunlarıyla ilgili olsa da, mizahın karanlık tarafı bu ciddi meselelerin altından kalkabilir mi?



'Sadakat'in bir diğer adı: Behice Boran

Emel Koç’un “Behice – ‘Bir devrimci... Bir kadın... Bir anne...”’ kitabını okurken, olmaz ya, bir insanı bir tek sözcükle tanımlamak nasıl olur, olabilir mi, böyle bir tanımlama yapılması durumunda yanlış payı ne olur gibi şeyler düşündüm. Emel Koç da sanırım aynı düşüncelerle Behice başlığının altına, üç sıfat eklemiş. Tümü doğru.



İçler acısı zafer turu

Ben Fountain’ın kitabı Bana Kahraman Olduğum Söylendi, Bravo Mangası’nın, Irak’taki bir kahramanlık olayının ardından çıkarıldıkları Zafer Turu’nun son gününü anlatıyor. Aslında teknik olarak Bravo Mangası diye bir şey yok, Fox TV onları bu adla vaftiz etmiş...

 



Yılsonu değerlendirmeleri (I)

Edebiyatta 2009’un bombası, 2010’un sorusu

Yeni yıla kanon sefilleri olarak giriyoruz. Kutlu olsun.



Bir çift kiralık katilin altına hücumu

Meksikalılar tarafından yönetilen Kaliforniya, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan savaştan epey değil tamamen yorgun çıkmıştı. Her savaş gibi bu da pek çok şeyi değiştirmişti ama en önemli etkiyi bölgenin tarihi ve yöre insanlarının talihi üzerinde yapacaktı.

 

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.