Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Julio Cortázar, “Roman sayıyla kazanır,” der ve ekler: “Öykü ise nakavtla.” Bu söz, öykünün en önemli şartlarından sayılan –daha önce Edgar Allan Poe’nun da vurguladığı– “tek etki kuralına” vurgu yapar. İlk cümleden itibaren gerilen ve zirvede tek hamleyle bırakılan ve hedefe ulaşan bir ok da bu öykü anlayışına örnek bir metafor sayılabilir.

//php print_r ($fields); ?>
Sevgisini göstermeyi zayıflık olarak kabul eden biri için, insana en yakın bütün o canlılar arasından kendisine örnek alabileceği yegane tür kedilerdir şüphesiz. Her kedinin mizacı farklı olsa da, her canlı gibi çevresel faktörlerden ve etrafını saran diğer canlılardan etkilense de, genele baktığımızda görürüz ki, kedinin guruldanması, sevgisinin değil hoşnutluğunun ifadesidir.

//php print_r ($fields); ?>
Aynı anda hem bir tek ağaç, hem de ormanın kendisi olunabilir mi, bu nasıl yapılabilir, yüreğinde, hatta tüm hücrelerinde o ateşi duymazsan? Ateş, bu kavrama giderek yaklaşarak okudum Rafael Chirbes'in "Eski Dostlar"ını.

//php print_r ($fields); ?>
Fransız tiyatrosu ve çağdaş yazarları günümüz dünyasının hem tektipleşmiş gündelik yaşamının hem de evrensel ‘saçmalık’larını ne kadar eleştiriyorlar buradan takip etmek oldukça güç ama bir yazar var ki her yazdığı o saçmalığa iyice bir dokunuyor. İşin doğrusu, yazmadıkları asıl dokunan.

//php print_r ($fields); ?>
Bir edebi türün ismi olan Yunanca kökenli “biyografi” sözcüğü, “yaşam" (bios) ve “yazı”nın (graphia) yan yana gelmesi ile oluşur. Biyografi gibi diğer her yazı türü yaşama dair olmakla beraber yaşamak ve yazmak birbirinden farklı iki oluş biçimidir. Yaşamda taslaklara, planlara, düzenlemelere yer yoktur; hayatın getirdikleri ile birlikte akmak demektir yaşamak.

//php print_r ($fields); ?>
Leke her zaman bir kir işareti midir? Elbette hayır; çoğu kere bir yaşanmışlıktan arda kalanın izlerini, aydınlatılması gereken bir durumun ipuçlarını, ruhtaki travmayı, şaibeyi, her şeyden önemlisi var olanın varoluş nedenini zedelemeyi de tanımlar. Leke bazen de ışığın göze oynadığı oyunla gölgedekinin durumudur.

//php print_r ($fields); ?>
Yıllar önce bir yazımda "Şairin dükkânı yirmi dört saat açıktır" demiştim. "Gördüğü, baktığı, anlattığı, ağırladığı ne olursa olsun, şair gece ve gündüz çalışandır, öyle ki şairin dükkânı yirmi dört saat açıktır" (Yasakmeyve Eylül-Ekim 2005). Böyle bir dükkânı yürütmek ilk işidir şairin, hatta tek işi.

//php print_r ($fields); ?>
Türk sineması içinde apayrı bir dünyadır Yeşilçam. Güzel ve masum kızları, yakışıklı ve mağrur delikanlıları, zalim ve zengin babaları, sevecen ve telaşlı anneleri ve çoğu bir filmden diğerine değişmeden gelen mahallelisiyle, her daim hoş geldiğimiz bir komşu evi gibidir.

//php print_r ($fields); ?>
Daha önce iki romanı yayımlanmış, ama okuma fırsatı bulamamıştım Jon McGregor’u. “Köpekler Bile”sini okuduktan sonra iyi bir yazarı ıskaladığımı anladım. Gerçekten de özellikle İngiliz Edebiyatı için büyük gelecek vaad eden bir yazar. 1976 yılında Bermuda doğmuş, Norfolk’ta büyümüş, üniversite eğitimini Bradford’da tamamlamış.

//php print_r ($fields); ?>
Sanat ortamında en çok konuşulan disiplin şiir ise en çok konuşanlar da şairlerdir. Bu durumu bir tanıma, kalıba sığmaz verili şiire karşı çıkışlar kadar yeni tarifler önerilmesi ya da giz dolu şiirin şifrelerini çözme, açıklama çabası şeklinde açıklayabiliriz. Peki bunca yazı, deneme, tanıtımdan geriye ne mi kalıyor?
















