Der Spiegel muhabirine ölüm tehdidi
Almanya’da yayımlanan haber dergisi Der Spiegel’in "Cehenneme git Erdoğan" başlığıyla hazırladığı haberin yankısı sürüyor.
Özellikle Ak Parti’ye yakınlığıyla bilinen medya organlarında habere yönelik tepkiler gösterilirken son olarak haber7 adlı internet sitesi, Der Spiegel'in Türkiye temsilcisi Hasnain Kazim ile ilgili hedef gösterici bir habere imza attı. Site Kazim’in Erdoğan hakkında kışkırtıcı haberler yaptığını, ithamlar ve hakaretlerde bulunduğunu ileri sürdü.
Hakkında yapılan haberlerle ilgili Alman haber ajansı Epoch Times’a açıklama yapan Kazim ise ölümle tehdit edildiğini iddia etti.
(20 Mayıs 2014 / Evrensel)
Akit Gazetesi'nden yine nefret söylemi
Yeni Akit gazetesi, 301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma faciasında maden ocağının işletmecisi Soma Holding’in patronu Alp Gürkan’ın damadının “Yahudi” olduğunu iddia ederek nefret söyleminde bulundu.
Gazete, manşetine “O patronun damadı Yahudi” başlığını taşıdı. Haberde, Alp Gürkan’ın kızı Müzeyyen Nazlı Gürkan’ın, Mario Asafrana ile evlenerek “Asafrana” soyadını aldığı, Mario Asafrana’nın ise Türkiye’de “Mahir” ismini kullandığı öne sürüldü.
Daha önce yaşanan facianın “darbe girişimi” olduğunu söyleyen Yeni Akit Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya katıldığı bir televizyon programında, “Soma Holding'in İsrail bağlantısı mı var?” sorusunu yöneltmiş ve “Yarın bir gerçeği deşifre edeceğiz” demişti.
(20 Mayıs 2014 / t24.com.tr)
Başbakan’ın hedefinde gazeteciler vardı
Ak Parti Meclis Grup Toplantısı’nda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Soma Faciasıyla ilgili yazıları nedeniyle gazetecileri hedef gösterdi.
Erdoğan Soma’daki madenciler ile ilgili yazısı tepki çeken Yılmaz Özdil’e “sürüngen” derken madencilerin “kâr uğruna öldüğünü” yazan Yazgülü Aldoğan için ise “alçak” ifadesini kullandı. Başbakan bir madenci yakınının hükümeti eleştiren sözlerini haberleştiren BBC Türkçe’nin de “figüran bulduğunu” iddia etti.
BBC ise muhabirinin yaptığı haberin arkasında durarak BBC’nin “bir haberi bütün yönleriyle işlemeyi şiar edinmiş bağımsız ve tarafsız bir yayın kuruluşu" olduğunun altını çizdi.
Basın-iş Sendikası da konuyla ilgili yaptığı açıklamada Başbakan’ın basını hedef alan sözlerine tepki gösterdi. Sendikanın açıklamasında “Maalesef bu ülkede basın özgür değil. Maalesef bu ülkede siyasilerden, iş dünyasına, bürokratlara kadar birçok kişi ‘basına ayar verme’ haddini kendinde bulabiliyor” ifadeleri yer aldı.
(21 Mayıs 2014 / bianet)
Savcı: “İşkence suçunu görüp sessiz kalan polis suçludur”
Fatih’te 2002 yılında hamile akrabasını hastaneye götüren Ahmet Koca’yı araçtan indirip döverek gözaltına alan ve nezarethanede de döven 11 polis hakkında açılan davada savcılık sanık polislere işkence suçundan 12 yıla kadar ceza verilmesini istedi.
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada savcı sanıkların eylemlerinin işkence suçunu oluşturduğunu, diğer kolluk görevlilerinin de “sessiz kalmak suretiyle” işkence suçuna dahil olduklarını belirtti.
Mütalaayı değerlendiren Koca’nın avukatı Efkan Bolaç, örnek bir mütalaanın verildiğini ve içtihat olması gerektiğini söyledi.
(21 Mayıs 2014 / Radikal)
Polis kurşunuyla vurulan Uğur Kurt ağır yaralı
İstanbul Okmeydanı’nda Berkin Elvan için yapılan eyleme polis biber gazı ve plastik mermi ile saldırdı. Müdahalede polisin silah kullandığı da görülürken o sırada Cem evinde taziye için bulunan Uğur Kurt başından vuruldu.
Yaşananları anlatan Avukat Evrim Deniz Karatana, polisin gerçek mermi kullandığını ve eylem sırasında cenaze için bulunduğu Cem evi bahçesindeki Kurt’un baş ve boyun bölgesinden vurulduğunu ifade etti.
Konu ile ilgili açıklama yapan İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da polisin silah kullandığını doğrulayarak “Elbette kullanılan bir silah var. Medyaya da yansıyan silahlı görüntüler var. Bu çerçevede bütün detaylarıyla hem adli hem idari incelemeler yapılacak. Kusur varsa kusuru mutlaka tespit ederiz” dedi.
Ağır yaralan Kurt’un, kaldırıldığı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyata alındığı ve durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
(22 Mayıs 2014 / bianet)
Gaz fişeğinden ölümün delilleri imha edilmiş
Diyarbakır’da 2006 yılında meydana gelen olaylarda başına gaz fişeği isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden 8 yaşındaki Enes Ata'nın kanıt niteliğindeki elbiselerinin mahkeme kararı olmaksızın polis tarafından imha edildiği ortaya çıktı.
Diyarbakır 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada söz alan Ata ailesinen avukatı Gamze Yalçın, "Enes'in vurulurken üzerindeki elbiseleri herhangi bir mahkeme kararı olmadan imha edilmiştir. Bu delillerin karartılması anlamına gelir. Bu konuda imha tutanağını düzenleyen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiğini düşünüyoruz. Sanıkların kuvvetli suç şüphesi nedeniyle tutuklanmasını talep ediyoruz" dedi.
Mahkeme, Enes Ata'nın elbiselerinin imha edilmesi tutanağında imzası bulunan görevliler hakkında suç duyurusu yapılması istemini de reddederek, avukatların bunu yapabileceklerini belirtti.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, tutuksuz yargılanan polis memurları H.A, N.Ö ve B.Ö'nün 'Olası kast sonucu ölüme neden olmak' suçundan ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılmaları isteniyor.
(26 Mayıs 2014 / DHA)
Yargıtay: Karakolda dayak işkencedir
Beyoğlu’nda bir barda çalışan Hamdullah Çınar’ı karakolda copla döven polise verilen 'basit yaralama' cezası Yargıtay'dan döndü.
Beyoğlu Polis Merkezi’nde Hamdullah Çınar’ı önce tahta copla ve ardından plastik copla döven Komiser Mehmet Kurt, ‘işkence’den yargılandığı dava sonunda, ‘basit yaralama’ suçundan iki yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı.
Çınar’ın avukatı Fazıl Ahmet Tamer karara itiraz etti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 12 Aralık 2013’te oybirliğiyle kararı bozarak işkence suçundan ceza verilmesini istedi.
(27 Mayıs 2014 / Radikal)
AİHM: “Yargı da eleştiriye açık olmalı”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) anayasa hukuku profesörü Mustafa Erdoğan ve Liberal Düşünce dergisi yetkilisi Haluk Kürşad Kopuzlu’nun Türkiye’de haksız şekilde tazminata mahkum edildiklerine karar verdi.
Prof. Dr. Erdoğan ve Kopuzlu 2001 yılında Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili işlemlerini eleştiren yazı nedeniyle üç AYM üyesi hakime tazminat ödemeye mahkum edilmişlerdi.
AİHM kararında söz konusu yazı ile ilgili “Akademik özgürlük, öğretim görevlilerinin araştırma yürüttükleri, uzman veya yetkin oldukları kendi alanlarında fikirlerini özgürce ifade etmelerini de kapsar” tespitine yer verildi. AİHM ayrıca Türkiye’deki yetkililerin ifade özgürlüğüne müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğuna ilişkin ileri sürdükleri gerekçeleri de yetersiz buldu.
Türkiye Erdoğan’ın üç AYM üyesine ödemek zorunda kaldığı tazminata eşdeğer tutarda Euro cinsinden tazminat ile 7 bin 500 Euro da manevi tazminat ödeyecek.
(27 Mayıs 2014 / bianet)
İnsan Hakları Örgütlerinden “Gezi” raporu
Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Gezi Parkı eylemlerinin birinci yılında rapor hazırladı.
“Bir yılın ardından Gezi: Cadı avcılığı, emniyet görevlilerinin dokunulmazlığı, hak ve özgürlüklerin daralan alanları” başlıklı raporda yaşanan insan hakları ihlalleri için uluslararası düzeyde denetlenen bağımsız araştırma talep edildi.
Söz konusu rapor ile ilgili açıklama yapan FIDH Başkanı Karim Lahidji "Türk makamları, sadece insan hakları ihlallerinden sorumlu olanlardan hesap sorma konusunda hiç bir irade göstermemekle kalmıyor, protestolara katılan veya konu hakkında beyanda bulunanlara karşı yürütülen bir cadı avına bilfiil iştirak ediyorlar" ifadesinde bulundu.
Raporun tamamı için: http://www.fidh.org/IMG/pdf/turkey_avril_2014_turc_web.pdf
(27 Mayıs 2014 / bianet)
Facebook’ta “Başbakan’a hakaret” iddiasına yedi yıl hapis istemi
Antalya’da İbrahim Erim hakkında, kişisel facebook sayfasından yolsuzluk iddialarıyla ilgili paylaşımları nedeniyle Başbakan Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yedi yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
“Kamu görevlisine hakaret ve suç işlemeye alenen tahrik” suçlamasıyla yedi yıla kadar hapis istenen iddianamede Başbakan mağdur olarak yer alırken, Erim’in ayrıca arkadaş listesinde ekli kişileri eylemlerde bulunmaya alenen tahrik ettiği savunuldu.
İbrahim Erim ise olayla ilgili savunmasında, 17 Aralık ve sonrasında gelişen olaylarla bir vatandaş duyarlılığı içinde yaklaştığını, hakaret ve insanları suç işlemeye tahrik amacı bulunmadığını dile getirdi.
(27 Mayıs 2014 / diken.com.tr)
Radyo programcısına "hamster" cezası
Show Radyo program yapımcısı Nihat Sırdar, yayınında kullandığı “YouTube’u hamster kesti” ifadesi nedeniyle Radyo Televizyon Üst Kurulu’ndan (RTÜK) ceza aldı.
Sırdar, söz konusu programda bir dinleyicinin yerel seçimlerdeki elektrik kesintisi için yapılan “Trafoya kedi girdi” açıklamasına atıfla gönderdiği “Şimdi elektriği kedi kestiğine göre, Twitter ve Youtube’u hangi hayvan kesti diye düşünüyorum” mesajını okumuş; ardından da “Hamster” diyerek espri yapmıştı.
Üst Kurul yayının incelenmesinin ardından hazırlanan raporda Sırdar’ın yayıncılık ilkelerini ihlal ettiğine karar verdi. RTÜK ceza için ‘insan onuruna ve özel hayatın gizliliğine aykırı’ gerekçesini gösterirken ‘hamster’ yakıştırmasını kimin üzerine alınıp ‘onursuz‘ bulduğuna açıklık getirmedi.
(28 Mayıs 2014 / Radikal)
"Hırsız var" yazısı mahkemelik oldu
Başbakan’ın yerel seçimler öncesi miting için gittiği Kırklareli’nde parti otobüsünün geçişi sırasında “Hırsız var be ya” dövizi taşıyan iki kadın hakkında dava açıldı.
Olay sırasında Başbakanlık korumaları tarafından darp edilerek gözaltına alınan Deniz Gülşen ve Çiçek Güçlü’nün haklarında hazırlanan iddianame Kırklareli Sulh Ceza Mahkemesi tarafında kabul edildi. Gülşen ve Güçlü, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125 ve 126 maddeleri uyarınca “hakaret” suçlamasıyla hakim karşısına çıkacak.
(28 Mayıs 2014 / gorunumgazetesi.com.tr)
Kaynak: Antenna
Yeni yorum gönder