Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Yazarlardan çocuklarına mektuplar (1)



Toplam oy: 1166

Paul Auster ve J.M. Coetzee'nin mektupları geçtiğimiz günlerde Şimdi ve Burada adıyla yayımlandı biliyorsunuz. Okuması oldukça keyifli olan bu mektupları düşününce bile, “Keşke insanlar daha çok mektup yazsalar birbirlerine.” diye düşünmeden edemiyor insan. Özellikle de yazarların mektuplarını okumak ufkumuzu açıyor, aile bireylerine, arkadaşlarına, ama en çok da çocuklarına yazdıkları eğlenceli, bilgelik ve sevgi dolu mektupları okumak istiyoruz diyorsanız, bu mektupların ilk bölümüne bir göz atın deriz.

 

 

 

 

 


Sherwood Anderson'dan, 17 yaşındaki oğlu John'a, 1926

 

 

 


 

 

 

Sana verebileceğim en iyi tavsiye, bir şeyi çok iyi öğrenip, ondan hayatını kazanabilmen olur. Bob bunu gazete işlerinde kotarmayı başardı ve bir yükselme yaşadı. Daha ufak bir şehirde çalışıyor olması da ona iyi geldi. Fen bilimlerine gelecek olursak, her biri uzun bir eğitim ve dikkatli bir çalışma gerektiriyor. Eğer bunun için yaratılmışsan her şey harika olur. Uzun vadede düşünecek olursan kendi kararlarını verebileceksin.

 

 

 

Sanat ise, bir insana çok daha büyük bir tatmin verebilir, ancak bu kesin değildir. Hayatını dilediğince sürdürmen zor olabilir.

 

 

 

Yeniden dünyaya gelseydim, muhtemelen yine yazar olmak isterdim ama önceliğimi ellerimi nasıl kullanacağıma verirdim. Zanaatin, bir kimseye çok büyük bir keyif verebileceğini düşünüyorum.

 

 

 

Beyinsiz adamların ve ne söylediklerinin farkına varamayanların önerilerini dinleme. Hemen hemen tüm küçük esnaflar sana şöyle diyecektir: “Bana bak.” Azıcık para ve mevki sahibi olmakla, ahkam kesme hakkına sahip olduklarını düşünür böyleleri.

 

 

 

Bir sonraki adımın, güzel zevklere sahip olmak olsun. Bu zordur, yavaş yavaş çalışmalısın üzerinde. Çok azımız başarabilmişizdir zaten. Hayatının sonuna geldiğinde elinde avucunda kalan başarın da bu olacaktır, unutma.

 

 

 

 

Bazen, ressamların resimle ilgili ne kadar az şey bildiklerine şaşırıyorum, yazarların yazıyla, tüccarların ticaretle... Pek çoğu yalnızca akıntıda sürükleniyorlar.

 

 

Pek çoğunda, kolay para kazanabilmek için sahip oldukları bir özellik var: gözüpeklik. Kuzunun peşine düşmüş kurt gibiler. Tüm bunları bir kenara koyarsak; ben seni öncelikle, farklı hallerinle görmek isterim. Bu sana her şeyden çok yardımcı olacak. Nasıl başaracağını söyleyemem, ancak bir yol mutlaka bulunur. Her neyse, seninle bu yaz görüşeceğiz. Kasabaya dönüş için bu hafta toplanmaya başlıyoruz.

 

 

Sevgilerimle,

 

Baban


 

 

 

 


 

 

 

 

F. Scott Fitzgerald'dan, 11 yaşındaki kızı Scottie'ye, kampa gittiği yaz yazılmış bir mektup, 1933

 

 

 

 

 

 

 

Tatlı turtam,

 

 

 

Oralarda neler yaptığını fazlasıyla merak ediyorum. Fransızca okumaların hakkında bana biraz daha bilgi verebilir misin? Orada mutlu olduğun için seviniyorum, gerçi ben mutluluğa pek inanmam. Izdıraba inanmadığım gibi. Bu tip duyguları beyaz perdede, kitaplarda görürüz, ancak normal hayatta başımıza gelmezler.

 

 

Hayatta en inandığım şey üstünlüklerinin getirdiği ödüller (bunlar yeteneklerine bağlıdır tabi) ve sorumluluklarını yerine getirememenden ötürü sana verilen cezalardır, ki bunlar da oldukça ağır olurlar. Eğer kampın kütüphanesinde varsa, Bayan Tyson'a, Shakespeare'in 94. sonesini okutmasını söyleyebilir misin?

 

 

 

Kampın taksidini ödemem gerek, şimdi aklıma geldi.

 

 

 

Neyse, yazmak istediklerimi şu şekilde özetleyeceğim:

 

 

 

Endişelenmen gereken şeyler:

 

* Cesaret konusunda endişelen,

 

* Temizlik konusunda endişelen,

 

* Verim ve yeterlilik konusunda endişelen,

 

* Biniciliğin konusunda endişelen.


 

 

 

 

Endişelenmemen gereken şeyler:


* Popüler fikirlerle ilgili endişelenme,

 

* Bebekler konusunda endişelenme

 

* Geçmiş konusunda endişelenme,

 

*Gelecek konusunda endişelenme,

 

* Büyümekle ilgili endişelenme,

 

* Senin önüne geçecek hiçkimse için endişelenme,

 

* Büyük başarılarla ilgili endişelenme,

 

* Sivrisinekler konusunda endişelenme, sinekler konusunda da,

 

* Aileler ve erkekler konusunda endişelenme,

 

* Hayalkırıklıklarıyla ilgili endişelenme,

 

* Zevk konusunda endişelenme,

 

* Tatmin konusunda endişelenme.


 

 

 

 

Düşünmen gereken şeyler:

 

 

Hedefim nedir?

 

 

Yaşıtlarım arasında şu konularda ne kadar iyiyim:

 

a) Eğitim

 

b) İnsanları anlayabiliyor ve onlarla geçinebiliyor muyum?

 

c)Vücudumu bir müzik aleti gibi kullanabiliyor muyum, yoksa onu yalnızca görmezden mi geliyorum?

 

Çok, çok sevgiyle,

 

Babacığın



 

 

 

 


 

 

 

 

John Steinbeck'in, yatılı okuldayken bir kıza aşık olduğunu yazan oğlu Thom'a yazdığı mektup:

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgili Thom,

 

 

Mektubunu bu sabah aldık. Ben şimdi kendi görüşlerimi yazacağım sonra annen de kendininkileri.

 

 

Öncelikle- eğer aşıksan- bu güzel bir şey, hatta bir insanın başına gelebilecek en güzel şey. Kimsenin bunu küçümsemesine ya da hafife almasına izin verme.

 

 

 

Aşkın da çeşitleri vardır. Kimisi bencil, doyumsuz, eogist bir aşıktır, aşkı yalnızca kendini yüceltmek için kullanır. Bu çeşit, çirkin ve sakat bir aşk çeşididir. Diğerinde ise, içindeki tüm güzellik dışına taşar- şefkat, nezaket, saygı... O kişinin kendine has ve değerli olduğunu kabul edersin. İlk aşk çeşidi seni hasta eder ve kendini küçük ve değersiz hissetmene sebep olur. Ancak ikincisi içindeki gücü ortaya çıkarır ve seni cesur kılar, şu ana dek sahip olduğunu bile düşünmediğin bir bilgelik sunar sana.

 

 

Bunun çocuksu bir aşk olmadığını söylüyorsun. Eğer bu kadar derin hisler besliyorsan, elbette çocukluk aşkı değildir bu.

 

 

Ancak tabi bana ne hissettiğini danışacağını sanmıyorum. Sen herkesten daha iyi bilirsin. Ben sana ancak şu konuda yardımcı olabilirim: ne yapman gerektiği.

 

 

Aşk için çok memnun ve minnettar olmalısın. Eğer birini seviyorsan- hayır demende de hiçbir sakınca yok tabi ki- şunu hatırlamalısın ki bazı insanlar çok utangaç olabilirler. Kızlar, erkeklerin ne hissetiğini kolayca anlayabilirler, ancak bunu duymak da isterler.

 

 

Bazen de hislerine karşılık alamayabilirsin- ancak bu, o hisleri daha az değerli ve güzel yapmaz.

 

 

Son olarak, neler hissettiğini biliyorum çünkü zamanında aynılarını ben de yaşadım ve senin de bu duyguyu tatmandan ötürü çok mutluyum.

 

 

Susan'la tanışmaktan memnuniyet duyarız. Dilediği zaman bizi ziyarete gelebilir.

 

 

Kaybetmekten korkma. Eğer doğruysa, gerçekleşir. Önemli olan şey acele etmemektir.Güzel olan hiçbir şey elden gitmez.

 

 

Sevgilerimle,

 

 

Baban

 

 

 

 


 

 

 

Anne Sexton'dan, 15 yaşındaki kızı Linda'ya, 1969

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgili Linda,

 

 

 

St. Louis'ye giden uçaktayım, bir okuma yapmak için gidiyorum oraya. New Yorker'da bir öykü okuyordum ve bir anda annemi düşündüm. Uçakta öylece otururken fısıldadım ona, “Biliyorum anne, biliyorum.” (Ve sonra bir kalem buldum!) Sonra seni düşündüm- bir gün bir yerlere uçuyor olacaksın, ben muhtemelen çoktan ölmüş olacağım ve benimle konuşmak isteyeceksin.

 

 

 

Ben de sana cevap vermek isteyeceğim. (Bu arada, elbette illa ki uçakta olman gerekmez. Belki de 40 yaşında, evinin mutfağında oturmuş çay içerken düşüneceksin beni. Herhangi bir zaman.)

 

 

 

İlk söyleyeceğim şey; seni seviyorum.

 

 

İkincisi; beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadın.

 

 

Üçüncüsü; biliyorum. Ben de bir zaman o yollardan geçtim. Benim de annem yanımda değildi ben 40 yaşımdayken.

 

 

 

Bu benim 40 yaşındaki Linda'ya mesajımdır. Ne olursa olsun sen her zaman benim tatlım, benim değerli Linda Gray'im olacaksın. Hayat kolay değil. Can acıtacak derecede yalnız kalıyoruz, biliyorum. Şimdi sen de biliyorsun. İyi bir hayatım oldu -mutsuz yazmış olsam da- ama hayatı sonuna dek yaşadım. Sen de öyle yap Linda, sonuna dek yaşa! Seni, 40 yaşındaki Linda'yı seviyorum, neler yaptığını, neler bulduğunu, kim olduğunu! Seni sevenlere ver kendini. Şiirlerimle konuş, kalbinle konuş- ben ikisinde de varım.

 

 

 

 

Öpücükler,

 

Annen

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Manşette kullanılan görsel çalışma Federico Zandomeneghi'ye aittir.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DDD

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

İstanbul Uluslararası Edebiyat Festivali (İTEF) İtalya Özel programıyla sanatseverlerin karşısına çıkıyor. 23-27 Ağustos 2021 tarihleri arasında ekranlara gelecek olan etkinlikler sayesinde İtalya'ya ve İtalyan edebiyatına uzanan yeni bir yol açılacak.

 

 

Sanat Kritik’in yeni podcast serisi, Seval Şahin’in editörlüğünde dinleyicilerle buluşuyor. “Yaz Sıcağında Bir Esinti” başlıklı serinin ilki 120. doğum yıldönümü vesilesiyle Ahmet Hamdi Tanpınar’a ayrıldı. Dergâh Yayınları’nın desteğiyle hayata geçen projeye farklı alanlardan birçok yazar, şair, sanatçı ve akademisyen katıldı.

Kültür Sanat Şehir dergisi Z, 5. kez okur karşısında. Zeytinburnu Belediyesi tarafından yayımlanan tematik dergi, “kütüphane” konusunu mercek altına alıyor. 508 sayfa boyunca insanlık tarihinin bilinen en eski dönemlerinden günümüze kadar farklı kültürlerde kütüphanenin seyri, kütüphanenin unsurları, kütüphaneciler, kütüphane sahipleri ve kütüphane literatürü inceleniyor. 

Türk edebiyatının usta ismi Sait Faik Abasıyanık'ın hatırasını yaşatmak amacıyla her yıl bir öykücüye verilen "Sait Faik Hikâye Armağanı" bu kez Şermin Yaşar'ın oldu.

 

Sosyal medya paylaşımları, konuşmalar, anketler, veriler gösteriyor ki pandemi günlerinde evde geçen zamanın ciddi bir kısmını kitaba ayırdık. Türkiye ve dünya genelinde İNSAMER'in yaptığı araştırma kitap yayımı ve okuma oranlarındaki artışa odaklanıyor. Kitapyurdu ve Idefix sitelerinden alınan veriler de korona istatistiklerine katkı sunuyor.

 

 

 

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.