Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Daha önce iki romanı yayımlanmış, ama okuma fırsatı bulamamıştım Jon McGregor’u. “Köpekler Bile”sini okuduktan sonra iyi bir yazarı ıskaladığımı anladım. Gerçekten de özellikle İngiliz Edebiyatı için büyük gelecek vaad eden bir yazar. 1976 yılında Bermuda doğmuş, Norfolk’ta büyümüş, üniversite eğitimini Bradford’da tamamlamış.

//php print_r ($fields); ?>
Yapılmamış şey değil; yazarların gizli odasına girmek veya onları bir kurguda yeniden yaratmak daha önce de denendi. Javier Marias, rastgele seçtiği ve hepsi pılını pırtını toplayıp aramızdan ayrılmış kimi isimlere benzer şekilde yaklaşmış.

//php print_r ($fields); ?>
Dennis Lehane, Kanunsuz’da yine sinematografik üslubu ile bir filmin peşi sıra sahnelerini anlatır gibi yazıyor. Yirmi yaşının tüm uçarılığı ile karşımıza çıkan Joe ile, 1926 yılından itibaren Boston’dan başlayarak farklı coğrafyalardaki içki ve suç ekonomisinin tüm bileşenlerine tanık oluyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Seçimler yaklaşıyor. Büyüklük ucubeliğinin ardına sinmiş Amerikan yalnızlığını, toplumsal ve bireysel ölçekte tedavi etmeyi amaç edinmiş bir başkan adayı var. Grotesk çirkinliği ve iriliği yüzünden anne ve babası tarafından istenmeyen, ikiz kardeşinden ayrılmış biri bu adam. Yalnızlığın ne olduğunu iyi bilir. Seçim sloganı ‘Artık yalnız değilsin!’

//php print_r ($fields); ?>
korktuğumuz ama olacağını öngördüğümüz birçok şey gerçekleşmiş; büyük bir ekolojik kriz var, başta su olmak üzere doğal kaynaklar tükenmeye yüz tutmuş, bütün gıda maddeleri hormonlu, gdo’su değiştirilmiş.

//php print_r ($fields); ?>
Tarihte “coğrafi keşifler çağı” olarak anılan dönemde neler yaşandığını, daha da önemlisi bu dönemi başlatan unsurları hepimiz az çok hatırlıyoruzdur, ezberlemiştik zamanında; ne de olsa, coğrafya sınavlarının vazgeçilmez (banko) sorusudur!

//php print_r ($fields); ?>
Ruhun kanayan yaralarının mürekkebe karıştığı sürecin romantik sancılarına, bu satırları okuyacak kadar mezkûr illetten mustarip herkes aşağı yukarı aşinadır. Kimi zaman hüznümüze kimi zaman da öfkemize yaslanarak, sepya ışığın aydınlattığı saman kağıdın gölgesine, geceler boyu insan olmanın kederinden mütevellit laneti karalarız.

//php print_r ($fields); ?>
“Zengin bir adam olsaydım bile dış görünüşüme ilişkin tam bir özgüven duygusuna sahip olamazdım. Yalnızca bir metre elli santim boyunda biriyim, tenim koyu renk ve dişlerim öne doğru çıkıntılı.” (s. 76)

//php print_r ($fields); ?>
Tarih kitaplarını açıp tozun toprağın içine gömülmeyi göze alanlar, belli yıllara odaklanıp ötekileri pas geçebilirler. Bu çok doğal. Ama o büyük kırılmaları yaratan, aslında önceki senelerin hazırladıklarıdır.















