Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Şiire övgü, şairin ölümü

Dilin bize biçtiği kimliğin bir form olarak kabuğunu kıran, onu dönüştüren ve sonsuzlaştıran yaratıcı bir söz şiir. Ona dair tüm edim ve deneyimlerimizi, bir yaşam pratiği ile sınırları aşan zamansız hatta belki zamanın kendisi olan güçlü bir eylemin öznesi haline de getiriyor.



Kanıksamışken, şaşırmak...

Bekir Yıldız, töre cinayetlerini, Almanya’daki Türkler’i, göçmen çaresizliğini anlattığı Beyaz Türkü’de, kırsal kökenli yoksul insanların yaşadığı çıkmazlara odaklanmış. Karakterlerinin önemli bir kısmını Kürt kökenli, Güneydoğulu insanlardan seçen Yıldız, onların ait oldukları yaşam ve kültürden kaynaklı trajik yaşamlarına dokunmuş.



Öykülerden ilhamla

Muhayyileleri peri masallarının tomar tomar müsveddeleriyle dolu nesiller, dünya üzerindeki günlerini tükettiler. Sıra bize geldi. Bizim hayal gücümüzü dolduran mekanlar Çin ve Maçin’de değil, burada, İstanbul’da; ejderhaların kaçırdığı prenseslere değil çocuk gelinlere üzülüyoruz ve gözlerimiz gökten düşen elmaları değil de metinlerarasılık izlerini arıyor.



Nesre sığmayan bir şiir

José Martí, Kübalı bir şair ve bir Kübalı için bile fazlasıyla siyasi bir sanatçı. Milliyetçi bir lider olan Martí, genç yaşta siyasete atılarak Küba’nın İspanya’dan bağımsızlığı için mücadeleye ve çatışmaya başlamış.



Doğmamış kitaplar kütüphanesi

Burası bildiğiniz kütüphanelerden değil. Buradaki kitapları kimse okumaz. Raflarımıza özenle yerleştirilmiş kitaplar yerlerini asla terk etmez. Amacımız, kitaplarımıza ebedi bir istirahat ortamı yaratmak. Bir tür huzurdan kale. Şirket bunu garanti ediyor. Okunmak için yazılmamıştır kitaplarımız. Hatta basılmamışlardır. El yazmasıdır. Yazar defterleridir.



İkiye bölünmüş hayat: Göçmenlik

"Nina B., Rue de Saussure 55 numaralı binada ölü olarak bulundu. Ölüm nedeni, ateşli silah yarası. Eve zorla girildiğine dair bir belirti yok. El çantasında 10 frank bulundu. Dördüncü katta tamirat yapan göçmen işçiler vardı. Kıskançlık cinayetinden şüphelenilmiş, fakat delil yokluğu sebebiyle bu varsayımdan vazgeçilmiştir.



Kendini yeniden var eden kadının romanı

Her aşk bir keşif alanıdır. Karşınızdakini keşfederken bir yandan da kendinizi keşfedersiniz. Yeryüzü ayaklarınızın altında büyür, çiçeklenir ama hayata karşı attığınız adımlar hafifler. Başlangıçlar ise insanı nedense hep korkutur. Bizim evde Çalıkuşu sendromu diye adlandırdığımız durumdur bu; sevdiğimiz insanların başına öncelikle taş atmayı neden bilinmez huy edinmişiz.



Hint Fakiri Harikalar Diyarında

Bir roman ne zaman otobiyografik sayılır? Yazar başından geçenleri anlattığında mı? Yoksa yazar başından geçmesini umduklarını anlattığında mı? Bir Ikea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri'nin Olağanüstü Yolculuğu tam da bu çizginin üzerine yazılmış roman. Peki Fransız bir yazar ile bir Hint Fakiri'nin ne tür bir ortak noktası olabilir?



Dünyanın tüm anaları

Okumuş yazmış, diplomalı, entelektüel tecessüs sahibi, modern dünyayla problemli hatun kişilerden çalışmayı bırakıp anneliği tercih edenlerin yaşadıkları gelgitlerin hikayesinin yazılmasını ne zamandır bekliyorduk. Nitekim, yeni annelik diyebileceğimiz bir hayalet her yanımızı sarmış durumda.



Robin Hood hain miydi?

Henüz onlu yaşlarınızdayken aklınıza kazınan ilk kelimeyi hatırlıyor musunuz? Akşamları yatağa yattığınızda, rüyaya dalmadan önce tekrar tekrar zihninizi kurcalayan, o küçücük hayatınızın anlamı olacak kelimeyi. En naifinden diyelim ki... Belki "dost"tu, belki "aşk". Peki ya '"ihanet", "hain", "sığınmacı", "vatandaş"? Bunlar sizin sözlüğünüzde var mıydı? Profi’nin var.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.