Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Francisco Goya’nın 1797 tarihli gravürü “Aklın Uykusu Canavarlar Yaratır”, ışıklar söndürülüp karanlık basınca, çocuklar yataklarının altından çıkacak canavarlardan nasıl korkarsa, karanlığın ve bilinmeyenin içinden çıkabileceklere dair korkuyla karışık her türlü fantezi için ilham vericidir.

//php print_r ($fields); ?>
Son yıllarda iyice çoraklaşan şiir ortamımızın ilginç ve kendine özgü şairlerindendir Azad Ziya Eren. Ama şiirlerini kurma biçimi ve tekniği bakımından değil, daha ziyade şiirlerinin haletiruhiyesi, iklimi bakımından; ki hep Ortadoğu’ya bakmaktadır ve mistik bir bakışı ve duyuşu taşımaktadır. Bunda, eminim, Diyarbakırlı ve orada büyümüş olmasının da payı vardır.

//php print_r ($fields); ?>
Her edebiyat ortamının bir açık bir gizli örgütlenme şekli vardır. “Gizli” denilince akla neler neler geliyor. İlk akla geleni, güç-çıkar bileşkesi içinde yürütülen faaliyetler. Kulisler, lobiler, al gülüm ver gülümcüler vb. Bilgi sosyolojisi içinde daha iyi anlayabileceğimiz büyük cemaatler de edebiyatı kendilerine uygun bir şekilde örgütlemeye çalışırlar.

//php print_r ($fields); ?>
Ülkemizde adını Yaşlı Adamın Savaşı'yla duyurmuş olan ödüllü Amerikalı bilim kurgu yazalı John Scalzi'nin Star Trek evreninde geçen, bilim kurgu ve komedi türlerini sentezlediği yeni kitabı Kırmızı Üniformalılar geçtiğimiz günlerde yazarın öteki kitaplarını da okuyucuyla buluşturan İthaki Yayınları'nca okuyucuya sunuldu.

//php print_r ($fields); ?>
“Yaşamak Zamanı” Dilem Yayınevi'nden yayınlanmış, cep kitabı boyutlarında, Ozan Hüseyin Erkan 'ın özgün şiirlerini kapsayan şirin bir yapıt.

//php print_r ($fields); ?>
Bugüne kadar öyküleriyle tanıdığımız Jale Sancak, ilk romanı Fırtına Takvimi’nde Andolu'nun uzak bir köşesinde, kayıp bir kasabaya sıkışıp kalmış insanları, onların kırık dökük hayatlarını ve artçı sarsıntılarıyla hepsinin kaderini ortak kesen bir ölüm olayını işliyor.

//php print_r ($fields); ?>
Gülüzar, kız çocuklarının Türkiye’de sıkça rastlanan fakat göz ardı edilen benzer hikayelerinden biri aslında. Karakterindeki olağanlık, yaşadığı durumları alışılagelmiş kalıplara yerleştirse de, aslında belli başlı bir sorunun baş kahramanı olduğu gerçeğini okuyucunun yüzüne vuruyor.

//php print_r ($fields); ?>
Wapshot Kayıtları’nın Eylül 2016’da yayımlanmasından iki ay sonra, Cheever’ın bu sefer bir öykü kitabı çıktı: Güz Nehri.

//php print_r ($fields); ?>
Çocuklara yönelik cinsel istismar, en sık yaşanan ama en çok üzeri örtülen toplumsal sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın hemen her yerinde, insan denen yaratığın bulunduğu her alanda yaşanabilen bu korkunç travmanın izleri ise, çocuklukla birlikte ne yazık ki bitmiyor.

//php print_r ($fields); ?>
Edebiyat üzerine söylenen beylik lafların nihayeti yoktur. Bunlardan biri de, edebiyatın ötekinin ve ötekiliğin deneyimini sunarak ben ile ben-olmayan arasına bir halat germesidir. Ben-olmayan’ın deneyimi okundukça halatın boyu kısalır. İnsan kendisini ve ötekini bu karşılaşma ile tanır. Halat kaybolur. Tüm edebiyata mal edilebilecek beylik laflardan biridir bu.















