Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Edebiyat, dünyalık bir iş; dünyaya sıkışıp kalmak da var, sığamamak da... Ama tabii önce dünyaya açılmak gerekiyor. Peki nasıl? Eğer Türkiye ile birlikte dünya edebiyatını da takip etmeye niyetlenmiş bir okursanız, çaresiz, yolunuz önce eleştiriden geçecek.

//php print_r ($fields); ?>
Dünya tarihini değiştiren, konumuzla alakalı en önemli icatlardan biri yazı ise diğeri kuşkusuz matbaadır. Matbaa denildiğinde de akla gelen ilk isim 3 Şubat 1468 yılında hayata gözlerini yuman Johannes Gutenberg’tir. Modern matbaacılığın babası olan isimden önce de matbaa Çin’de yüzyıllar öncesinde kullanılıyordu.

//php print_r ($fields); ?>
Dan Brown’ın yeni romanı Başlangıç’ın yavaş yavaş görünür olmaya başladığı dönemde, merak ateşini harlandıran haber şu olmuştu: “Kitapların yayıma hazırlanma süreci de merak uyandıran Dan Brown’ın –Cehennem romanının hazırlık sürecinde olduğu gibi– yeni roman

//php print_r ($fields); ?>
Bu ayın kapak konusu, Türkiyeli edebiyatçıların eserleriyle yurt dışı serüvenleri olunca, KararsızOkur'u da Türkiyeli edebiyatçıların buraya taşıdıkları kentler ve bu kentleri bize sunan kitapları üzerine kurduk.

//php print_r ($fields); ?>
Köşesiz Hüzünler
Behçet Çelik’in 2010’da yayımlanıp 2011’de Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan kitabı Diken Ucu, içerdiği on dört hikayeyle Çelik’in yazı dünyasına ışık tutmaktadır.

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Ayfer Tunç’un yeni romanı Osman, bireysel ve toplumsal olmak üzere iki ana boyuttan oluşmaktadır. Romanın bireysel boyutunu, Osman’ın günlükleri; toplumsal boyutunu ise, Osman’la ilgili yazarın yaptığı söyleşiler oluşturur. Yazar, Osman’ın günlüklerini bir sahaftan alır.

//php print_r ($fields); ?>
Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. İlk soruyu da o yazar üzerine çalışmalar yapmış bir isme yönelttik. Öyleyse soruyoruz: Siz Zabel Yesayan'ı niçin okuyorsunuz?

//php print_r ($fields); ?>
Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

//php print_r ($fields); ?>
Metropolde ya da şehir merkezlerinde, kalabalık sokaklara ve caddelere henüz gözetim altında çıkabildikleri dönemde, çocukların sığınakları kendi odaları olur genelde. Hayalgüçleri henüz kapatılmamışken, duyduklarını ya da gördüklerini kendilerine özgü saflıkla algılar, bir çırpıda fantastik boyuta geçirirler.
