Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

//php print_r ($fields); ?>
Yazarların okunmadığından, okurların da yeterince yazılmadığından dert yandığı eleştiri, deneme ve edebiyat incelemeleri üzerinden bir dünya kurmak mümkün mü; ya Türkçe edebiyatın bugününü bilmek ve geleceğini kestirmek? Edebiyatı anlamak elbette öncelikle okumaktan geçiyor. Ama iyi bir edebiyat okuru işi asla şansa bırakmaz, sadece kendi bakış açısına ve kişisel beğenisine saplanıp kalmaz!

//php print_r ($fields); ?>
Dili eril aklın ürünü olarak kabul eden uygarlığımızın tarihi, edebiyatta da erkek yazarların, erkek kahramanlarının görkemli hikayeleri olarak kendisini gösterir.

//php print_r ($fields); ?>
Belleğimizin, bir başka deyişle yeryüzü tecrübemizi zihnimizde hikâye etme biçimimizin aslında “kim” olduğumuzla güçlü ilişkisini inkâr edemeyiz. Kuşkusuz hem bilincin kuşattığı alan hem de bilinçdışımızın sisli derinliklerinde saklananlar, dünyanın geri kalanı ile kurduğumuz kendilik ilişkilerinin zihnimize nasıl kazındığı ile şekilleniyor.

//php print_r ($fields); ?>
Sanat, doksanlı yıllara gelindiğinde savrulduğu farklı köşelerden tek tek toparlanır ve yeniden hikaye anlatmaya çevirir yüzünü. Çevirir çevirmesine de, hâlâ bir karar verebilmiş değildir dünya: Hikayeyi izlemek ya da hikayeyi görmek mi daha etkilidir, yoksa okumak mı? Sanata edebiyat açısından baktığımızda en temel sorumuzdur bu.

//php print_r ($fields); ?>
Beklenen haber geldi: Stranger Things geri dönüyor! Netflix'in kısa sürede kültleşen yapımlarından Stranger Things kendi sadık izleyicisini yaratmayı da başardı elbette. Haliyle dizinin ikinci sezonunun ne zaman başlayacağı da ciddi bir merak konusuydu.

//php print_r ($fields); ?>
Ölüm… Hayat bütün hızıyla akarken, bu kelime insana ne kadar uzak ve soğuk geliyor öyle değil mi? Peki henüz hayata yeni başlayan bir çocuk için ölüm ne ifade ediyor? Çocuklar ölümü ve öldükten sonraki hayatı bir merak çemberi içinde sordukça sorarlar. Peki, onlara tatmin edici bir cevap verebilir ve onların anlayacağı dilden anlatabilir miyiz?

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Bir şeyin anlaşılır olması için, okunup yazılabilmesi gerekir. Bilginin iletimi için her şeyden önce, tıpkı okullar gibi yapısı önceden oluşturulmuş ortak bir anla(ş)ma zeminine gereksinim var. Düşünce, tıpkı insanlık ailesinin çevresinde buluştuğu büyük bir masaya benzer. Bu seçilmiş alan, binlerce yıllık bir düşünce geleneğine sahip evreni ayakta tutan ilahi bir güce sahiptir.

//php print_r ($fields); ?>
Öncelikle Britanyalıların, sonra Amerikalıların ve nihayetinde dünyanın her tarafından insanın göçtüğü, ABD’nin kuzeyindeki ikinci yeni dünya, NATO’nun iletişim merkezi (Marshall McLuhan’a da çok şey borçlulardır herhalde), ABD’nin mülayim tersi, bir zamanların Nova Scotia’sı, Alice Munro sayesinde Nobel’lenmiş, ama Margaret Atwood sayesinde de daha popüler okurların haritalarına kazınmış, beni














