Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
“Belki de hepimiz arada sırada biraz deliriyoruzdur.”

//php print_r ($fields); ?>
İsveçli kimyacı Alfred Nobel anısına 10 Aralık 1901'den beri ödül dağıtan İsveç Akademisi, Leo Tolstoy, James Joyce, Virginia Woolf, Mark Twain, Joseph Conrad, Anton Chekhov, Marcel Proust, Henry James, Henrik Ibsen, Emile Zola, Robert Frost, W.H. Auden, F. Scott Fitzgerald, Jorge Luis Borges ve Vladimir Nabokov'u atladığı için eleştirildi.

//php print_r ($fields); ?>
Keşfet'in bu ayki konuğu Bahadır Baruter.
Sizlere keşfetmeniz için John Berger’in Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı isimli kitabını öneriyor, hem de kendi el yazısıyla!
Bu kitaptan altını çizdiği cümle ise şöyle: “Daha önce kimse boyayla küfretmemişti.”

//php print_r ($fields); ?>
Selçuk Demirel’in Yazarların Yüzünden kitabında bir araya getirilen “çizgi-portre denemeleri,” tanıdık gelecektir. Behçet Necatigil’den Oğuz Atay’a, Orhan Pamuk’tan Dostoyevski’ye 73 “yazı’n” insanının çizgi-portrelerinin büyük bir çoğunluğu, 2006-2016 arasında Milliyet Kitap ekinin kapak desenleri olarak da çıkmışlardı karşımıza.

//php print_r ($fields); ?>
Şiir ve roman gibi edebî eserlerin yanında çok sayıda deneme ve incelemeye de imza atan Ümit Aktaş’ın ilk romanı Âdem. İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’i tarihin sıfır noktasına inerek sancılı bir başkaldırının, ilk büyük kaçışın, en uzun sürgünün yongalarını hayata ve tabiata serpiştirerek ele alıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Tam güneş tutulmasına şahit olmak bir kişinin ömründe sayılı kez gerçekleşebilecek bir durum.

//php print_r ($fields); ?>
Edebiyat ile hukukun kesiştiği noktaya, daha doğrusu olası noktalara doğru ilerlediğimizde, karşımıza ilk çıkacak yapıtların Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ile Kafka’nın Dava’sı olacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

//php print_r ($fields); ?>
Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

//php print_r ($fields); ?>
Çok değil, bundan on beş yirmi yıl önce Türkiye'ye yurt dışından kitap getirtmek –kredi kartımı versem mi, postacı paketi getirecek mi, ya gümrüğe takılırsa gibi endişelerle birlikte– hayatımıza giren müthiş bir yenilikti. İnternet sayesinde burada bulamadığımız yüz binlerce kitap bir anda erişilebilir olmuştu. Gelen her paket, benim için bayram heyecanı gibi bir şeydi. Hâlâ da öyledir.

//php print_r ($fields); ?>
Yazarlık her ne kadar doğrudan yaratıcılıkla ilgili görünse de bir yönüyle de oldukça teknik bir iş. Öte yandan yazarlığa adım atmak da bir hayli zor. Yazdığınız hikaye yeterince gerçekçi olacak mı? Kurgu bir noktada fire verecek mi? Okurlar beğenecek mi?

















