Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Dave Eggers, çağdaş Amerikan edebiyatının en üretken isimlerinden... Metinlerinin sinemasal bir gramere yakınlığından olacak, hem romanlarıyla hem de katkıda bulunduğu senaryolarla beyazperdeyle de sürekli dirsek temasını koruyan bir yazar.

//php print_r ($fields); ?>
On yıl önceydi galiba, yağmurlu bir Üsküdar gecesinde, gri paltosunun iç cebinden bir silah gibi çekip, büyük bir iştiyakla yüzüme doğru uzatmıştı, net olarak hatırlıyorum. Uzatmış ve şöyle demişti; “Çok fena metin, içer gibi okumalı bunu.” Eski bir dostumdan bana kalan o taze hatıra, sayfaları hafifçe katlanmış kitap, namlusu bana doğrultulmuş halde elimdeydi artık.

//php print_r ($fields); ?>
Geçen yıl tam bu zamanlardı, ülkede deyim yerindeyse tüm taşların yerinden oynayacağı bir döneme girdik. Memleketin en simgesel, en kalabalık meydanlarından biri olan Taksim’in minik ve hadi kabul edelim biraz da atıl olan tek parkı Gezi, artık hiç kimse için sadece bir park değil.

//php print_r ($fields); ?>
Sabitfikir’in Mart sayısında yayınlanan ve Fatih Balkış’ın Karaçam Ormanı’nda kitabını ele aldığım yazının girişinde, Kafka yayınevinin diğer Türkçe edebiyat eserlerinden bahsederken Cahide Birgül’ün de adını anmıştım. Bu defa, müstakil bir yazı ile, ilk baskısı 1998’de yapılan yazarın ilk romanı Gölgeler Çekildiğinde üzerine konuşalım isterim.

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Gittikçe kalabalıklaşan, paylaşım mücadelesinin sertleştiği, -kimilerine göre postkolonyal, kimilerine göre ise küresel kapitalist dönemde- siyasi ve ekonomik anlaşmazlıklar nedeniyle yaşanmaz hale gelmiş bir dünyada hayatta kalmaya gayret ediyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Abdullah Harmancı’nın yeni öykü kitabı Baltan Taşa Değecek, Muhit Kitap tarafından yayımlandı. Yazar, gerek Kurmacanın Büyülü Sureti adlı kuramsal eseriyle gerekse öykü kitaplarıyla öyküyle olan dostluğundan ödün vermedi. Muhteris’te keşfettiğim bir şey vardı onun öyküsüne dair: Hayatın keşmekeşine kapılıp unutulmaması gereken bir bakış vardır onun öykülerinde.

//php print_r ($fields); ?>
Ömürlerinin merkezine siyasi saflaşmayı almadılar, apolitiklikle suçlandılar. Aslında sivilleştiklerini hiç düşünemedik. Eski nefretlere, köhnemiş söylemlere, düşmancıl politik sınıflara yüz vermediler diye siyaseten ilgisiz sandık onları. Hep yargıladık: Tek dertleri internetti, ah bu nesil ne olacaktı, nasıl kurtaracaktık bunları...

//php print_r ($fields); ?>
James Baldwin’le ilgili bir bahis açıldığında ilk söylenen, onun siyah eşcinsel bir Amerikalı edebiyatçı olarak ayrımcılığı birkaç misliyle, birkaç katmanda deneyimlediğidir.

//php print_r ($fields); ?>
Günümüz bilim ve teknolojisinin ulaştığı seviyeyi kedilere borçlu olduğumuz söylenir. Kilisenin cadılıkla suçladığı kediler Ortaçağ Avrupa'sından temizlendi ve kentler fare istilasına karşı savunmasız kaldı. Fareler ve pirelerinin sırtındaki veba, kıtanın üzerinden silindir gibi geçti ve halkın kedi kıyımından sorumlu tuttuğu kilisenin otoritesi onarılamayacak şekilde sarsıldı.















