Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Savaşın gölgesinde terleyen aile

"Hiçbir yerde kök salmak istemiyorum", çok yakın bir arkadaşımın ağzına uzun yıllar sakız olmuş bir laftı. Bunun hakkını verdi; önce Yunanistan'a oradan da dünyanın öbür ucundaki Yeni Zelanda'ya göçtü. Beş senelik yerleşiklikten sonra bildiğim kadarıyla yine rahat durmuyor. Anlayacağınız yeni bir ülke arayışında.

 



Deniz fenerlerini merak etmek

Yazan kişinin dünyanın bin türlü konusu içinde hep aynı konulara çekiliyor olması bana bir kusur gibi gelmiyor. Bilakis üzerinde düşünülen ve yazılan meseleler, bir yazarın külliyatında kendi içinde bir süreklilik gösterdiğinde, ben kendimi bir okur olarak daha iyi bile hissediyorum. Çünkü, diyorum, yazar dünyadaki derdini bulmuş, yani kuyusunu...



Dönme dolabın peşinde

Günlerden bir gün yemek yerken masanızın üzerine bir deniz kaplumbağası düşse ne yaparsınız? A) Bayılırsınız. B) Deprem olduğunu sanıp masanın altına saklanırsınız. C ) Kaplumbağanın canlı olup olmadığını kontrol edersiniz. D) Hiçbiri. Evet, hiçbiri. Çünkü günlerden bir gün yemek yerken masanızın üzerine bir deniz kaplumbağası düşmemesi gerekir.



Sisifos'un çürüyen içi

Tanrıların günün sonunda yeniden aşağıya yuvarlanacak bir kayayı sonsuz kez zirveye taşımakla cezalandırdığı Sisifos’u bilirsiniz. Onu farkındalığı yüksek bir insan olarak hayal eden Albert Camus, dünya denen kaos yumağının bir amacı bulunmadığını kabullenen bilinciyle, kaya yuvarlamanın diğer hiçbir eylemden farkı olmadığını idrak eden Sisifos’u mutlu biri olarak tasarlıyordu.



GrafikRoman // Yanı başımızdaki çizgi roman

Sadece bizde değil, çizgi romanın endüstri olduğu ülkelerde bile olabiliyor, grafik romanla ilgili yanlış bir algı var. Sanılıyor ki, başlayıp biten bir serüveni anlatan her tek çizgi roman eseri grafik romandır. İlgisi yok; baskı niteliği, sunum, hacim veya başlayıp bitmesiyle açıklanamaz grafik roman.



Yazar hikayesini arıyor

2005 yılında yayımlanan ilk romanı Başkalarının Kokusu ile yayın dünyasına umut verici bir adım atmıştı Aslı E. Perker. İkinci romanı için acele etmedi ve dört yıl sonra Cellat Mezarlığı ile çıktı okuyucusunun karşısına yeniden. Adının yarattığı çağrışıma uygun biçimde polisiye bir yanı vardı Cellat Mezarlığı’nın; ama Aslı E.



Robert Walser’in uzun yürüyüşü

İyi bir inceleme okumak sahih okurları krallar katına oturtur, sıkı bir biyografiye rast gelmek biz dünyanın yetimlerine kaftanlar giydirir. Ne ki, insanın ahir ömründe bu ikisiyle karşılaşması pek seyrektir.



Kendimizin hazzı

Aşina olduğumuz kokularla karşılaşmak hepimize mutluluk verir. Sonradan belirli bir anla özdeşleştireceğimiz bazı kokular, başımızdan geçen o belirli ânı da ölümsüz kılabilir. Bazense ancak geçmişi anımsatabilirler bize. Hüzünlenir, o kokuların sahiplerini, çağrıştırdıklarını özleriz. Bazılarının ne zaman karşımıza çıkacağı belli olmaz.



A-7713'ün romanı

Elie Wiesel, Romanya doğumlu, soykırım mağduru Yahudi bir yazar. Annesi ile kardeşinin büyük ihtimalle yaşamlarını yitirdikleri Auschwitz Toplama Kampı kabusunu bizzat yaşamış. Sol koluna yapılan ve onu kimliksizleştiren dövmeyle A-7713 numaralı esire dönüşmüş. Babasını başka bir toplama kampında kaybetmiş, savaştan sonra bir Fransız yetimhanesine yerleştirilmiş.



Müzik // Işıldayan tozlar albümü

Türkiye’nin geçmişinde “sisli” olmayan bir dönem var mı acaba? Hele söz konusu Batı mamulü bir müzikse... Neyin, ne zaman, ne olduğu; kimin, neyi, nasıl yaptığı tam anlamıyla kayda geçmiş olabilir mi?

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.