Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Sadece bizde değil, çizgi romanın endüstri olduğu ülkelerde bile olabiliyor, grafik romanla ilgili yanlış bir algı var. Sanılıyor ki, başlayıp biten bir serüveni anlatan her tek çizgi roman eseri grafik romandır. İlgisi yok; baskı niteliği, sunum, hacim veya başlayıp bitmesiyle açıklanamaz grafik roman.

//php print_r ($fields); ?>
İstanbul’un ne zaman adı geçse, sanki şehrin üzerinden ince bir lodos geçer de herkesin zar zor içinde tuttuğu kelimeler ortaya saçılıverir. Şehre dair ne hissettiklerimiz ne de söyleyeceklerimiz biter ama hep insan olmanın o görünmez duvarlarına toslar kalırız.

//php print_r ($fields); ?>
Hagop Baronyan'ın adını ilk kez, bundan birkaç sene önce İstanbul'da Şehir Tiyatroları’nda Engin Alkan rejisiyle izleme fırsatı bulduğum Şark Dişçisi oyunuyla duymuştum. Gerek oyunun sahnelenişi gerekse oyuncuların unutulmayacak performanslarıyla zihnimde yer eden bu oyunun hikayesini ve metnini de çok beğenmiştim. Baronyan'ın kaleminin gücünün bu vesileyle farkına varmıştım.

//php print_r ($fields); ?>
Türkiye’nin geçmişinde “sisli” olmayan bir dönem var mı acaba? Hele söz konusu Batı mamulü bir müzikse... Neyin, ne zaman, ne olduğu; kimin, neyi, nasıl yaptığı tam anlamıyla kayda geçmiş olabilir mi?

//php print_r ($fields); ?>
Aradaki Nehir, bir ülkenin ve ülke insanlarının kaderinin -kendi istekleri dışında- dışa bağımlı hale gelmesinin temel hatlarını çiziyor. Sömürgeleştirilmenin tarihi de diyebileceğimiz sürecin nasıl başladığını ve nasıl ilerlediğini oldukça sade, bir yandan da şiirsel bir dille anlatıyor roman.

//php print_r ($fields); ?>
Ursula K. Le Guin’le Konuşmalar, Le Guin’in yazı üzerine düşüncelerini ve eserlerini yaratma sürecini merak eden okurun ilgisini çekecek bir kitap. Yazarla 1980-2006 yılları arasında yapılmış söyleşilerden oluşuyor, ama aklınıza bildik türde röportajlar gelmesin. Söyleşilerin en önemli özelliği, “soru-cevap”ın ötesine geçen gerçek birer diyalog olması. Ursula K.

//php print_r ($fields); ?>
Shakespeare’in bir arkeolog olmasını kabullenir miydiniz; daha doğrusu, Shakespeare’in bir arkeolog olmasına tahammül eder miydiniz?

//php print_r ($fields); ?>
16-25 Aralık 1989'da, Romanya Devrimi bütün ülkeyi harekete geçirirken bir dönemin de bitişini haber veriyordu. Çavuşesku'nun “kalkınma hamlesi” adı altında Romanya kaynaklarını sıfırlayarak uyguladığı politikalar ve “Halkın Sarayı” ismini verdiği yapının yoksulluğa rağmen lüksle donatılması, Romanya'da sokakları insanlarla doldurup taşırmıştı.

//php print_r ($fields); ?>
Sinema ve edebiyatla haşır neşir olanlar, çift dedektifli hikayelere de aşinadır mutlaka. İrlandalı yazar Keith Ridgway de, Hawthorn ile Child’da böyle güçlü bir öykü getiriyor önümüze. Ancak bu, ne tam bir polisiye ne de bilindik kalıplara sığan bir roman.

//php print_r ($fields); ?>
Dünyaya fırlatılmışlığında insanın, bir şeyler saklıdır. Bu fırlatılmışlığın gölgesinde dünya ürkütücü, hayaletimsi bir ormandır ve varlığın buradalığı olarak mevcudiyet, dünyanın gizemli karakterine karşı “tekinsiz” hisseder. Bu fırlatılmışlık dünyanın kuytudaki mevcudiyetinden mi gelir, yoksa dünyanın ürkütücülüğünün sebebi bu fırlatılmışlık mıdır bilinmez.
















