Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



"İpe sapa gelmez" bir anlatı

Tibor Fischer 1959 İngiltere doğumlu, Macar asıllı bir yazar. 1992’de yayımlanan ilk romanıyla başarılı bir giriş yapıyor edebiyat dünyasına. Under the Frog adlı o roman, meşhur Booker Prize’ın kısa listesine girebilen ilk çıkış kitabı olma şerefine nail oluyor.



Okur-gezerler için

Alberto Manguel yeni kitabı Gezgin, Kule ve Kitapkurdu’nda, “Kitap, içinde yolculuğa çıkabileceğimiz bir dünyadır,” diyerek okurluğun bir tür gezginlik olduğunu vurguluyor. Böylece şu bildik “çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” ikilemini boşluğa düşürüyor. Edebiyatın da en az yaşamak kadar güçlü bir deneyim olduğunu söylüyor.



Ergen kokusu

Lise iki ve lise son, hayatımın çok acayip yıllarıydı. Ondan sonra geçecek yirmi yılda okumadığım kadar Sartre, Camus, Nietzsche, Hesse, Zweig okumuş, hayat ve ölüm hakkında derin derin düşünmüş, müziğin içime işlediğini hissetmiş (kimi şarkıların, şarkı sözlerinin, albümlerin, vokallerin, soloların vs), felsefe kelimesini haddinden fazla kullanmıştım.



Bir Yönetmenin Günlüğü: Sinematograf Üzerine Notlar

“Gerçekle sahtenin karışımı

sahteyi verir.”

 



"İnsanlar Boğaz'ı üstünden tanır, balıklar içinden"

Balıklarla normalden biraz daha fazla ilgilenenlerin başucu kitaplarını -özellikle telif eserler söz konusu olduğunda- maalesef bir çırpıda sayabiliriz.



Dünyanın yeni despotları: Çok uluslu şirketler

Ned Beauman, ilk romanı Boksör Böcek (2010) ile ülkesi İngiltere’de birden fazla ödül kazanmış, ikinci romanı Işınlanma Kazası (2012) ile de Man Booker Ödülü'ne aday gösterilmişti. 1985 doğumlu olan Beauman, 2013 yılında Granta dergisinin “En İyi 20 Genç Yazar” listesinde de yer almıştı.



Daha güzel bir dünyanın mümkün olduğuna olan inanç

Karlar Eridiğinde, Willo adlı bir çocuğun “kendi sesini bulmasının” öyküsü. 14 yaş ve üzerine hitap eden roman, bir yaş dönümü öyküsü gibi okunabiliyor fakat aslında “çocuk” olmanın mümkün olmadığı bir dünya resmediyor. Açlıktan ölen bebeklerin, derisi yüzülmüş cesetlerin ve işkenceye uğrama ya da donarak ölme ihtimalinin köşebaşında beklediği bir yer burası.



Hiçbir Şey Hakkında: Gariplikler

Seinfeld’in mizahının arkasında yatan büyük gücün, dizinin hiçbir şeyle ilgili bir dizi olmasından ileri geldiği rivayet edilir; kült televizyon dizisi, sezonlarından birinde bu tartışmaya da odaklanır. Karakterler Jerry ve George, bir televizyon programı yapmak istediklerinden bahsederler. Bu program, hiçbir şey hakkında olacaktır.

 



Tersine akan bir nehir

“Dans edeceğim. Her bir notayı hatırlayacak, bedenimi ritme uyarak hareket ettireceğim; çünkü kendime kim olduğumu hatırlatmanın en iyi yolu bu; özgür bir kadınım ben!” (s. 88)



Kuzeyde bir Bildungsroman: Yazar olma meselesine bir bakış

Bir yazarın eserlerini okumanın değil de, onun hayatına dair bilgi sahibi olmanın daha cazip geldiği bir zamanda yaşıyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.