Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
-Bizet’in Je Crois Entendre Encore isimli aryası eşlik edebilir bu yazıya-

//php print_r ($fields); ?>
Alberto Manguel yeni kitabı Gezgin, Kule ve Kitapkurdu’nda, “Kitap, içinde yolculuğa çıkabileceğimiz bir dünyadır,” diyerek okurluğun bir tür gezginlik olduğunu vurguluyor. Böylece şu bildik “çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” ikilemini boşluğa düşürüyor. Edebiyatın da en az yaşamak kadar güçlü bir deneyim olduğunu söylüyor.

//php print_r ($fields); ?>
Lise iki ve lise son, hayatımın çok acayip yıllarıydı. Ondan sonra geçecek yirmi yılda okumadığım kadar Sartre, Camus, Nietzsche, Hesse, Zweig okumuş, hayat ve ölüm hakkında derin derin düşünmüş, müziğin içime işlediğini hissetmiş (kimi şarkıların, şarkı sözlerinin, albümlerin, vokallerin, soloların vs), felsefe kelimesini haddinden fazla kullanmıştım.

//php print_r ($fields); ?>
Balıklarla normalden biraz daha fazla ilgilenenlerin başucu kitaplarını -özellikle telif eserler söz konusu olduğunda- maalesef bir çırpıda sayabiliriz.

//php print_r ($fields); ?>
Ned Beauman, ilk romanı Boksör Böcek (2010) ile ülkesi İngiltere’de birden fazla ödül kazanmış, ikinci romanı Işınlanma Kazası (2012) ile de Man Booker Ödülü'ne aday gösterilmişti. 1985 doğumlu olan Beauman, 2013 yılında Granta dergisinin “En İyi 20 Genç Yazar” listesinde de yer almıştı.

//php print_r ($fields); ?>
Karlar Eridiğinde, Willo adlı bir çocuğun “kendi sesini bulmasının” öyküsü. 14 yaş ve üzerine hitap eden roman, bir yaş dönümü öyküsü gibi okunabiliyor fakat aslında “çocuk” olmanın mümkün olmadığı bir dünya resmediyor. Açlıktan ölen bebeklerin, derisi yüzülmüş cesetlerin ve işkenceye uğrama ya da donarak ölme ihtimalinin köşebaşında beklediği bir yer burası.

//php print_r ($fields); ?>
Seinfeld’in mizahının arkasında yatan büyük gücün, dizinin hiçbir şeyle ilgili bir dizi olmasından ileri geldiği rivayet edilir; kült televizyon dizisi, sezonlarından birinde bu tartışmaya da odaklanır. Karakterler Jerry ve George, bir televizyon programı yapmak istediklerinden bahsederler. Bu program, hiçbir şey hakkında olacaktır.

//php print_r ($fields); ?>
Kitaba, hüzünlü ve tedirgin bir bekleyişle başlıyoruz; ilk satırların ürkekliği bu. Necati Tosuner'in bizi buluşturduğu bir ruh hali. Zaman zaman elimizi nereye koyacağımızı bilemeyişimiz gibi bir belirsizlik. İki kişinin birlikteliğinin ve yalnızlığının birleşimine benziyor. Tosuner'in “ince titreşimlerle örülmüş dinginlik” deyişini andıran bir durum.

//php print_r ($fields); ?>
“Dans edeceğim. Her bir notayı hatırlayacak, bedenimi ritme uyarak hareket ettireceğim; çünkü kendime kim olduğumu hatırlatmanın en iyi yolu bu; özgür bir kadınım ben!” (s. 88)

//php print_r ($fields); ?>
Hepimizin üç aşağı beş yukarı toplumsal bir rolü var. “Bir rol sahibi olma”nın altında ise gözden kaçan sistemler yer alır; bu sistemlere hükmeden en önemli nokta o rolün evvelden yazıldığı, hatta sabitleştirilmiş bir tekste bağımlılığıdır. Kendiliğindendir bu sistemler; farkına varılması acılı ve güç bir süreç taşıdığından kimse umursamaz.
















