Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Yazarlara fısıldayan kediler

Evet hepsi yer, içer, kumuna hazine değerinde bıraktığı şeyleri saklar, oyun oynar ve çoğu zaman uyur. Dışarıdan bakıldığında yeterli bir özet.



Kuzeyde bir Bildungsroman: Yazar olma meselesine bir bakış

Bir yazarın eserlerini okumanın değil de, onun hayatına dair bilgi sahibi olmanın daha cazip geldiği bir zamanda yaşıyoruz.



Akıp giden sular gibi hafızasız, toprak gibi köklü

Balkanlar, başka bir deyişle Doğu Avrupa (ya da Bulgar yazar Miroslav Penkov’un kitabının adından esinle söylersek “Batının Doğusu”) tarih kitaplarında ve haritada kapladığı yer bir yana edebiyatçıların hikayelerine de sıklıkla giriyor. Üstelik sadece o coğrafyanın yazarları ve sanatçıları değil, çok uzaklardan gelenler de bu topraklardan ilham alıyor.



Tanıdık bir hikaye

Yüzyıllar boyu acıyla yoğrulmuş bir coğrafyada geçen tanıdık yaraların hikayesi Segah Makamı. Bugün altmışlı yaşlarını süren nesil bu yaralara şüphesiz hepimizden daha aşina, zira bu onların hikayesi. Biz sonraki kuşaklar içinse çoğunlukla anne ve babalarımızdan dinlediğimiz, kimi zaman da kitaplarda okuduğumuz ya da filmlerde gördüğümüz bir geçmişe ait.



Sanki güzel bir kasabaydı görünen

John Cheever’la Sanki Cennetti Görünen adlı uzun öyküsünün eski bir baskısı vesilesiyle tanışmış, metne hayran kalınca da takibe almıştım. Ey Yıkılmış Hayaller Şehri adlı kitabının da Roza Hakmen çevirisiyle Everest Yayınları tarafından basıldığını görünce bu toplu öyküleri de hemen kitaplığa yerleştirmiştim.



Hakikate dair hikaye

Ne zaman Latin Amerikalı bir yazarın romanı yayımlansa orada ilginç, hareketli ve tedirgin edici bir şeyler bulacağıma inanıp o kitapları büyük bir iştahla okumaya koyuluyorum. Bazıları beni hayal kırıklığına uğratsa da çoğunlukla aradıklarıma erişiyorum. 

 



Her şey zamanla

19. yüzyılın ilk yarısında yaşayan İrlandalı şair Thomas Moore'un "Yazın Son Gülü" başlıklı meşhur bir şiiri vardır; Yahya Kemal'in "Ömrün Şu Biten Neşvesi Tâm Olsun Erenler" şiiriyle de ruh akrabasıdır. Güzelliklerin solduğu, sohbetten lezzetin çekildiği, ahbapsız kalmanın burukluğuyla yazılmıştır ikisi de.



Küba özgürleşirken

Fidel Castro öncülüğünde gerçekleşen Küba Devrimi'nin dünya siyasi tarihinde her zaman özel bir yeri oldu. Kimi mitleştirmelere rağmen, 1958-1959'da yaşananlar bugün bile dilden dile dolaşmaya devam ediyor. Küba'nın, kimilerinin “kutsal mekanına” dönüşmesi ise tam o yıllara dayanıyor.

 



Bir gece vakti

Nobel Edebiyat Ödülü’nün en güçlü adayları arasında sayılan Haruki Murakami, hiç kuşkusuz, Japonya’nın yaşayan en önemli ve en ünlü yazarı. Dünyanın hemen her köşesinde, –onlarca dilde– milyonlarca okuyucuyla buluşuyor. Türkiye’de de seviliyor Murakami romanları. 2004 yılından bu yana hemen her yıl yeni bir Murakami çevirisi mutlaka yayımlandı.



“Yurtdışı” demeyelim isterseniz!

Kütüphaneler ve okur-yazarlık üzerine düşünen, dört yıl boyunca Borges’e kitaplar okuyan, Ahmet Hamdi Tanpınar hayranı Alberto Manguel’i hepimiz biliyoruz; hatta bu ismi, 2015 yılında bir söyleşi için geldiği Boğaziçi Üniversitesi’nde dinleme şansı bile bulmuştuk.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.