Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Çok sayda dile çevrilen 60 kitabı bulunan Frei Betto’nun polisiyesi Brezilya Oteli, bir otelde işlenen seri cinayetler etrafında gelişiyor. Katilin ve bir sonraki kurbanının kim olacağı sorusuyla hikayenin gizemini sonuna kadar koruyan Betto, aslında ülkesinin siyasi, ekonomik ve sosyal panoramasını ortaya koymuş.

//php print_r ($fields); ?>
“Gelecek öykülerin yazarı şu anda telaşlı bir sevinç içinde çalışmasına başlıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Yapıtları elden ele dolaşmış bir yazarın ilk yıllarına ait ürünleri, belli bir zaman sonra veya ölümünün ardından ortaya çıkmıştır çoğunlukla. Truman Capote’nin yazarlığının başlangıcından örnekler taşıyan öyküler toplamı Ateşteki Güve de işte böyle kitaplardan...

//php print_r ($fields); ?>
Zgymunt Baumann, “özgürlük sınırsız gibi algılanınca özellikle kişinin içinde büyük bir karmaşa doğar” diye bir laf etmişti vakti zamanında. Hemen hepimizi bağlayan sorumluluklar, aslında özgürlüğümüzün sınırını çiziyor. Peki, sınırın silindiğini düşünüp ipleri salıverirsek? Luigi Pirandello'nun kahramanı Mattia Pascal bu soruya kendince verdiği yanıtlardan doğan ikilemden mustarip.

//php print_r ($fields); ?>
Cinayet Mevsimi ve Müruruzaman Cinayetleri ile tanıdığımız Suat Duman uzun bir aranın ardından bu kez Dünyanın Leşleri ile karşımızda. Dünyanın Leşleri yazarın ilk iki kitabının aksine Mehmet Cemil’in maceralarından biri değil. Bu kez hikayenin başköşesinde isimsiz bir kahraman var.

//php print_r ($fields); ?>
Size bir insanın en temel fiziksel ihtiyaçlarını sorsam, tereddüt etmeksizin su ve yemek der, büyük olasılıkla da uykuyu unuturdunuz. Oysa hiç uyumayan bir insan uykusuzluğunun sekizinci gününde “uyku mahrumiyeti psikozuna” giriyor, yani aklını yitirmeye başlıyor; tümden çöküş ve ölüm için ise sadece otuz iki gün yetiyor.

//php print_r ($fields); ?>
Günümüz toplumunun kara kahini olarak gördüğüm Michel Houellebecq’in yakında yayımlanacak İngilizce şiir derlemesi Unreconciled hakkında –Millions’ta– okuduğum bir tanıtım yazısı, “sad flâneur”(hüzünlü gezmen) ifadesini sadece Houellebecq için değil, Sylvia Plath’tan Tao Lin’e (Taipei romanıyla hatırlanacaktır) pek çok zamane insanının yazdıkları için de anahtar olarak kullanı

//php print_r ($fields); ?>
Düşünsenize, kocaman bir ülkedesiniz ve bu ülkenin topraklarında minik bir ülkecik daha bulunuyor. Ve bu ikincisi o kadar ama o kadar küçük bir ülke ki, sınırları içine yalnızca tek bir kişi sığabiliyor! Üstelik bu ülkenin nüfusu sizin “güzelim” ülkenizin sınırlarına giriyor. Ah işte insanın içini sızlatan Phil’in hikayesi burada başlıyor.

//php print_r ($fields); ?>
İnsan için anılar çok değerlidir. Kişinin davranış, duygu ve düşüncelerinin arkasında geçmişi yatar. Kişiliğin inşasının temelini oluştururlar. Tabii geçmişte yaşanılanları nasıl algıladığımız, nasıl hatırladığımız da bir o kadar ehemmiyet taşır. Ancak beynimiz, yaşantıları kaydetme ve hatırlama konusunda o kadar eksiksiz ve kusursuz değil.

//php print_r ($fields); ?>
Türkçeye “yer siyaseti” şeklinde aktarılan bir terim jeopolitik. Bir ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel müktesebatını, özellikle de iç ve dış politikasını daha çok coğrafî konumunu merkeze alarak inceleyen bilim dalı.















