Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Cinsiyetler arasındaki dünya görüşü, yaşama dair beklentiler ve edimler söz konusu olduğundaki farklılık, edebiyatın en ilgi çeken konularından biri ve hâlâ da merak konusu. Özellikle toplumsal cinsiyet çalışmalarının ve cinsiyetin siyasi bir harekete dönüşmesiyle birlikte bunun edebiyattaki yansımalarını da daha sık görür olduk.

//php print_r ($fields); ?>
Mahmut Yesari, Türkçenin en üretken yazarlarından. Buna rağmen eserleri uzun zamandır yayımlanmıyor. Bir Namus Meselesi, aslında Yesari'nin 12 Nisan 1923 - 25 Eylül 1924 yılları arasında Kelebek dergisinde yayımladığı bir eser; yayımlanışının ardından bunca yıl sonra kitap halinde ve ilk kez Latin harfleriyle basılıyor.

//php print_r ($fields); ?>
“Ölümü hatırlatan ne var bu resimde” diye sormuştu Melih Cevdet Anday, Fotoğraf şiirinde. Dört kişi parkta bir banka oturmuş. Soldan sağa Orhan Veli, Şinasi Baray, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet. Orhan Veli sağ elini sol elinin üzerine koymuş. Ağzı açık ama gülmüyor. Pardösüsünün yakaları tünemiş bir göçmen kuşun kanatları gibi. Fotoğrafçı deklanşöre basar basmaz pırr diye uçup gidecek.

//php print_r ($fields); ?>
Yaşar Nabi’nin yayımladığı ilk kitaptı Otuz Beş Yaş

//php print_r ($fields); ?>
Connell fakir bir genç. Üstelik annesi hoşlandığı kadının, Marianne’in evinde çalışıyor. Connell’ın Marianne’le ilişkisi, Connell’ın kendi kendine koyduğu yasaklarla sınırlandırılmış durumda; çünkü Connell,–Y kuşağının asla izlemediği– olasılıkla ailesinin evinde rastladığı, soap-opera’lardan gördüğü kahramanlardan öğrendiklerini tekrarlıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Sevilsin ya da sevilmesin, “kendini okutan kurgu” diye bir şey var. Kimilerince bu yeterince edebi bulunmuyor olsa da çoğu okur böylesi sürükleyici kitaplara oldukça fazla ilgi gösteriyor. Bu Bizim Hikayemiz de, okurun ilgisini hak eden kitaplardan...

//php print_r ($fields); ?>
Dünya dönmeye devam ettikçe bazı kelimelerin insanın yüreğine koyduğu o sızı asla bitmeyecek; bugün bile dilimizde acısıyla duran o kelimelerden biri “sürgün.” Gidilen yer, insanın hayatını devam ettirdiği koşullar, kurduğu düzen, başına gelen iyi şeyler, peşi sıra yürüyen şans, her şeyin yolunda gittiğini ve artık hayatın iyi ve stabil olduğunu düşünsek dahi sürgün, sürgündür.

//php print_r ($fields); ?>
Kahvenin anavatanı Habeşistan’dır. Efsaneye göre Khaldi adında Habeşli bir çobanın keçileri tatmıştır ilk olarak bu kara-kırmızı meyvelerden. Keçilerin kemirdiği çalı bir arabica ağacıdır aslında.

//php print_r ($fields); ?>
Çok sevdiğiniz insanlar hakkında konuşması zordur. Sevginiz öyle bir taşar ki, kalbinizden yükselen heyecan dalgası nefesinizi keser. Kelimeler dilinizden dökülemez, dışarıdan bakana anlamsız gelecek birtakım jest ve mimiklere dönüşür. En azından benim için böyledir bu. Çok sevdiğiniz bu insan bir yazar ve siz de onun hakkında bir yazı kaleme alacaksanız durum pek fena.

//php print_r ($fields); ?>
Doğuyoruz, ailemizin bizim için hayal ettiklerini öğrenerek ve kabullenerek büyüyoruz. Sonrasında, onların hayalleri bizim hayallerimize dönüşüyor, ulaşmamız gereken hedefler ediniyoruz. Okulda başarı, ilişkilerde başarı, kariyerde başarı, aşkta başarı; başardığımızı düşündüğümüz her şey için listeye bir tik atıyoruz.















