Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Cadıbostanı Cinayeti, Esra Türkekul’un Kapalıçarşı Cinayeti adlı ilk polisiye kitabından sonra kaleme aldığı yeni polisiye romanı. Her iki metnin kurgusu birbirinden bağımsız olduğu için sıra gözetmeksizin okunabilecek bir seri bu. Türkekul’un kurguladığı Berna Tekdemir karakteri, iki metnin de başkahramanı.

//php print_r ($fields); ?>
Yeni filmi Ahlat Ağacı’nın heyecanıyla dolup taşarken, Nuri Bilge Ceylan’ın bir önceki filmi Kış Uykusu’ndan çeşitli kareler dolanıyor aklımda. Kış Uykusu’nda yönetmen, coğrafyayı kullanılabilecek en üst seviyelerde kullanarak, alan derinliği oldukça yüksek çerçeveleriyle izleyicisinin filmden aldığı zevki artırıyordu.

//php print_r ($fields); ?>
Murakami'nin Türkçedeki son öyküsü Fırın Saldırısı, Murakami sevenleri sevindireceğe benziyor. Müellifin aynı tema üzerinde farklı zamanlarda yazdığı iki öyküden ve öyküye eşlik eden harika illüstrasyonlardan müteşekkil olan bu kitap, yalnız Murakami'yi halihazırda takip edenler değil, yazarın geniş külliyatına başlamaktan çekinenler için de ilgi çekici bir okuma vaat ediyor.

//php print_r ($fields); ?>
Türkçeye Eva dışında –en azından şimdilik– hiçbir metni çevrilmeyen Ersi Sotiropoulos, Yunanistan’ın gözde yazarlarından. Hem evrensel öğelere hem de Yunanistan kültürüne kitaplarında hayli yer veren bir isim; ayrıca, eğitimini aldığı felsefe ve kültürel antropolojinin izlerine de sıklıkla rastlanıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Herman Melville denince akla ilk gelen Moby Dick olmasına rağmen, dile gelen ilk söz: “Yapmamayı tercih ederim”dir. Edebiyat tarihinin bu en ünlü yanıtı, onu söyleyen Kâtip Bartleby’yi de aşıp adeta Herman Melville’in şahsında vücut bulmuştur.

//php print_r ($fields); ?>
Son yıllarda polisiyede ufak da olsa bir kıpırdanma yaşanıyorsa, bunun önemli bir kısmında Kuzeyli polisiyelerin rolü büyük. Özellikle Stieg Larsson’un Ejderha Dövmeli Kız, Ateşle Oynayan Kız ve Arı Kovanına Çomak Sokan Kız’dan oluşan “Millennium” serisiyle açılan yolu, tam da o dönemde yayımlanan Kuzey kökenli birçok televizyon dizisi de iyice genişletti.

//php print_r ($fields); ?>
“Resim sanatı mağara devrinden beri düşüşte.” Geçen yüzyılın en büyük ressamların biri olan Joan Miro’nun bu aforizması sevimli bir taşkınlık; bir esrime ve coşku anında söylenmiş yüksek bir cümle olarak anlaşılabilir. Joan Miro ve onun döneminin yaratıcı radikalizmini dışa vuran bu kabil cümleler küstahlıktan uzak bir deha gösterisidir.

//php print_r ($fields); ?>
1935’te, henüz 26 yaşında, doktorasını yeni tamamlamış bir sanat tarihçisi olan Ernst Gombrich, dünya tarihini sevdirmek amaçlı bir kitapçık yazmayı denemiş: Almanca yazdığı kitabın başlığı “Genç Okurlar İçin Kısa Dünya Tarihi.” Böylesi geniş bir konuyu 40 kısa bölümde açıkladığı kitap klasikleşmiş sonradan.

//php print_r ($fields); ?>
Bazı insanlar hayaletlerin varlığına inanır. Sadece geçmişte değil, bilimin ve teknolojinin epey yol katettiği günümüzde de hayaletlere inanan insan sayısı oldukça çok. Bu varlıkları gördüklerini yahut duyumsadıklarını iddia ederler. Bazısı daha ileri giderek parapsikolojiyle ilgilenir, ne kadar sahte bilim olarak görülse de hayaletleri bilimsel çerçeve içinde kanıtlama çabasına girer.

//php print_r ($fields); ?>
Tokyo denince zihnimizde ışıltılı ve kalabalık bir kent canlanıyor canlanmasına ama son dönemde Japonya’dan gelen haberlere bakılırsa, aynı zamanda ülkenin yalnızlar başkenti Tokyo. Evlerine çekilen güruhla birlikte Tokyo’nun karanlıkta kalan yüzü de ortaya çıkıyor.















