Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
İtalyan Rönesansı’nın Kısa Tarihi’ni görür görmez almamın sebebi, salgının başından beri “Batı Sanatı Tarihi” hakkında hayli kafa yormamdı. Kapakta Botticelli’nin çok meşhur bir resmine yer verilmiş: “Venüs’ün Doğumu”.

//php print_r ($fields); ?>
Şöyle diyor Tolstoy: “Her edebi eser, iki türden birine aittir; ya bir kahraman yola çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” Hikâyeleri bambaşka saiklerle türlere ayıran birçok edebi otorite olmasına rağmen (Booker, Thomas, vb.) Tolstoy’un söylediğine pek az kişi karşı çıkabilir. Herman Melville’in Redburn kitabı da bir yola çıkış hikâyesi.

//php print_r ($fields); ?>
Abdullah Harmancı yeni öykü kitabı “Behçet Bey Neden Gülümsedi?” ile okuyucularının karşısında. Günümüz öyküsü adına elbette sevinilecek bir haber bu. Öykü üzerine düşünen, mesai harcayan, hayata öykü penceresinden bakan bir yazarın yeni öyküleri ile buluşuyor olmanın tadını çıkarmak için “Behçet Bey Neden Gülümsedi?” kitabından notları bir araya getirmek gerekiyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bazı sanatçılar var ki isimleri sıkça anılmaktan kendileri ve eserleri hakkında tabiri caizse bir körlük oluşuyor. Bir klişeymiş gibi görünse de aslında sanatları ve söylemek istedikleri yüz yıl geçse dahi öneminden hiçbir şey kaybetmiyor. Nesiller büyütüyorlar, nesiller yetiştiriyorlar. İşte Ömer Seyfettin de bu sanatçılardan biri.

//php print_r ($fields); ?>
Yeni bir yıl, yepyeni bir yıl… Başlangıçlar önemlidir ve nasıl başlarsan öyle gider. Her pazartesi başladıkların küçük bir adımdır ama ocak ayında yaptığın başlangıçlar daha büyüktür. Geçen yılı unut, kaç yaşında olduğunu da… Pırıl pırıl bir yıl var önünde… 365 gün, 12 ay, 52 hafta, 8.760 saat, 525.600 dakika… Bunları, seni sayılarla sıkmak için söylemiyorum.

//php print_r ($fields); ?>
Asteriks, Türkiye’de yayımlandığı hiçbir dönemde çoksatar olmadı ama hemen her zaman sevilen, hatırlanan, eğlenceli ve nitelikli bulunan, ismi dokuzuncu sanatla özdeşleşen bir çizgi roman sayılageldi. Benzerlerinin aksine çoğunlukla başarılı edisyonlarla, ortalamanın üzerinde tercümelerle sunuldu.

//php print_r ($fields); ?>
Tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Dijital dönüşüm sonrası sosyal yanımızı sentetik, holografik bir düzleme hapsederken, -durup anlamaya fırsat bırakmadan ardı ardına- gerçekleşen küresel olaylar karşısında bocalıyor, bocaladıkça yüzeyin güvenli ve tanımlanmış alanında kalmaya ikna oluyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
William Faulkner’ın (1897-1962) öyküleri Türkçede daha önce Bilge Karasu çevirisi Doktor Martino (Yenilik Yayınları, 1956), Ülkü Tamer çevirisi Kırmızı Yapraklar (Ataç Kitabevi, 1959), Talât Sait Halman çevirisi Duman (Varlık Yayınları, 1952) adlarıyla yayınlanmıştı. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Emily’ye Bir Gül-Seçme Öyküler ile Faulkner’ın öyküleri derli toplu bir hâle geldi.

//php print_r ($fields); ?>
20. yüzyılın sadece en önemli sanat eleştirmenlerinden biri değil aynı zamanda en önemli entelektüellerinden biri ve iyi bir hikâye anlatıcısı olan John Berger, 2 Ocak 2017 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Ölümünden kısa süre önce yayımlanan Portreler ve Manzaralar kitapları önce Portreler ve bir süre sonra da Manzaralar olmak üzere Metis yayınları etiketiyle ülkemizde de yayımlandı.

















