Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
19. ve 20. yüzyıl başında yazılmış Türkçe klasik eserlerin Latin harflerine aktarılarak yayımlanması son zamanlarda hız kazanarak devam ediyor. Birçok yayınevi klasikleri gündeme taşımaya başladı. Bu eserlerin bugünün okuru için nasıl yayıma hazırlanacağı da yavaş yavaş bir tartışma konusu halini aldı.

//php print_r ($fields); ?>
Tarih, coğrafya, biyoloji, antropoloji, astronomi, matematik ve daha fazlasının, -bir de tabii ki, Türkiye’nin son iki haftasına damga vuran 10 yaşındaki kristal çocuğumuz Atakan’ın deyimiyle tüm bilimlerin babası olan felsefeyi unutmayalımbir araya gelip, gidişattan her dem muzdarip kehanetlerle kâinatı yorumlamadıkları bir gün bile olmamıştır muhtemelen.

//php print_r ($fields); ?>
Macera deyince ilk akla gelen yazarlardan biri Joseph Conrad, hiç kuşkusuz. Józef Teodor Konrad Korzeniowski adıyla Polonya’da doğan Conrad çocukluğundan beri denizci olmayı hayal ediyormuş. Annesiyle babası öldükten sonra amcasıyla birlikte Avrupa’ya gitmiş, 1874 yılında da Marsilya’dan kalkacak bir gemiye miço olarak yazılmış.

//php print_r ($fields); ?>
İnsan bazen, aklını bulandıran, onu belki bir kıyıya belki bir uçurumun kenarına iten kitaplarla karşılaşır. Bu hayatta pek az olan bir şeydir. İnsan kitap elinde, itilip kaldığı yerden dünyaya bakakalır. Okuduğu satırların aralarına sıkışır, ağırlığı fark edilmeyen bir kitabın altında kalır. Boğazda bir yumru aynaya bakmaktan korkmaktır bazı kitaplar.

//php print_r ($fields); ?>
20. yüzyıl - kaotik bir dönem

//php print_r ($fields); ?>
Bir metin/heykel/resim/sinema filmi/tiyatro oyunu üzerine düşünmek, bu düşünmeyi bir metne dönüştürmek nasıl bir süreci göz önüne almak demek? Bu süreci yazıya dökerken, dökme hali için kelimeler her zaman yeterli olur mu? Bunu bir başka şekilde anlatmak mümkün mü? Cem İleri'nin E Evi'ni okurken bu sorular kafamın bir köşesinde hep dönüp durdu.

//php print_r ($fields); ?>
Mukadder Gemici'nin öyküdeki uzun yürüyüşü, Asla Pes Etme ve Kar Makamı'nın ardından Nuh'un Kızı'yla devam ediyor.

//php print_r ($fields); ?>
Müzik ruhun gıdasıdır. Tıpkı edebiyat gibi. Bu iki kadim sanat, yüzlerce yıllık birlikteliklerini günümüze kadar başarıyla sürdürmüşler, insanların ruhsal gelişimlerine katkıda bulunmuşlardır. Sanatçılar, hangi dalda üretim yaparlarsa yapsınlar, sonunda hep bu iki sanatın insan üzerinde yaptığı etkileri, üretimlerinde temel unsur olarak kullanmışlardır.

//php print_r ($fields); ?>
Alman edebiyatının efsaneleşmiş yazarı Unica Zürn’ün parçalı metinlerden oluşan otobiyografik romanı Yasemin Adam, yakın bir zaman önce Türkçede de yayımlandı. Takıntının, deliliğin, mutsuzluğun, uyumsuzluğun, şizofreninin, sanrıların, hayallerin öne çıktığı roman kurtulmanın, mutluluğun, iyileşmenin ve ideal aşkın imkansızlığını kapkara bir dille anlatıyor.

//php print_r ($fields); ?>
İnsanın doğadan gitgide uzaklaşarak mahkum olduğu modern yaşamı hedef alan, o modern yaşamın mağduru bireyi merkeze koyup onu yiyip bitiren sisteme hunharca saldıran ve nihayetinde kahramanımızı doğayla buluşturan neredeyse bütün hikayeleri seviyoruz.















