Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Karantina, sokağa çıkma yasağı, kısıtlamalar, “evde kal” çağrıları derken, tüm dünya olarak daha önce deneyimlenmemiş çok ilginç zamanlardan geçiyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Hepimiz yaşamın içinde heyecanlı ya da çaresiz hissettiren birçok olayın ya da durumun bizzat öznesi oluruz. Olup bitenlerin bu sürekli akışında aklımızda kalan, yaşananların bütünü değil, bütünden kesitler halinde çekip çıkardıklarımızdır. İşte çekip çıkarılanlar da anlardır aslında; hiç unutamadığımız, bizimle birlikte yaşayan anlar...

//php print_r ($fields); ?>
Üç Yaşam’ın orijinali yayımlandıktan kısa bir süre sonra, 1910’da, Chicago Record-Herald gazetesinde kitap hakkında şöyle bir yazı yer almış; "Stein, hayata dair parçaları değil, hayatı olduğu gibi ortaya koyuyor.’’ Kimilerine göre modern edebiyatın en önemli eserlerinden biri olan Üç Yaşam, başta Hemingway olmak üzere birçok yazarı etkilemiş, ilham kaynağı olmuş.

//php print_r ($fields); ?>
Macar yazar Gábor T. Szántó’nun romanı Kafka’nın Kedileri, anlatıcımızın üniversitedeki ofisine beklenmedik bir ziyaretçinin, “80 yaşlarında, sakalları karmakarışık, siyah ceketli bir Yahudi”nin girmesiyle başlıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Temellerini Orta Asya Türklerinin kullandığı On İki Hayvanlı Takvim’den alan Çin Takvimi, on iki yıllık döngülerden meydana geliyor ve her yıl ayrı bir hayvanın (fare, boğa, kaplan vb.) adıyla anılıyor. Patti Smith’in Türkçede yayımlanan beşinci kitabı Maymun Yılı da Çin Takvimi’ne göre Maymun Yılı olan 2016 yılını anlatıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Modern edebiyat bir ülke olsaydı, vatandaşlarının hatırı sayılır bir bölümünü “lüzumsuz adamlar” teşkil ederdi. Her edebiyat kendi çağının karakterinden yola çıkar ve kendi zamanının ruhunu ete kemiğe büründürür.

//php print_r ($fields); ?>
İtalyan edebiyatına -bu bir başlangıç sayılırsa- Dante’nin kapısından girdim. Roma-Sicilya hattında bir müddet dolaştıktan sonra istikametimi bulmuş olsam da garip bir şekilde okuma rotam beni Buzzati’ye Calvino’dan daha önce ulaştırmıştı. Bunu bir kayıp olarak saymadan yolculuğuma devam ettim.

//php print_r ($fields); ?>
Rebecca Solnit, Kaybolma Kılavuzu’nda, Borges’in az bilinen bir öyküsünden bahseder. Öykünün başkahramanı olan şair, imparatorun muazzam büyüklükteki, dolambaçlı sarayını mükemmel biçimde tarif eden bir şiir yazar.

//php print_r ($fields); ?>
Biz okurlar klasik roman kurgusunun -gerçek hayatın aksine- giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşmasına alışkınızdır. Roman “bir şey” hakkındadır ve yazar tarafından çok geçmeden bu hikayenin içine çekilen okur, hikayenin nasıl sonuçlanacağını merak etmeye başlar. İnsan hayatının sıkıcı ayrıntıları ve rutini ise, merak unsurunu canlı tutmak adına dışarıda bırakılmıştır.

//php print_r ($fields); ?>
“Hiçbir şey dikkat çekme arzusu kadar sıradan değildir.”
William Shakespeare
















