Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Mahallenize bir bomba düşse ve “marketten iki kilo çamaşır suyu, bir kilo meyve, iki paket bisküvi ve bir litre gazoz alınabilecek bir sürede” yaşadığınız ev, aileniz, akrabalarınız, sevdiğiniz her şey bir anda yok olsa?

//php print_r ($fields); ?>
Bir aralık, cehaletin de kendine özgü bir ideolojisi var mıdır, diye sormuştum kendime. Nelerden beslenir, hangi kaynakları kullanır, yolunu nasıl çizer? Çünkü Türkiye’de epeydir bunun sıkıntısı yaşanıyordu. Cehalet nedir? Bunu belirlemek güç. Sözgelimi, cahil, Nasreddin Hoca’nın bir fıkrasındaki adama benzer biraz: Bindiği dalı keser.

//php print_r ($fields); ?>
1986, Jorge Luis Borges’in öldüğü yıl. Maradonalı Arjantin’in Dünya Kupası’nı kazandığı, Challenger’ın havada parçalandığı, Çernobil faciasının yaşandığı, Olof Palme’nin öldürüldüğü, Halley kuyrukluyıldızının meşhur olduğu yıl.

//php print_r ($fields); ?>
Hep Kitap’ın “Atölye” serisiyle tanıştınız umarım.

//php print_r ($fields); ?>
Sadece Tahir M. Ceylan’ın yazılarının yayımlandığı gün Cumhuriyet alan, ‘Cumhuriyet okuru’ olmayan bir kesim var.

//php print_r ($fields); ?>
Geçmişi yoklamak yürek ister. Geçmiş, yıllar önce terk ettiğin ve bir daha geri dönmediğin veya dönemediğin ülken, zamanla koptuğun arkadaşların, yitirdiğin gençliğin ve vazgeçtiğin hayallerin ise onu aklından şöyle bir geçirmek bile yeterince can acıtıcıdır. Zordur geçmişi anlatmak. Hele de kendi geçmişinse bu. O çok kişisel olanın yapış yapış hüznüne yuvarlanıverir insan bir bakarsın.

//php print_r ($fields); ?>
Bugüne kadar şiirleri, dergi ve gazete yazıları ile tanımıştık Kemal Varol’u. 1977 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğan, Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi bitiren Varol, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi almıştı.

//php print_r ($fields); ?>
Takvimler 1990’lı yılları gösterirken “bilimkurgu mu yoksa kurgubilim mi” diye özetleyebileceğimiz bir tartışma vardı. İngilizce “Science fiction” kavramına dilimizde bir karşılık arayışı devam ediyordu o yıllarda. Hâlâ da mesele tam olarak çözülmüş değil. Zira Türk Dil Kurumu’nun tercihi “bilim kurgu” olsa da hâlâ bilimkurgu şeklinde yazmayı tercih edenler azımsanmayacak kadar çok.

//php print_r ($fields); ?>
Her hikaye anlatıcısı (bunu öyküler de yazan biri olarak söylüyorum) epikten uzaklaşmış olmanın bedelini gizli gizli düşünüyor olmalı. Entelektüel buhranlar, bencil sancılarla halkla ve onun yüzyıllardır dinlemeye alışık olduğu hikayelerle arasına mesafeler koymuş olmanın hesabını kime verecek hikayeci? Sahi bu metinler sizce de biraz fazla metin değil mi?

//php print_r ($fields); ?>
Andrey Platonov, pek çok yazarın başına geldiği gibi zamanının iktidarıyla ayrı düşen, takibe alınan ve baskı gören bir edebiyatçı. Sovyetler Birliği'ndeki komünist yönetimi eleştirdiği için romanları 1990'lara kadar KGB'nin “edebiyat arşivi”nde saklanmış.

















