Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Uykusuzluk mu çıldırtır, yoksa rutin mi?

Eluned Summers-Bremner, Uykusuzluk adlı kitabında uyuyamamanın altında yatan nedenleri enine boyuna inceleyip bir soru sormuştu: Uykusuzluk bir tercih mi, yoksa hastalık ya da kaçıklık mı? 

 



Çocukluğunu ararken

Japon bir ailenin çocuğu olarak -1954 yılında Japonya’nın Nagasaki şehrinde- dünyaya gelen Kazuo Ishiguro, günümüz İngiliz edebiyatının en önemli isimleri arasında sayılıyor. Pek çok dile çevrilen romanlarının yanı sıra kısa hikayeleri, senaryoları, senaryo ve romanlarından uyarlanan sinema filmleriyle, o dünya çapında tanınan bir yazar.



Tek başına bir adam

İngiliz asıllı ABD’li yazar Christopher Isherwood’un yarı otobiyografik romanı Hoşça Kal Berlin 1930’lu yılların Berlin’ini, Almanya’nın Nazi iktidarı öncesi durumunu, kısacası dekadans dönemini altı hikaye etrafında anlatan ilginç ve önemli bir roman. Kuşkusuz Isherwood’un yazarlığını da ‘ilginç’ ve ‘önemli’ sözcükleriyle nitelemek mümkün.

 



Diğer işçileri biliyor musunuz?

“Bu garip bir metadır, çünkü nesne değildir. İşgücü yetisine, sadece üretim sürecinde hayatı tükenen insanlar sahiptir. Rahimde geçen dokuz aydan sonra beslenmeli, giydirilmeli, eğitilmeli ... cinselliği tatmin edilmeyip dindirilmeli, gece vardiyasından sabahın sekizinde de dönse yemeği hazır olmalıdır.



Ya da bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.



‘Muzır’ Palahniuk'un cüretkar Pigme’si

Sanat teorisinin en temel ve kadim öğesi olan klasik Yansıtma Kuramı (Mimesis), sanatçının liyakatıyla gerçekliğin yansıtılması arasında doğru bir orantı kurar. Bu bağlamda, genel yanılgının aksine sanat yalnızca güzel, ideal ve iyi olanın estetiği kapsamında tezahür ettiğince sanat değildir.



Çok korktum Stephen Bey

Ölümcül bir duyguyu akla uygun hale getirip vahşete estetik, tereddüde saldırgan canlılar yakıştırmak ve zaaflara profesyonellik katmak uzun zamandır kapitalizmin tekelinde. Seri katillerin seri üretimini düşünelim mesela. Kelimeler bile belirleyici: Doğan insana 'bebek', ölen insana 'ceset' diyoruz; anlamı ayırırsak hangi sözcük daha sevimli?



Dünya üzerindeki tek “yırtıcı” hayvan: İnsan

Kasırgasıyla evleri başımıza yıktığında, depremleriyle taş üstünde taş bırakmadığında, önüne geleni yanına katan selleriyle sokaklarımızda gezdiğinde o; vahşi doğadır. Nimetlerinden yararlandığımız, seyrine doyum olmaz manzaralarıyla kendimizden geçtiğimiz, içimize huzur verdiği, verimli topraklarıyla, zamanlı yağmurlarıyla bizi kutsadığındaysa doğa ana. Çünkü kabul edelim, benciliz...



"İyi yazın, her zaman kolay okunan olmayabilir"

Romanda modernist çıkışın bir tür “poke,” dürtme eylemi olduğu söylenebilir. O ana kadar okur rahat koltuğunda içeceğini yudumlarken -çok da çaba sarf etmeden- yazarın onun için gözlemlediği ve aktardığı her şeyi, yine yazarın belirlediği bir biçimsel formatta (bir varmış bir yokmuş formatından nitel olarak pek de farklı olmayan) keyifle okur.



Sıradanlığın iplikleri

Pessoa, o büyük Huzursuzluğun Kitabı’nda, “Düşlerimde günlük hayatı imgelerle süslemeyi, sıradanlığı olağanüstü göstermeyi öğrendim; kuytu köşeleri, ölü eşyaları yalancı bir gülüşle parlatmayı, belki bir teselli olur diye, kendimi anlattığım cümlelere ahenk katmayı,” der. Tuncer Erdem’in yeni kitabı bak, gene o şey’in de bu alıntıyla açılması tesadüf değil elbet.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.