Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Ingeborg Bachmann, “Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar,” sözünü 1973’te söylemişti. Üzerinden beş yıl geçtikten sonra Iris Murdoch’un Deniz Deniz romanı yayımlandı. Türkçeye yakın bir zaman önce çevrilen roman, faşizmin, birinin öteki üzerinde kurduğu tahakkümün nasıl da “iyi niyetli” bir görünüme bürünebileceğini gösteriyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bazı kitaplar hakkında yazmak güçtür. İki açıdan. İlki yazarın birikimi ve uzmanlık alanının genişliği, ikincisi ise kitabın ilgi alanının genişliği. Elimizde her ikisini de kapsayan bir kitap varsa, varın siz düşünün.

//php print_r ($fields); ?>
Bir kitapla ilişki kurmaya kapağıyla başlarız. Ferzan Özpetek’in İstanbul Kırmızısı, çok özel bir hikaye anlatacağını daha ilk sayfasını çevirmeden haber veren kitaplardan. Yazar kapağa annesinin gençlik resmini koyarak hem ne denli kişisel bir hikaye anlatacağını hem de özlemini dile getirmiş.

//php print_r ($fields); ?>
Bir kadın olarak gelmiş bulunduğum gezegende, türümün türlü kırıklığıyla hallihamur oldum. Kadınlık uzun bir yol, zemini engebeli, takılıp tökezlenecek taşı, yuvarlanacak şarampolü bol. Lakin kadınlığın virajlı yollarında, uzakta, ufukta bazen, bazen tam şurada, burnumun dibinde erkek kırıklıklarıyla da kesişti yolum. Ne zaman bir tanesini görsem bastım frene, lastikleri yaktım ama durdum.

//php print_r ($fields); ?>
Biz "ötekilerin" hikayesini kendi hikayemizden önce öğrendik. Eğer hayatımızın özetini isteselerdi, söylenebilecek en kısa ve gerçeğe en yakın cümlelerden biri böyle kurulurdu kanısındayım.

//php print_r ($fields); ?>
Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

//php print_r ($fields); ?>
Yıkıntılar Arasında ve Silahtar’ın Bahçeleri’nin ardından Aras Yayıncılık, bu kez Meliha Nuri Hanım başlıklı novellası ile buluşturuyor Zabel Yesayan okurlarını. Bu basım, Yesayan’ın metninin yanı sıra yazarın hayatı ve eserleri hakkında iki tanıtıcı yazıyı ve kitabın çevirmeni de olan Mehmet Fatih Uslu’nun novella üzerine yazdığı kapsamlı incelemeyi içeriyor.

//php print_r ($fields); ?>
Sevgililere yazılan şiirlere, sık başvurulan akrostişlere, popüler gazetelerde pek çok kişinin gülmek amacıyla okuduğu kimi didaktik kimi “duygu yüklü” dörtlüklere vs dayanılarak bu memlekette herkesin şair olduğu söylenegelir. Burada “şair” alaycı bir ifadedir, tıpkı çok konuşan birinden “felsefe” veya “caz” yapmamasının istenmesi gibi.

//php print_r ($fields); ?>
Dizi aleminde işin buralara gelmesini bekliyorduk. 'Gerçek' insanların, olası hayat hikayelerine dair tüm güzellemeleri, dramatizasyonları ve trajedi versiyonlarını izledik. Hatta o kadar çok izledik ki, dizi yazarlarının zihinlerimizi okuma kabiliyetlerinin ötesine geçti biz izleyicilerin onların yapabileceklerinin sınırlarını anlama kapasitemiz... Sıkıldık mı? Eh haliyle...

//php print_r ($fields); ?>
Değişim, içinde biraz reddedişi de barındırarak bir şeyden başka bir şeye geçmektir, dönüşüm ise kabullenişle var olanı işlemek, başka bir forma getirmek... Dönüşüm daha naif, daha derin, daha tanıdık olabilirken, değişim daha hoyrat, daha reddedici, daha yabancı olabilmektedir. O yüzden belki kelimelerle oynayıp değişim yerine dönüşüm demeliyiz artık.















