Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
“Anlatacak hikâye bulmak için kitapları ve dergileri inceleyen yönetmenler sağlıklı balıklarla dolu hızla akan bir akarsuyun kenarında yaşayıp sardalye konservesi yiyen insanlar gibidir.”* Abbas Kiyarüstemi bu harika cümlede sinemanın en kestirme ve güvenli kaynağını işaret ediyor. Sanatsal üretim sürecinde konu ya da idea aranan bir şey değildir, zaten bulunmuş olandır.

//php print_r ($fields); ?>
Kahramanlarının gölgesinde kalmış yazarlar vardır, sözgelimi, Tom Sawyer biraz öyledir bana göre. Kimi zaman, sevdiğim yazarlar sorulduğunda şaşırır, “Tom Sawyer,” deyiveririm. Onun kadar olmasa da, John Silver da benim için öyledir.

//php print_r ($fields); ?>
Çekirdek ailenin kural olduğu modern toplumsal yapılar içinde bir yaşam biçimi olarak yalnızlık, çokça sorun edilmiştir. Aile evinde kapınızı kilitlemeniz arıza yaratır, kendi evinize çıksanız çok kısa zamanda ya bir kedi, ya bir sevgili eve çörekleniverir. Etrafın, “Evlenin artık,” ısrarları dayanılmaz hale gelince, “Oh çok şükür,” bir yuva daha kurulur!

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Hatırlıyorum, iki sene önce berbat sıcak bir yaz günüydü. Bir arkadaşımla “Taşra ve Edebiyat” sempozyumuna gidiyorduk. Tabii ki yolda “Bu havada taşra sıkıntısı çekilir mi?” türünden şeyler söylüyorduk. Gitmesek mi? Yok bir gidelim, sıkılırsak çıkarız. Malum, taşra denilen şeyi -bilhassa da 90 sonrası yeni Türkiye sineması denilen şey aracılığıyla- kafamıza “sıkıntı” diye işlediler.

//php print_r ($fields); ?>
Hayvanlar dünyasına ilk giren edebiyatçıların başında La Fontaine gelir; onun yaptığı, esas itibariyle, Doğu masallarında çok önceden başlayan bir yöntemi alıp Batı tarzında yorumlamak olmuştu.

//php print_r ($fields); ?>
Raymond Carver için ölmekte olan bir edebi türü canlandırmayı başaran sayılı çağdaş kısa öykü yazarından biri deniliyor. Parası olmayan insanların geçim derdinden kurtulamadığı, hayatın dokusuna sinmiş monotonluktan kaçamadığı, çok iyi bildiği bir evreni anlatıyor. Kolay değil, on dokuz yaşında evlenmiş, yirmi yaşında iki çocuk babasıymış!

//php print_r ($fields); ?>
"Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı." J.R.R. Tolkien’in bu cümleyi büyük ihtimalle 1928-1930 yılları arasında yazdığını bilsek de, bunun tam olarak hangi tarihe karşılık geldiğini tam olarak bilmiyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Çocuk ile hayal gücü arasında nasıl bir arkadaşlık olabilir: Basit bir söyleyişle, çocuk zaten hayal gücünün sonucu değil midir? Yani çocuk, hayal gücünün merkezinden gelmiştir dünyaya ve hayal ile güç arasında bir denge unsurudur. Güce dayanan hayalin sadece çocuğa teslim edildiği tek gezegen dünyadır.

//php print_r ($fields); ?>
"İş Cinayetleri Almanağı, hayatını kaybeden işçi kardeşlerimizin herkes gibi öyküleri olduğu ve artık aramızda olmadıkları gerçeğinin unutulmaması temennisiyle hazırlandı. Umut ediyoruz ki bu çalışmanın, artmaya devam eden iş cinayetlerinin meydana gelmemesine bir nebze de olsa katkısı olur." (Adalet Arayan İşçi Aileleri, İş Cinayetleri Almanağı 2012, Giriş Bölümü)
















