Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Bir kitabı elinize aldığınızda ona nasıl davranacağınızı bilemiyorsanız o kitapta bir ilginçlik var demektir ve kitaplar söz konusu olduğunda ilginçlikler genelde iyidir.

//php print_r ($fields); ?>
Bizdeki Renault 12, “diğer ülke”deki Dacia marka taksinin arka koltuğundayım. Çavuşesku’nun devasa sarayı, dünyanın en büyük devlet binası; taksinin küçük camına sığmıyor. Gri gökyüzünün birbirine bağladığı caddelerden gidiyoruz. Pencerelerinde perdelerin unutulduğu, çoğunlukla naylon dantelli yırtık; içi boş, dışı kurumuş sarmaşık kanseriyle sarılı kocaman evlerin önünden geçiyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Günümüzde bir kitabı okuyup bitirdikten sonra etkisinde kalmaya devam etmek, okuduklarımızın gerçekliğini düşünmek, gündelik hayatımızın normalde inanmadığımız ayrıntılarını, tesadüf diye geçiştirdiğimiz tuhaflıklarını sorgulamak sıklıkla deneyimlediğimiz bir durum değil. Adı Tekinsiz Kitap olan bir kitapsa bize bunları yaşatabilen bir eser.

//php print_r ($fields); ?>
Paolo Giordano, yeni romanı Aileden Biri'ni bir kayıp, bir yitişle açıyor. Sonda söyleyeceğini başta söylüyor bir anlamda; denklemi tersine çeviriyor. Nora ile kocası, ev işlerinde yardım etmesi ve küçük oğulları Emanuele ile ilgilenmesi için evlerini A. Hanım'a açıyorlar. Cimri, inatçı, hiçbir şeyi değiştirmeyen, değişimden hoşlanmayan ve gözleri her şeyi gören bir kadın A. Hanım.

//php print_r ($fields); ?>
Alice, harika sandığı dünyaya uzanan macerasında simetrinin tüm nimetlerinden yararlanır; karşılaştırma ya da yüzleştirme kimyası diyemeyeceğimiz, izotop olmayı reddedip izomerlik seviyesinde bir kafa bulantısı yaratma ve buradan elde edilen hayal paradokslarıyla “gerçek hakkında bilemediklerimiz” listesi oluşturma çabası, Alice’i bin türlü acayip yaratıkla buluşturur.

//php print_r ($fields); ?>
Vajinacılar veya klitorisçiler. Ellisinden sonra geriye kalan, iki buğulu gözlük camı gibi iki hüzünlü tespit. Olasılığı ikiye düşürmüş olabilmenin naif muradı. Fantasma türevlerinin sadeleşmiş karekökü. Yılların deneyimi mi, yılların artığı mı bilinmez. Çatallanan bir bedenin izohipsi. İkiye yarılan gümrah bir haz dolanbacı, oldum olası bir yokuş.

//php print_r ($fields); ?>
“Suçlu tipi, elverişsiz koşullardaki güçlü insan, hasta edilmiş güçlü bir insan tipidir. Her güçlü insanın içgüdüsündeki silah ve korunma olan her şeyin haklı olarak var olduğu yabanıllık, belir bir daha özgür ve daha tehlikeli doğa ve varoluş biçimi eksiktir onda.

//php print_r ($fields); ?>
Kılıçbalığı yoluna devam ederken, Barış Müstecaplıoğlu bizi yeni diyarlar, yeni canlılar ve insanlarla tanıştırıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Yok olan bir geçmişi bulup, araştırmak ve geçmişten ders almak hiç de kolay olmasa... Kalıntıları bulabilmek biraz daha kolay olsa da orada insanlar nasıl yaşar, ne yer, ne içerler en önemlisi iletişimleri nasıldı bunu anlamak daha zor olsa gerek. İşte bu kaybolmuş geçmişi tam hatları ile gün ışığına çıkarırken de yapılan çalışmaların zorluğu da ayrı bir konu oluyor.

//php print_r ($fields); ?>
Hayatımız, her gün ve bir ömür boyu yaşadıklarımız durmadan kafamıza vuruyor ve hiç unutturmuyor. Evet, kadın olmak daha zor. Onca kazanıma, onca yeniliğe, geçen yüzyıllara, geçen binyıllara rağmen bazı şeyler, lanet olsun, değişmiyor işte. 17. yüzyılın başlarında yaşamış Artemisia Gentileschi'nin kurgusal hayat hikayesini okurken bunu hissettim.

















