Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Latin Amerika edebiyatına gösterilen büyük sevgi ve ilgiye rağmen, o edebiyatın en büyük isimlerinden kabul edilen Juan Carlos Onetti, bügüne dek Türkçeye hiç çevrilmemişti. Tersane sayesinde, ilk yayımlanışından yaklaşık yarım asır sonra, nihayet bir Onetti romanı okuma fırsatı bulduk.

//php print_r ($fields); ?>
Bir kitabı elinize aldığınızda ona nasıl davranacağınızı bilemiyorsanız o kitapta bir ilginçlik var demektir ve kitaplar söz konusu olduğunda ilginçlikler genelde iyidir.

//php print_r ($fields); ?>
Kılıçbalığı yoluna devam ederken, Barış Müstecaplıoğlu bizi yeni diyarlar, yeni canlılar ve insanlarla tanıştırıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bizdeki Renault 12, “diğer ülke”deki Dacia marka taksinin arka koltuğundayım. Çavuşesku’nun devasa sarayı, dünyanın en büyük devlet binası; taksinin küçük camına sığmıyor. Gri gökyüzünün birbirine bağladığı caddelerden gidiyoruz. Pencerelerinde perdelerin unutulduğu, çoğunlukla naylon dantelli yırtık; içi boş, dışı kurumuş sarmaşık kanseriyle sarılı kocaman evlerin önünden geçiyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Hayatımız, her gün ve bir ömür boyu yaşadıklarımız durmadan kafamıza vuruyor ve hiç unutturmuyor. Evet, kadın olmak daha zor. Onca kazanıma, onca yeniliğe, geçen yüzyıllara, geçen binyıllara rağmen bazı şeyler, lanet olsun, değişmiyor işte. 17. yüzyılın başlarında yaşamış Artemisia Gentileschi'nin kurgusal hayat hikayesini okurken bunu hissettim.

//php print_r ($fields); ?>
Evrimsel biyolog Olivia Judson’ın cümle hayvanatın cinsel sorunlarına dair sorulara Dr. Tatiana takma adı ile Haydar Dümen’lik yaptığı çok satar kitabı on yıllık bir gecikme ile Türkçede de boy gösterdi. Kitabın başlığını ilk gördüğümde, hani bize dair bir şeyler de vardır diye heveslenmiştim, ama yok. Sonra düşündüm de İnsan türünün seks yaşamına dair bilinmedik ve söylenmedik ne kaldı ki?

//php print_r ($fields); ?>
Yok olan bir geçmişi bulup, araştırmak ve geçmişten ders almak hiç de kolay olmasa... Kalıntıları bulabilmek biraz daha kolay olsa da orada insanlar nasıl yaşar, ne yer, ne içerler en önemlisi iletişimleri nasıldı bunu anlamak daha zor olsa gerek. İşte bu kaybolmuş geçmişi tam hatları ile gün ışığına çıkarırken de yapılan çalışmaların zorluğu da ayrı bir konu oluyor.

//php print_r ($fields); ?>
Alice, harika sandığı dünyaya uzanan macerasında simetrinin tüm nimetlerinden yararlanır; karşılaştırma ya da yüzleştirme kimyası diyemeyeceğimiz, izotop olmayı reddedip izomerlik seviyesinde bir kafa bulantısı yaratma ve buradan elde edilen hayal paradokslarıyla “gerçek hakkında bilemediklerimiz” listesi oluşturma çabası, Alice’i bin türlü acayip yaratıkla buluşturur.

//php print_r ($fields); ?>
Nietzsche Ağladığında’da, ruhsal olanlar dahil, tüm acılarına çare bulacağı vaadiyle onu tedaviye ikna etmek için çırpınan Josef Breuer’e şöyle diyordu Nietzsche: “Eğer ben, sizin deyişinizle, büyük biri olacaksam, o zaman siz benim yaratıcım, benim kurtarıcım olarak daha büyük biri olacaksınız.

//php print_r ($fields); ?>
Asık suratlı mıyız? Erkek miyiz, dişi mi; olup bitenin karşısında? Erkek olduğumuz için mi kaşlarımızı çatıyoruz, yoksa mağrur muyuz? Yeryüzünde sürekli hadım, idam, kanibalizm, insan kanı dökme ayinleri ya da canlıların kadavraya dönüştürülmesi eylemlerinin modern ve modern olmayan toplumlarda bile gerçekleştirildiğini mi düşünüyoruz?

















