Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Senai Demirci’nin Öldüğüm Gün isimli kitabını elimize aldığımızda, eserin öznesi 'ölüm' olduğundan, ister istemez yoğun edebi ve felsefi ümitlere kapılıyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
İnsan bazı kitapları hayatının bazı dönemlerinde tekrar tekrar okuma arzusu duyar, hayatınızda bir şeyler değişmiş ve kitabı anımsamışsınızdır... Sanki yazar bazı cümleleri sadece sizin için yazmıştır, kahramanlara ahbaplık eder dertleşirsiniz, bazı cümeleleri yaralarınıza merhem eder, bazı kitaplara sıkı sıkı sarılma arzusu duyarsınız.

//php print_r ($fields); ?>
Chuck Palahniuk'un deneme, röportaj, mektup gibi çeşitli düzyazı türlerini bir araya getirdiği yeni kitabı Kurgudan da Garip, “Bir hikâye anlatmak için edebiyatçı olmanıza gerek yok.” diyor.

//php print_r ($fields); ?>
1985 doğumlu İngiliz yazar Ned Beauman’ın Boksör Böcek'ini özetlemek için aklıma gelen üç kelimeyi başlıkta kullandım; şaşırtıcı, hızlı ve heyecanlı. Genç bir yazarın elinden çıkmış gerçekten çok iyi bir ilk roman. Mükemmel bir dönem atmosferi kurmuş Beauman.

//php print_r ($fields); ?>
Edebiyatın yaşayan en büyük efsanesi kim diye sorulsa, aklıma ilk gelen isim Le Guin olur. Edebi ustalığının yanı sıra fantastik kurguya kattığı eleştirel ve politik boyut, türü entelektüeller katında da okunur kılıyor. Aslında onun gibi yazarları türlerle değerlendirmek düşülebilecek en büyük hata.

//php print_r ($fields); ?>

//php print_r ($fields); ?>
Middlemarch klasik bir roman, bir başyapıt. 1871 yılında yayımlanmış. Rahatlıkla Anna Karenina’nın, Madam Bovary’nin, Kızıl ile Kara’nın yanına konulabilir.

//php print_r ($fields); ?>
İçine düştüğümüz küçük veya büyük bataklıkların farkına varabilmemiz için, "içeride" ama "dışarı"dan bakan gözlere ihtiyacımız var. Ursula K. Le Guin'in gözleri gibi. Duvar, sınır, tanıdık-yabancı, erkeklik-kadınlık, kapitalizm, meta fetişizmi, evlilik, cinsellik... O kadar çok bataklık var ki. Gözetim mekanizmaları, kapatılma, özgürlük, biz-onlar...

//php print_r ($fields); ?>
Milan Kundera, Roman Sanatı’nda Hermann Broch'tan büyük bir övgüyle bahseder. Onun roman macerasını belki de en fazla etkileyen isimdir Broch. Öte yandan, çağdaşı Yahudi aydınlara göre de şanslıdır; Nazilerden ucuz kurtulmuştur. Zengin bir fabrikatörün oğlu olarak, mesela Robert Musil gibi yoksulluk çekmemiş ya da Walter Benjamin gibi kaçmak için çok geç kalmamıştır.

//php print_r ($fields); ?>
Yayın dünyasıyla ilişkiniz nasıl başladı?















