Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
‘Kendi için okuma’ da ne demek, ‘başkası için’ okuma mı olurmuş ki, böyle bir şey nasıl olur da e-kitap satışlarını yaygınlaştırabilirmiş ki diyecekleri, biraz sabır göstermelerini rica ederek yanıtlayayım: Evet, oluyor, hem de, en sadık ve kararlı kitap okurları olan kadınlar bunu yapıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Eğer dünyaya gelişimizin bir amacı bulunsaydı, bence bu mutlaka kendimizi tanımak olurdu; yüreğimizde uyanan her duyguyu şefkatle kabullenmek ve belki de en önemlisi, yüreğimizin gerçek kapasitesini gerçekleştirerek neşeyle kanatlanabileceği bir hayat yaşamak...

//php print_r ($fields); ?>
"Güzelim mektubun, sevgili mektubun, bir kez daha,
ve daha birçok kez beni sevindirecek mektubun –“sessizlik” olmasın."
Ingeborg Bachmann

//php print_r ($fields); ?>
Polisiye edebiyatın tekinsiz labirentlerinde gezerken korkudan heyecana, hüzünden şaşkınlığa pek çok duyguyu deneyimleyen okur, olayların ya da vahşetin dozu ne ölçüde artarsa artsın, kurgunun kendine ilişmeyeceğini bilmenin emniyetindedir. Bununla beraber, ilhamını gerçek hayattan alan hikâyelerin sunduğu okuma deneyimi, okuyucuda daha farklı tesirler bırakabilir.

//php print_r ($fields); ?>
Edebiyat, artık güzel söz söyleme sanatı değildir. Böyle bir dünyada, bu koşullarda güzel söz söyleme sanatı yapmak, özetle, uydurmak, yalan söylemek, hatta masal anlatmak ve o masalın sonunda bir ders vermek mecburiyeti, başka bir otorite kurma eğilimi taşımayı şartlandırır. Bu otorite, estetiği kendi çıkarları doğrultusunda popülerleştirip ticaret ağına sokar sonuçta.

//php print_r ($fields); ?>
Haydi, gelin itiraf edelim; ekonomi denen iblisten çoğumuz hiçbir şey çakmıyoruz. Ufak tefek terimler hakkında selin içerisinde beliren kaya parçaları gibi zihnimizde soluk ışıklar yanıyor ama, iş bütüne gelince Pandora gibi kutuya yaklaşmaktan korkuyoruz. Ya içinden çıkamayacağımız bir labirente girmekten çekiniyoruz, ya da çıksak bile harcanan emeğin bir getirisi olmayacağına inanıyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Doctorow'un 1975 tarihli romanı Ragtime, Amerikan edebiyatının tatlı esintisini, Tomris Uyar'ın çevirisinin de etkisiyle gıdıklayan, hafifleten ama zaman zaman da ürperten duygusunu okura hissettiriyor.

//php print_r ($fields); ?>
Türkiye’nin netametli tartışma konularından birisi “laiklik”tir. Burada temel soru “Türkiye “laik” midir, değil midir?” şeklindedir. Türkiye’nin laik olmadığını öne sürenlerin temel gerekçesi “Diyanet İşleri Başkanlığı”dır (DİB). İlk tespit olarak şunu belirtmek gerekirki, evet tek başına DİB’in varlığı evrensel anlamda laikliğin ihlalidir.

//php print_r ($fields); ?>
Son yıllarda en çok tartışılan Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, Bay Mo Yan, yani Bay “Konuşma” oldu. Bay Konuşma'nın eleştirildiği, tartışıldığı nokta ise edebi üretiminden ziyade Çinli rejim muhalifleri hakkında konuşmaması, politik tavrı. Türkiye'de bizler ise konuşacak bir şey bulamadık, zira Mo Yan'ı duymamıştık bile.

//php print_r ($fields); ?>
"Bana tanrı söyledi. Okudum, TV’de gördüm…"















