Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Birgül Oğuz’un 2012’de çıkan son kitabı Hah’ın ardından, nihayet, İstasyon geçtiğimiz yılın son döneminde yayınlandı. “Okullu” bir edebiyatçı olan Oğuz, İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki Karşılaştırmalı Edebiyat lisansı ve Kültürel İncelemeler yüksek lisansının ardından, Moda Sahnesi’nde edebiyat dersleri verdi.

//php print_r ($fields); ?>
Baharın ve yazın rehaveti bizim gibi sıcak memleket insanları tarafından kanıksanmış olsa da bu rehavetin çağırdığı öğle uykusuna direnebilecek insan çok azdır. Günün en sıcak saatlerinde, güzel de bir yemek yedikten sonra usul usul bastırır öğle uykusu. Belki bir cin gibi aniden yakalar sizi, içinize girer.

//php print_r ($fields); ?>
Edebiyat ödülleri, ister ulusal olsun ister uluslararası, daima tartışmalarla örülü bir ağın içindedir. Çünkü roman, öykü, şiir, kurmaca hatta edebiyatın ta kendisi dahi yüzde yüz objektif bir bakış açısıyla değerlendirilecek, teraziye konulup tartılacak, laboratuvara sokulup incelenecek şeyler değil.

//php print_r ($fields); ?>
Aklımı Gezi Parkı’ndan alıp, edebiyatın hülyalı alemine getirmenin her şeyden zor olduğu, bir kitabın başına oturup, kendimi sokaktan soyutlayarak kesintisiz okuma yapmanın imkansızlaştığı günlerde, bir kitap okumayı başardım. 19 günde 319 sayfa!

//php print_r ($fields); ?>
Saatlerin rikkatle vurduğu, hayatın ahenkli bir bütün oluşturduğu, her anın yekdiğerini çağırdığı bir yaşama tecrübesi edinmek bugünlerde pek zor. Belki de dünya kurulalı beri hayat tastamam böyleydi de bizler nostaljik tarih algımızdan ve altın çağlar mitinin gölgesinden kurtulamadığımız için böyle düşünmeyi yeğliyoruz.

//php print_r ($fields); ?>
Bu satırların yazarı gibi seksenine merdiven dayamış ve kendince dolu dolu yaşamış kıdemli bir okuru, konusuyla şaşırtacak az roman vardır yeryüzünde... Okuyucu “konusuyla” dediğimi bir tarafa not etsin. Yoksa anlatımıyla, anlatımındaki incelikle en sıradan konuyu bile sıcak bir yaz günü, ev yapımı buz gibi bir limonata tadıyla sunan yazarlar elbette her zaman var olacaktır.

//php print_r ($fields); ?>
"Batılı olmayan kültürlerde, kendileri tarafından aktif olarak iletilen ama yetersiz biçimlendirilmiş bir modernleşmenin sonucunda, sekülerleşmenin ve dünyagörüşsel çoğulculuğun zorlamalarından kaçamazlar.

//php print_r ($fields); ?>
Ellili yaşların başında, Lizbonlu bir düzeltmen: Raimundo Silva. Raimundo epey yalnız ama bunu sorun etmiyor; içtenlikle yakınlık duyduğu tek şey üzerinde çalıştığı metinler.

//php print_r ($fields); ?>
Mayıs ayında Makedonya’da düzenlenen bir PEN konferansında Karadağ, Sırbistan, Hırvatistan gibi farklı ülkelerden gelen genç arkadaşlarla “Balkanları temsil etmenin doğası” üzerine konuşmuştuk: ben lafa sinemadan girmiş, Emir Kusturica’nın Yeraltı filminde Belgrad’ın ve şehrin tarihi hayvanat bahçesinin bombalandığı sahneyi gösterip Kusturica’nın Yugoslavya’yı özünde dini bir ontolojiyle anlatt

//php print_r ($fields); ?>
Dünyayı kucaklayacak kadar sevgisi olup bu sevgiyi nereye koyacağını bilemeyenlere selam olsun! Gülümsemesi yüzünde hep buruk kalacaklara, fotoğraflara nasıl poz vereceğini bilemeyenlere, uzun hesaplaşmalardan sonra çocukluğuyla barışanlara, gidenlerin arkasından kalmak zorunda olanlara da!














