Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Suçlu kim?

Erasmus ödüllü, küresel düşünür Ian Buruma, çok dinli bir Batı toplumunun olasılığını savunan, Orta Doğu ve Asya’dan Batı modernitesinin nasıl algılandığına ve neden sevilmediğini açıklamaya kafa yoran, tarihte din üzerinden peydahlanan vahşetin muhasebesini yapan kitaplar ve makal



Bir rüyanın sonu

Çok uzun zaman önce, ilk gençlik yıllarımda okumuştum Norman Mailer romanlarını. Çıplak ve Ölü, 1971 yılında Türkçeye çevrilmiş, çeviriler Marilyn Monroe hakkında bir inceleme kitabı ve Geyikli Park ile Körler Körlere Yol Gösteriyor isimli romanları ile sürmüştü.



İzmir'in, bir profesörün, alkolün ve kuşların romanı

Nicedir bir ümitle, kâh fiyakalı arka kapak tanıtım yazılarının gazı, kâh basında çıkan pazarlama amaçlı söyleşilerin ve yüksek satışların etkisi ile (bir romancının romanı hakkında sayfalar boyunca konuşmasını, açıklama yapmasını da hiç anlayamam ya!) elime aldığım yeni çıkan Türkçe romanları birkaç sayfa okuduktan sonra görev ve sorumluluk bilinci ile sıkıntılar içinde, hani belki biraz güzel



Marina: Zafon'un 'en kendi' romanı

“Sevgili Okur,

Hep inanmışımdır ki, ben, yapıtlarının bazılarını kendi itiraf etse de etmese de, diğerlerinden daha çok seven yazarlar grubuna aitim.

 

 



Bir Trakya güzellemesi

Ferhat Uludere’nin ikinci baskısını Yitik Ülke’den yapan kitabı 1001 Fıçı Bira, herkesin rahatlıkla okuyacağı ve karakterlerini benimseyeceği bir kitap. Burgaz’a kıstırılmış sakinlerinin hayatı, okurunun hayatına benzese de, benzemese de.



Fransa - Japonya gerilim hattı

Jean-Christophe Grangé bir önceki romanı Sisle Gelen Yolcu’da bizi kahramanımızın benliğinin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor, adeta matruşka gibi sürekli açtığı ve özüne ulaşmaya çalıştığı kahramanının gerilimli macerasını anlatıyordu. Kalın ama sıkıcı olmayan bir romandı bu.



Temeli eksik bir kütüphane

Modernizmle ilişkisi dışsal olanların, kendi dinamikleriyle yolları çakışmayanların ya da geç çakışanların onunla olan macerası da kaçınılmaz olarak çalkantılıdır. 21. yüzyılın ilk çeyreğinin ortasında hâlâ her biri diğerinden farklı kavramlar olan modernizm, modernite ve modernleşmeyi birbirine karıştıran entelektüellerin olduğu bir düşünsel iklimde yaşıyor olmamız da bunu kanıtlamaz mı?



Kaç Victorie kaç...

Jean Echenoz, günümüz Fransız edebiyatının, daha doğrusu yeni Fransız romanının önemli kalemlerinden. Özellikle süssüz anlatımı tercih etmesi ve sadeliğiyle pek çok isimden ayrılmasını sağlıyor.

 

 



Yakalanacak bir hayat yok!

Hikaye kitaplarının seçki olmasından rahatsızlık duyanlardanım. Yazar o hikayeleri bir araya getirdiyse bunun bir anlamı olmalı, diye düşünürüm. Alper Beşe de benimle aynı fikirde olmalı ki, Gecikmeli adlı ikinci kitabının ilk iki hikayesi ile son iki hikayesinin ana imgesini “tren” üzerine kurarak, kitabında vagonların dizilişini çağrıştıran bir yapı kurmuş.



Lütfen boşlukları doldurmayınız

Hakan Bıçakcı, günümüzde değil de 19. yüzyılda ya da 20. yüzyıl başlarında yazan biri olsaydı, büyük ihtimalle ismini R. L. Stevenson, Maupassant, Giovanni Papini, Washington Irving, Ambrose Bierce gibi büyük yazarların arasında anar; tuhaf, esrarengiz, tekinsiz öykü derlemelerinde yer alan klasik kalemlerden biri olarak kabul ederdik.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.