Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Aslında öykü yazarı olarak tanıdığımız Başar Başarır’ın bir romanı yayımlandı yakın zaman önce: Sibop.

//php print_r ($fields); ?>
Çağatay Yaşmut’un kaleme aldığı “Başkomiser Galip polisiyeleri”nin ilki olan Beyoğlu Çıkmazı, 2008’de yayımlanmıştı. 2012’de de Kadıköy Cinayetleri ile dördüncü kitaba ulaşmıştık. Sonrasında ise yeni bir macera eklenmedi bu seriye.

//php print_r ($fields); ?>
Sosyal devlet hayalinin yarattığı ulus kimlikleri, son yirmi yıldır gerçekleşen göçmen akımları sonrası yeniden yapılanıyor. Bu dar tanımlı kimliklerin genleşmesi sürecinde ise, toplumsal katmanların tepkimelerle ayrıştığına şahit oluyoruz. Rafine kültürleri, şimdi biraz desenleniyor gibi.

//php print_r ($fields); ?>
Grady Hendrix, son birkaç yılda kaleme aldığı kurgu ve kurgudışı eserleriyle Amerikan korku edebiyatında önemli bir yer kaplıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

//php print_r ($fields); ?>
Ciltli, ciltsiz... Büyük boy, orta boy, küçük boy... Çoğunlukla orta sehpalarda gördüğümüz dev boy, şömizli, ciltli, bol fotoğraflılar... İncecik hurufatıyla mini kitaplar ya da klasik cep boyları... Kimisi kalın, niteliği yüksek kağıtlara basılmış; kimisi çevre dostu, gerikazanımlı kağıtlara...

//php print_r ($fields); ?>
On yıl önceydi galiba, yağmurlu bir Üsküdar gecesinde, gri paltosunun iç cebinden bir silah gibi çekip, büyük bir iştiyakla yüzüme doğru uzatmıştı, net olarak hatırlıyorum. Uzatmış ve şöyle demişti; “Çok fena metin, içer gibi okumalı bunu.” Eski bir dostumdan bana kalan o taze hatıra, sayfaları hafifçe katlanmış kitap, namlusu bana doğrultulmuş halde elimdeydi artık.

//php print_r ($fields); ?>
Kararsız Okur'un kitaplığında bu ay, hastalıktan şifa çıkaran romanlar, çağımızın iyileşme umudu olan psikanalize dair üretilmiş metinler ve yazarların hastalıklı/sağlıklı özyaşamöyküleri, raflarda durdukları yerde bize göz kırpıyor.
Yazmaktan ve okumaktan başka çaresi olmayanlar için...

//php print_r ($fields); ?>
On dokuzuncu yüzyıl, Avrupa karşısında gerileyen Osmanlı İmparatorluğu’nun bu durumu bir tür uygarlık kaybı olarak gördüğü ve buna karşı düşünülen çarelerle toplumsal ve siyasal düzeyde modernleşmenin getirdiği değişimle yüzleşmek durumunda kaldığı bir dönemi kapsar.
















