Dosya Arşivi

Dosya // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Renkleri ve desenleri kendine özgü bir şekilde kullanan illüstratör Jane Mount’un Bibliophile: An Illustrated Miscellany adlı yapıtı, kitaplara sevdalı olanlar için bulunmaz bir nimet. Mount bu kitabında, önemli edebi şahsiyetleri, edebiyat mabedlerini, kısacası edebiyatla ilgili heyecan verici her şeyi kendi çizgileriyle sayfalara taşıyor.

//php print_r ($fields); ?>
Siyah Kitap etiketiyle raflardaki yerini alan Edebi Ziyafet, C.S.

//php print_r ($fields); ?>
Çocukluğumun üç senesi Sivas’ın Gürün ilçesinin Çelikhan/Yazyurdu kasabasında geçti. Sekiz ile on yaşlarımdı bunlar. 1982-1985. Bunun öncesinde veya sonrasında köy, kasaba gibi yerlerde yaşamamıştım. Dolayısıyla hayatımın bu üç senesi, bana her zaman olağanüstü gelmiştir. İnanılmaz. Uzak. Yaşanmamış gibi. Ürkütücü. Masalımsı. Büyülü. Zorlu.

//php print_r ($fields); ?>
1. yıla, 5. yıla, 10. yıla, 50. sayıya ya da 100. sayıya ulaşıldığında, böylesi duraklar –biraz soluklanıp– gelinen ve gidilecek tarafa yeniden bir göz atmanın bahanesi oluyor çoğunlukla. SabitFikir de şu anda 5. yıl durağında...

//php print_r ($fields); ?>
Kasabanın laneti, denizden gelen dehşet, delirmek ile ölmek arasında sıkışıp kalan kahramanlar, ihtişamlı geçmişin modern zamanlardan aldığı intikam… Bunların hepsi, H. P. Lovecraft’ın eserlerine, en azından Innsmouth’un Üzerindeki Gölge ya da Cthulhu’nun Çağrısı gibi önde gelen öykülere aşina okurlar için anahtar başlıklar.

//php print_r ($fields); ?>
Zifiri karanlık bir gelecek tasviri, yozlaşma içindeki kaotik şehirler, teknolojinin yetişilemez hızıyla, insan olmaya, hakikate, dünyadaki varoluşumuza dair tüm tanımların sürekli yeni baştan yazıldığı kaygan bir zemin... Richard K.

//php print_r ($fields); ?>
Yayın sektörünün içinden biri misiniz? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

//php print_r ($fields); ?>
Ne zaman bilimkurgu bir roman veya öykü okuyacak olsam, kitabın kapağını büyük bir beklentiyle açarım. Beni yarattığı dünyanın içine çekebilmesi, kendi içinde anlamlı bir âlem kurması, hayal gücünü zorlayan bir teknoloji, gelecekteki toplumsal sorunlar, distopik manzaralar, uzay gemileri, ışın kılıçları, dünyayı ele geçiren robotlar... Bunların olup olmaması inanın hiç ilgimi çekmez.

//php print_r ($fields); ?>
Yazdığı romanlar ya da şiirlerle ün kazanmış birçok yazarın, biri kadim diğeri modern bu iki tür arasında sıkışıp kalmış ve bir türlü hak ettiği yeri tam olarak bulamamış olan öykü türünde de eserler verdiğini biliyoruz. Fakat, eğer bir yazar sadece öykü türünde eserler vermemişse, çoğu zaman öyküleriyle anılmaz.

//php print_r ($fields); ?>
Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

















