Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Dört taraftan kuşatılmış bir çaresizlik

İnsan, hayatın ördüğü bir duvardır. Ve bu duvar her daim kendi üzerine çöker. Hayat, insanı inşa ederken zaman da bu duvardan tuğlalar çeker. Çoğu zaman kendi üstüne çöken duvar, bazen de başkalarının üzerine çöker. Faslı yazar Leïla Slimani, Goncourt Ödüllü romanı Hoş Nağme’de, kendi içine çöküp başkalarının üzerine devrilen bir kadının hayatını konu ediyor.



Sesinin gücünü keşfedenlerin hikayesi

Sessiz Kalma’nın açılışı hızlı ve çarpıcı: Genç insanlar, akşamın ilerleyen saatlerinde birlikte eğlenmek ve dans etmek için bir partide buluşuyor. Birbiriyle flört edenler, kendini müziğin ritmine bırakanlar, sohbet edenler, ‘Ben neden buradayım?’ diye soranlar; kısacası partide herkes var. Gecenin ilerleyen saatlerinde partide kavga çıkıyor ve silahlar konuşuyor.



Vikinglerden korkuyor muyuz?

Hayır, tabii ki korkmuyoruz. Özellikle elektriğin, televizyonun icadının ardından Vikinglere gönülden bağlı olduğumuz anlar bile var. Çocukken akıllı bıdık Viki’yi, büyüdüğümüzde ejderhasını eğiten Hıçkıdık’ı ya da koltukta usulca genişleyerek Odin soyundan gelen Ragnar ile Lagertha’yı seyrederken... Ortaçağın bu amansız topluluğunun birçok karakteristiği bize bakıyor.



Kanamalı Haydut'un Kan İzleri

Hangimiz rahatsız değilsek bu hayattan, elbet bir umut vardır yarınlardan! Rahatsız isek vardır bir umut. Rahatsız olmuyor musunuz? O vakit umut neyinize gerek! İyiliğin bu denli bayağılaştırıldığı bir çağda, en saygın insanların bile itibar suikastlarıyla yalnızlaştırıldığı dünyada rahat kalmak mümkün mü? Bir de müdanasız delikanlıların terk ettiği dünyada kim bize adap-erkan öğretecek?



Aslanların Tarihi; Ateş Anıları Üçlemesi

‘’Tarih dersleri mumya müzesine

ya da Ölüler Diyarına gezilere benziyordu.

Geçmiş, cansız, boş ve dilsizdi.

Bize içi boşaltılmış vicdanlarla

bugüne boyun eğmemiz için

geçmişi öğretiyorlardı;

tarih zaten yapılıp bitmişti, biz tarihi yapamayacak, onu kabullenecektik.

Zavallı Tarih artık soluk almıyordu: bilimsel metinlerde ihanet edilmiş,



Maceracı Genç Okurlara İki Yeni Dizi

Belirli bir yaş grubunu ana okur kitlesi olarak ele alan kitaplar, gerek dünyada gerek ülkemizde halen pek dikkate alınmıyor. Daha doğrusu edebiyatın, kitapların yalnızca yetişkinler için yapılanı ciddiye alınıyor.



BaşkaDünyalar // Ölümlü dünya, sonsuz uzay

Robert Charles Wilson, Dönüş’ün daha ilk sayfasında bizi bilimkurgunun belli bir damarına doğru çekiyor.



Amerikan Toplumuna İçeriden Bir Bakış

Amerikalı çok sayıda müzisyen, şarkıcı ve söz yazarının edebiyat dünyasına giriş yaptığını ve bu dünyada tutunarak üretmeye devam ettiğini görüyoruz. Örneğin punk rock kraliçesi olarak kabul edilen Patti Smith, yeni yayımlanan beşinci kitabı Year of The Monkey ile edebi alanda daha anlatacak çok hikâyesi olduğunu kanıtlayanlardan.



Metinlerarasılık

Bir edebi metni kaleme alırken daha önce hiç yazılmamış gibi davranma lüksümüz yok. Okuduğumuz, okumadığımız, açık veya gizli hayranlık duyduğumuz yahut hafife aldığımız, nefret ettiğimiz pek çok metin sayesinde veya onlara rağmen yazıyoruz kaleme aldıklarımızı. Zira boş kâğıda yazarken boş kafayla da yazarsak ortaya çıkan ürünün edebi kalitesinde ister istemez bir yavanlık bulunabilir.



Tıpkı bir rüyadaki gibi

"Rüyalar hakkında konuşmak, filmler hakkında konuşmaya benzer; çünkü sinema rüyaların dilini kullanır, yıllar bir saniyede geçebilir ve bir mekandan diğerine sıçrayabilirsiniz. Görüntülerin meydana getirdiği bir dildir bu.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.