Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Türkçenin büyük yazarlarının külliyatlarını tamamlamak, gerek edebiyat tarihimiz gerekse eleştiri tarihimiz içerisindeki topyekûn yerini belirlemek zaruri bir iş olarak duruyor bugünlerde...

//php print_r ($fields); ?>
"Rüyalar hakkında konuşmak, filmler hakkında konuşmaya benzer; çünkü sinema rüyaların dilini kullanır, yıllar bir saniyede geçebilir ve bir mekandan diğerine sıçrayabilirsiniz. Görüntülerin meydana getirdiği bir dildir bu.

//php print_r ($fields); ?>
Dünya üzerindeki Türkiye ülkesinin İstanbul şehrine bağlı Kadıköy ilçesinde bulunan bir apartmanın birinci katındaki bir dairede yaşıyorum. Dairenin üç odası, bir salonu, bir banyosu ve bir mutfağı var. İki yıl kadar önce, bu daireye ilk kez girdiğimde onun her köşesini dikkatle inceledim.

//php print_r ($fields); ?>
Yakın bir zaman önce yayımlanan Dönüş kitabı, Avustralya’nın en önemli yazarlarından kabul edilen Tim Winton’ın on yedi öyküsünden mürekkep.

//php print_r ($fields); ?>
Nicolas Herpin ile Nicolas Jonas, Amerikan sosyolojisini anlatırken kitaplarını (La sociologie américaine, 2011) dört temel üzerine inşa ederler: Şehir, iş hayatı, aile ve kültür.

//php print_r ($fields); ?>
Samuel Beckett, 13 Nisan 1906’da doğdu, 112 yıl önce… İlk romanı Sıradan Kadınlar Düşü’nü 1932 yılında yazmıştı, 86 yıl önce; Türkçede ancak 2013’te okuyabilmiştik...

//php print_r ($fields); ?>
Şaka bir üstkurmaca anlatı olarak değerlendirilebilir. Daniele Mallarico, kitabınızın ana karakteri, ve kitaptaki illüstrasyonlar, künyede de belirtildiği gibi, Dario Maglionico adlı bir illüstratöre ait. Bu küçük şaka aklınıza nerden düştü?

//php print_r ($fields); ?>
John Le Carré –Türkçeye ilk kez çevrilen– Cinayetin Parıltısı romanını şu sözlerle tanımlıyor: "Acımasız ve aynı zamanda gülünç bir sosyal yaklaşımın gölgesinde kalmış, kusurlu bir polisiye roman." Bu açıklama, ilk basım yılı 1962 olan romanın arka sayfalarına 1989’da eklenen sonsözden. Bir romanın bitiminde bir “sonsöz”e rastlamak şaşırtıcı.

//php print_r ($fields); ?>
ER “Başka nasıl anlatmalı?” Eğer Son İyi Şeyler hakkında bir yazı yazılacaksa bu sorudan başlamakta fayda var. “Kitaptaki üç öykü bu soru üzerine bina edilmiş” desek hiç de abartılı olmaz? “Bina” mı dedim? Bir inşaat var gerçi ama “bina” kelimesi bu kitap için hiç de uygun olmadı. Neden mi?

//php print_r ($fields); ?>
Bugün uluslararası bir şöhret sahibi olan Haruki Murakami, Rüzgârın Şarkısını Dinle’de yazarlığa adım atışının hikayesini anlatıyor. Kısa ve sıcak bir anlatı.
















