Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Üçlemenin sonunda, bir hüzünlü aşk ve veda...

Ermeni asıllı olduğunu öğrenen bir genç kadının hikayesiyle başlıyordu ilkin. Kökeninin “ötekine” dayandığını öğrendikten sonra kendi de “öteki”leşen kahramanımızın gözünden yaşama dair kişisel, politik bir sorgulamaydı. Bu kişisel-politik sorgulama ikincisinde de bir delinin gözünden devam ediyordu.



Gitanjali: Yakarışlar

Neydi acaba onu bu engin gizeme gece yarısı ormandaki bir tomurcuk gibi açtıran kuvvet?



Calvin'imiz var, Castellio aranıyor

Bir papaz cemaatinin üyesi olan Matmazel Liliane Rosset, biyografi yazarı olarak ünlenen Zweig’a 1935’te bir mektup yazar; Zweig’dan, 16. yüzyılda Kalvencilerin fikirlerini yaymak için başvurdukları zalim yöntemlere karşı açıktan mücadele eden Sebastian Castellio’nun biyografisini kaleme almasını talep etmektedir.



Ve bir Céline daha

Belki de en doğrusu buydu. Gecenin Sonuna Yolculuk’tan sonra Profesör Y ile Konuşmalar’ın gelmesi. Ne de olsa ilki bir makineydi. Delik deşik üniformalar ve başıbozuk kelimeler ve kuduz torbası salyalar ve üç milyon üç yüz otuz üç bin üç yüz otuz üç noktalar ve kan ve kemik ve ölüm ve kalım ve insan ve müsveddesi ve meselesiyle inşa edilmiş dev bir makine.



Derin devletten daha derin

Stieg Larsson’un “Millennium Üçlemesi”, 41 ülkede 20 milyona yaklaşan satış rakamı ve kazandığı edebiyat ödülleri ile kitap endüstrisi için global ölçekte fenomen olmuştu. Birkaç da sinema uyarlaması yapıldı. Yapılmaya devam da edecek. Üçlemenin biraz gecikmeli başlayan Türkiye serüveni de gerek satış rakamları gerek aldığı eleştiriler açısından başarılıydı.



Cansız olan yalnızca vampirler değil...

Elimizdeki kitap Can Yayınları’nın henüz Türkçeye kazandırmış olduğu, “Oniki” isimli eserin devamı olan “On Üç Yıl Sonra”. “Danilov Beşlemesi”nin ikinci kitabı, hikayeye 1825 yılından  devam ediyor. Serinin ilk kitabının konu aldığı 1812 yılındaki Napolyon istilası geride kalmış, Fransızlar yenilmiştir.



Arzın çeperinde beyhude gezerken

Ustam ve Ben bir şefkat anlatısı. Aşk diyemiyorum, tutku hiç değil. Cihan bir kapaktan ötekine aşkı öğrenemediğinden, gerçek bir âşık olamadığından yakınıyor. Öte yandan tutkulu bir öğrenci olduğunu, öğrenme tutkusunun diğer arzularını gölgelediğini ima ediyor. Oysa Cihan'ın şakirtliği de tutkulu değil kanımca. Yusuf gibi kendinden geçmekten aciz.



eski bir gecenin sokaklarında

verimli bir yazar olan aksu bora’nın feminizm kendi arasında adlı kitabı ayizi yayınları’ndan çıktı. kitabın adının anlamı ve buna bağlı olarak kendi anlayış kapasiteniz konusunda şüpheye düşmüş olabilirsiniz; “feminizm kendi arasında bilmem kaça ayrılır” tarzı bir cümleyi akla getirme amacını taşıyor.



Edebiyat bağını cinler basmış, gördün mü?

Herta Müller’in bu yılkı Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görüldüğü açıklandıktan sonra gırgır işler olmuş.



CÖMERT BİR KİTAP

Murathan Mungan,  öyküleri, şiirleri, oyunlarının yanı sıra denemeleriyle de rüştünü ispat etmiş bir yazar. Sinema yazılarını bir araya topladığı 'Kullanılmış Biletler' adlı güzel kitabını bir solukta okumuştum.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.