Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Doctorow'un 1975 tarihli romanı Ragtime, Amerikan edebiyatının tatlı esintisini, Tomris Uyar'ın çevirisinin de etkisiyle gıdıklayan, hafifleten ama zaman zaman da ürperten duygusunu okura hissettiriyor.

//php print_r ($fields); ?>
Peter Carey’i, Oscar ve Lucinda ile Kelly Gang’ın Gerçek Hikâyesi gibi kitaplarıyla tanıyoruz. J.M. Coetzee ve Hilary Mantel ile birlikte Man Brooker ödülünü iki defa kazanmayı başarmış üç yazardan biri olan olan Avustralyalı edebiyatçının on ikinci kitabı Gözyaşının Kimyası, Ayrıntı Yayınlarınca geçtiğimiz günlerde ülkemiz okuyucusunun beğenisine sunuldu.

//php print_r ($fields); ?>
"Bana tanrı söyledi. Okudum, TV’de gördüm…"

//php print_r ($fields); ?>
Bolaño, Şili’nin başkenti Santiago’da dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları çeşitli kentler, birbirine karışmış kültürlerin içinde geçmiş. Gençlik yıllarının başında Meksika’ya göçmesi onun edebiyat serüveni için bir kırılma noktası olmuş. Meksika’daki entelektüel ortamlarda Latin Amerika Edebiyatı’nı sulayan birçok yerli akımı araştırma imkânı bulurken, şiir eskizlerine bu yıllarında başlamış.

//php print_r ($fields); ?>
“Basitliği içinde her şeyi içeren bu gece, bu boş hiçliktir insan – hiçbiri aklına gelmeyen ya da mevcut olmayan bitmek bilmez bir temsiller, imgeler zenginliği. Bu gece, burada fantazmagorik temsiller içinde varolan bu iç doğa – bu saf benlik... Burada kanlı bir baş, şuradan beyaz bir şekil çıkarır...

//php print_r ($fields); ?>
Olağan ve usluların, sınırlarını bilenlerin dünyasında, birbirine benzer saplantıları, öfke ve tutkuları tekrarlayıp durmak kabul edilemez. Bir tutkumuz varsa bile ekonomik olması, bu tutkuyu en doğru yere transfer edip, herkese benzemek, herkes gibi olmak için kullanmamız beklenir.

//php print_r ($fields); ?>
Ben hizmetçilerle büyümedim ama hizmetçilerle büyüyen akrabalarla büyüdüm. Sıklıkla gittiğim bir evin sahiplerinin iki şoförü, bir aşçısı, üç temizlikçisi vardı; daha büyük evler, daha zengin ev sahipleri, daha geniş hizmetçi kadroları gördüm.

//php print_r ($fields); ?>
Hemen her ülkenin tarihinde geride bıraktığı karanlık bir tünel var. Üstelik bu yolculuk, o dönemde yaşayanlara hiç bitmeyecekmiş gibi gelir ama biter. Fakat ne kadar hasar bıraktığı, hangi acıları "hediye" ettiği hep tartışılır.

//php print_r ($fields); ?>
90’lara kadar bir sadelik hâkimdi kitaplar dünyasında. Sessizce çıkarlardı kitapçı raflarına. Hele 70’ler, 80’ler, çoğunlukla tesadüfen keşfederdik kitapları. Kitapçıya aklımızda bir isim ile gittiğimiz nadirdi. Küreselleşme ile birlikte biz de keşfettik pazarlamayı. Köşe dönmecilik her nesneyi adamakıllı metalaştırdığı gibi, kitabı da metalaştırmanın dibini buldu.

//php print_r ($fields); ?>
Ankara’da Öykü Günleri’nin ilki yapılıyordu. Özcan Karabulut’un öncülüğünde düzenlenen Öykü Günleri, o günlerde önce öykü ve öykücüler, sonra tüm edebiyat dünyamız için bulunmaz nimet olmuştu. Ki, o güne dek edebiyat dergilerinde bile tek tük yayınlanırdı öykü; yazılmadığından, okunmadığından mı? Sanmıyorum. Öykü Günleri, öykücülüğümüze büyük hareket getirmişti.















