Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
Ben hizmetçilerle büyümedim ama hizmetçilerle büyüyen akrabalarla büyüdüm. Sıklıkla gittiğim bir evin sahiplerinin iki şoförü, bir aşçısı, üç temizlikçisi vardı; daha büyük evler, daha zengin ev sahipleri, daha geniş hizmetçi kadroları gördüm.

//php print_r ($fields); ?>
90’lara kadar bir sadelik hâkimdi kitaplar dünyasında. Sessizce çıkarlardı kitapçı raflarına. Hele 70’ler, 80’ler, çoğunlukla tesadüfen keşfederdik kitapları. Kitapçıya aklımızda bir isim ile gittiğimiz nadirdi. Küreselleşme ile birlikte biz de keşfettik pazarlamayı. Köşe dönmecilik her nesneyi adamakıllı metalaştırdığı gibi, kitabı da metalaştırmanın dibini buldu.

//php print_r ($fields); ?>
“Basitliği içinde her şeyi içeren bu gece, bu boş hiçliktir insan – hiçbiri aklına gelmeyen ya da mevcut olmayan bitmek bilmez bir temsiller, imgeler zenginliği. Bu gece, burada fantazmagorik temsiller içinde varolan bu iç doğa – bu saf benlik... Burada kanlı bir baş, şuradan beyaz bir şekil çıkarır...

//php print_r ($fields); ?>
Çiftlik evimizin Fransız camlı kapısından içeri her girişimde, mabedine dönmüş bir mutekit gibi başımı sağ yana çevirir, gözlerimi irileştirerek duvarda bir noktaya bakakalırdım. Bundan önce muhakkak ellerimi ve ayaklarımı yıkamış olur, yüzümdeki tozu toprağı şöylece bir sildikten sonra, gözlerimi kırpıştırarak mabedimin bu en zarif penceresinde bir süre duraklardım.

//php print_r ($fields); ?>
Romanlardaki şehirlerden oluşan yeni bir dünya atlasında, New York yeni bir Dublin olabilir mi? Yani James Joyce’un Ulysses’indeki gibi, bütün dilin ve kültürün içinde yeniden doğduğu bir romanın malzemesine dönüşebilir mi? Michael Cunningham’ın yeni romanı Gece İnerken’de uğraştığı meselelerden biri bu.

//php print_r ($fields); ?>
Kaderin benim için uygun gördüğü cezalardan birini söyleyeyim de şaşırıp kalın. Öyle oyun falan değil, düpedüz bir ceza, hem de sadistçe. Kırk yıl düşünülse akla gelmez, bari ben diyeyim: Hızlı kitap okuma cezası.

//php print_r ($fields); ?>
Hiç ava çıktınız mı? Doğada bir hayvan avından söz etmiyorum; içinizdeki hayvanı avlamaya karar verip, hazırlanıp yola çıktınız mı? İçinizdeki hayvanı tanıyıp onunla silahın soğuk ortamında buluşmaya karar vermeniz bu kadar mı güçtür? İçinizdeki hayvanın vahşeti midir kalıcı olan, o vahşetin dölleniş ve doğuşu için gerekli koşullarla gireceğiniz muhakeme mi?

//php print_r ($fields); ?>
İkitrilyonyediyüzaltmışmilyarsekizyüzseksendokuzmilyondokuzyüzaltmışaltıbinaltıyüzkırkdokuz. 2’ye bölünemez. 3 için, rakamları tek tek toplayıp sonucun 3’ün katı olup olmadığına bakmak yeterli. Son rakam 0 ya da 5 olmadığına göre 5’e zaten bölünemez. 7’ye, 11’e, 13’e?

//php print_r ($fields); ?>
Vampir dediğimizde aklımıza Bram Stoker’ın yarattığı Dracula geliyor ve bundan sonra da böyle olacak gibi görünüyor; ancak Matthew Beresford’un İfritler’den Dracula’ya Modern Vampir Mitinin Doğuşu başlıklı çalışmasının gösterdiği gibi, vampirlerin hem tarihte hem de edebiyatta oldukça köklü bir geçmişi bulunuyor. 19.

//php print_r ($fields); ?>
Şimdilerde nasıldır bilmiyorum ama Cumhuriyet’in ilk yıllarında Çanakkale vilayetine bağlı Biga kasabasının Çerkes köylerinden biriydi Mahmudiye ve bu köyde Nuridin namlı bir adam yaşardı. 1929 doğumluydu. Bakmayın ona “Nuridin” dendiğine, Nurettin Karasu diye kayıtlıdır nüfusa.















