Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar



Tebdil ve ferahlık

Görüntüler dünyasında yaşıyoruz. Kucağında beyaza yakın sarı saçlı bir çocuk taşıyan Asyalı kadın, bir çırpıda bebeğin bakıcısı olarak algılanıyor. Sizi döver gibi ve asık suratla, “What do you like to have, chicken or pasta?” diye soran kabin görevlisi, makarna diye cevap verdiğinizde birden ışıl ışıl gülümseyip, “Affedersiniz sizi Arap sandım,” diyebiliyor.



Bir çeşit sivil ansiklopedi

Biyografi ve hatırat seven hatırı sayılır miktarda bir okur kitlesi vardır. Batı yazınında önemli bir yeri olan bu türün bizde hak ettiği payı aldığını söylemek pek mümkün değil. Ancak eskisine göre gelişmeler var.



Her yer Copacabana

Umberto Eco, Sıfır Sayı’da –bir kez daha– komplo teorileri üzerine kurgulanmış, ciddiyetle mizahı harmanlayan bir hikaye anlatmış. İki aylık anlatı zamanına İtalya tarihinin pek çok önemli olayını sığdırmasına rağmen Eco’nun diğer romanlarına  kıyasla –hacim anlamında– kısa bir roman bu. 

 



Kaygan bir zemin

Yazarın okuru ne kadar zorlamaya hakkı vardır? Peki, öfkesini okura ne kadar yansıtmalıdır? Kime öfkelidir yazar? Hayata mı, edebiyat çevresine mi, okuyana ya da okumayana mı? Barlas Özarıkça'nın bilinç akışı tekniğiyle yazdığı yeni romanı Kaçkınlar Kahvehanesi, benim bilincimi bu sorularla doldurdu.

 



Hükmen mağlup adamlar

Bir yazar için halihazırda içinde yaşadığı çağı anlatmak; insan ilişkilerini, sanatı, siyasi arenayı, gündelik hayatı, aşkı, aileyi kapsayan büyük yozlaşmayı ve içi boşalan her şeyin ortasında gittikçe daha eksik bir mahlukata dönüşen insanı anlamak hiç kolay değil. Çektiğin ağrıyı unutup, mustarip olduğun hastalığı anlamaya çalışmak gibi bir şey bu.



Bir antoloji yaratmak

Yaşayan şairleri kapsayan bir antoloji hazırlamak risklidir. Bugün hayatta olmayanların yerini tayin etmek ise, verili tarifeye göre davranıldığından daha kolaydır.



Herkes birilerine kalır

İnsan, çocukluğunu başkalarından gizler. Utanılacak bir şey yoktur; serbest bırakılmış bir temizliğin, saflığın korunduğu yıllardan çıkartılıp kirletilmeye terk edilmesine engel olmaktır neden. O yüzden insan çocukluğunu ve çocukluğundan getirebildiklerini korumakla görevlendirilmiştir. Bu ince görev onu yalnızlaştıracaktır.

 



Trajedi, gözlük, giysi, ev, kompleks...

Sıddık Akbayır çalışkan bir araştırmacı. Kitaplarının hak ettiği ilgiyi görmediğini düşünüyorum. Kitapları ile tanışmam, tadı halâ damağımda olan, çok beğendiğim çalışması "Bir Fotoğrafınız da Ben de Kalmış" ile olmuştu. Maalesef ikinci baskısı yapılmadı. Eşe dosta hediye etmek istediğim kitaplardan birisidir; o yüzden elimdeki tek kopya sürekli seyahat halinde.



Aşkın ve hüznün başarılı ve çalışkan romancısı

Atilla Birkiye’nin edebiyatımızın konu ve izlek bakımından en istikrarlı yazarlarından biri olduğu kanısındayım;  çünkü otuz yıl aşkın aşk’ı yazıyor.



Karin Fossum'un Norveç'i

Kuzey ülkelerinin edebiyatı yakın zamana kadar Türkiye’de fazla tanınmıyordu. Bunun ilk nedeni çeviri güçlüğü ise, ikincisi İsveç, Norveç, Finlandiya ve Danimarka edebiyatlarının tıpkı coğrafyaları gibi Avrupa’nın kıyısında kalmasından, bir tür taşra sayılmalarından olmalı. Ancak son yıllarda polisiye edebiyatındaki hızlı gelişme, İsveç ve Norveç edebiyatlarını dünya ölçeğinde tanıttı.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.