Eleştiri Arşivi

Eleştiri // En çok okunanlar
//php print_r ($fields); ?>
İnsanoğlu hikaye anlatmaktan vazgeçemiyor. Bu bir gelenek; geçmişten bugüne ve değişen biçimiyle tüm hayatımızı kaplayan bir eylem aynı zamanda...

//php print_r ($fields); ?>
Mizahın hiç eğlenceli olmadığını düşünen insanların tarafındayım; yanlış anlaşılmasın sakın – mizahın bizi güldürmesinin saçma olduğunu ima ediyorum.

//php print_r ($fields); ?>
Sıddık Akbayır çalışkan bir araştırmacı. Kitaplarının hak ettiği ilgiyi görmediğini düşünüyorum. Kitapları ile tanışmam, tadı halâ damağımda olan, çok beğendiğim çalışması "Bir Fotoğrafınız da Ben de Kalmış" ile olmuştu. Maalesef ikinci baskısı yapılmadı. Eşe dosta hediye etmek istediğim kitaplardan birisidir; o yüzden elimdeki tek kopya sürekli seyahat halinde.

//php print_r ($fields); ?>
Bir yazar için halihazırda içinde yaşadığı çağı anlatmak; insan ilişkilerini, sanatı, siyasi arenayı, gündelik hayatı, aşkı, aileyi kapsayan büyük yozlaşmayı ve içi boşalan her şeyin ortasında gittikçe daha eksik bir mahlukata dönüşen insanı anlamak hiç kolay değil. Çektiğin ağrıyı unutup, mustarip olduğun hastalığı anlamaya çalışmak gibi bir şey bu.

//php print_r ($fields); ?>
Görüntüler dünyasında yaşıyoruz. Kucağında beyaza yakın sarı saçlı bir çocuk taşıyan Asyalı kadın, bir çırpıda bebeğin bakıcısı olarak algılanıyor. Sizi döver gibi ve asık suratla, “What do you like to have, chicken or pasta?” diye soran kabin görevlisi, makarna diye cevap verdiğinizde birden ışıl ışıl gülümseyip, “Affedersiniz sizi Arap sandım,” diyebiliyor.

//php print_r ($fields); ?>
Yaz başlarken insanlara mutlaka edebiyatla ilgili önerilerde bulunulur; sanılır ki herkes sıcağın ve tatilin etkisiyle sanatın hakimiyeti altına girer. Oysa yazın ruh daha da hafiflerken beden değerini yitirir, algının fiyatı artar. Acının yakasına yapışılmalıdır böyle durumlarda. Neden mi;

//php print_r ($fields); ?>
Umberto Eco, Sıfır Sayı’da –bir kez daha– komplo teorileri üzerine kurgulanmış, ciddiyetle mizahı harmanlayan bir hikaye anlatmış. İki aylık anlatı zamanına İtalya tarihinin pek çok önemli olayını sığdırmasına rağmen Eco’nun diğer romanlarına kıyasla –hacim anlamında– kısa bir roman bu.

//php print_r ($fields); ?>
Hemen herkesin bir gün anlatmak üzere beklettiği güzel bir hikayesi vardır. Bu hikayeler sabırla yıldızının parlayacağı anı bekler durur. Bazısı söylenmeden kalır, bazıları dilden dile aktarılıp anonimleşir.

//php print_r ($fields); ?>
Popüler romanın alametifarikası nedir? Umberto Eco’nun deyimiyle, “sorunsal roman” ile popüler roman arasındaki farkları nerelerde aramak gerekir? Çok satan romanlar popüler romanlardır, deyip işin içinden sıyrılabiliriz elbette. Kimileri için üzerinde durmaya değmeyecek bir konu olabilir. Çoğunluğa hitap eden bu türdeki romanlara, has okur burun kıvırır.

//php print_r ($fields); ?>
"Şu dışarıda öten kuşları duyuyor musun Miles? Bu kuş başka kuşların ötüşünü taklit eder. Kendine ait bir ötüşü yok. Başkalarının ötüşünü taklit eder. Sen bunu yapma. Başkasını taklit etme, kendin ol. İşin özü bu. Kendinden başkası olma…"















