Avrupa ve çevre ülke yazarları, fikir adamları, eleştirmenleri ile akademisyenleri, edebiyatın geleceği ve çoğulculuğunu konuşmak için İstanbul’dalar.
İstanbul Hilton Convention Center’da dün ilk toplantısını yapan Avrupa Yazarlar Parlementosu’na (AYP) yalnızca ana akım ülkelerin edebiyatçıları değil, çevre ülkeler de dahil olmak üzere toplam 27 ülkeden 100’den fazla edebiyatçı katılıyor.
Kült Artistic Reflex tarafından çerçevesi ve içeriği belirlenen, İstanbul 2010 Ajansı’nın desteğiyle hayata geçirilen toplantı kapsamında “Endüstrileşme, kitlesellik ve edebiyat”, “Avrupa edebiyatının sınırlarının yeniden tanımlanması”, “Dijital çağda edebiyat”, “Edebiyat coğrafyaları” başlıklı komisyonlar kuruluyor.
NAIPUL GÜNÜN KONUSU
Yaklaşık bir haftadır devam eden V.S. Naipaul polemiğinin gölgesinde dün başlayan AYP’nin açılış konuşmalarında da Naipaul’a değinildi. Açılışta ilk olarak konuşan İstanbul 2010 AKB Ajansı Başkanı Şekib Avdagiç, “hoşgörünün” öneminden söz ederek “Edebiyat ve sanat olmadan ne siyasi ne de ekonomik gelişme mümkündür” dedi. Ardından sırasıyla Doğan Hızlan, Murat Belge, Adalet Ağaoğlu, Hari Kunzru, İskender Pala, Vikram Seth birer konuşma yaptı.
Avrupa Yazarlar Parlamentosu’nun kapanışında ulusal ve uluslararası basın ve edebiyat çevrelerine duyurulmak üzere bir “İstanbul Deklarasyonu” hazırlanacak.
KUNZRU 301. MADDEYE DEĞİNDİ
Hint asıllı İngiliz yazar Naipaul’un, hakkında hakarete varan tartışmaların yaşanmasının ardından toplantıya katılmaktan vazgeçmesi (ve dolayısıyla toplantıyı protesto eden katılımcılar) doğal olarak günün konusuydu. Hari Kunzru açılışta yaptığı etkileyici konuşmada, çokkültürlülüğün, kültürel muhafazakârlık ekseninde şekil almaya başlayarak, geçerliliğini giderek kaybettiğini söyledi.
Kunzru, “Salman Rüşdi’nin yazdıkları ile Muhammed karikatürleri çok tartışıldı ancak bu tartışmalar da etkisini yitirdi. Bana göre özgürlük önemlidir ve yazarlar özgürce yazabilmelidir. Bu anlamda Naipaul’un gelmemesinden üzüntü duydum” dedi. Bu bağlamda Orhan Pamuk ve Hrant Dink isimlerini anarak düşüncelerini somutlaştıran Kunzru, TCK’nin 301. maddesine de değindi ve bu madde var olduğu sürece hiçbir Avrupalı yazarın Türkiye’ye gelip bu maddenin tehdidi altında özgürce yazamayacağını belirtti. Kunzru, “Biz yazarlar, her türlü eğilimi konuşabilmeli, farklı fikirlere açık olmalıyız. AYP’nin sonunda hazırlanacak olan deklarasyonda, TCK 301. maddeye de değinileceğini umuyorum” değerlendirmesini yaptı.
Toplantıya katılan Hint asıllı İngiliz yazar, Vikram Seth ise “Naipaul’un gelmemesinin ardındaki süreci tam olarak bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim: Keşke burada olsaydı ve katılmasak da fikirlerini tartışabilseydik. Onun birçok düşüncesine şiddetle karşı çıkmakla birlikte, burada olmasını, tartışmalarımızı çok daha renkli ve ilginç kılacağı için isterdim. Umarım her ülke, farklı düşünen insanların da görüşlerini tartışabilecek olgunluğa erişir” dedi.
EDEBİYAT EDEP DEĞİL
Toplantının kendisi başlamadan Naipaul tartışmalarının yaşandığını anımsatan Murat Belge ise, “Bunun temelinde Ortadoğu’nun, Batı’nın literatüründen farklı olarak, edebiyatı ‘edep’ olarak algılama eğilimi yatıyor. Ben bu durumu sakıncalı buluyorum. Edebiyatı edep olarak algılamakta ısrar ettiğimizde, edep tanımına sığdıramadığız olguyu dışarıda bırakıyoruz demektir” dedi.
Adalet Ağaoğlu da açılış konuşmasında “Müslümanlara hakaret ettiği iddia edilen Naipaul’un burada olmaması beni üzdü" dedi ve sözlerine şöyle devam etti: "Çünkü kendisine soracağım, başta 11 Eylül olmak üzere bu olayların ardından, ABD toplumundan başlayarak dünyada oluşan İslam karşıtlığına ilişkin düşünceleri olmak üzere çok sorum vardı. Naipaul meselesinin provokasyon haline gelmesi hiç hoş olmadı. Adeta Haçlı Seferleri’ne doğru bir geriye dönüş başladı. Onun gelmemesini sağlayarak Haçlı Seferleri’ni püskürttük gibi hava yaratıldı”
"LİNCİN PARÇASI OLMAK İSTEMİYORUM"
“Dijital Çağda Edebiyat” başlıklı komisyonun moderatörü, yazar Cem Akaş, Avrupa Yazarlar Parlamentosu’ndaki (AYP) görevinden istifa ettiğini açıkladı. Akaş, yaptığı yazılı açıklamada, AYP’nin organizatörlerinin, V.S. Naipaul’u onur konuğu olarak davet ettiğini, yazar Hilmi Yavuz’un ise parlamentoya katılacak yazarları, “Naipaul’un Müslümanlara ve İslama hakaret ettiği” gerekçesiyle boykot etmeye çağırdığını hatırlattı:
“Hilmi Yavuz, hayatında Naipaul okumamıştı. Gazete köşesinde 2001’de yazdığı Naipaul yazısını, Rana Kabbani adlı Suriyeli yazarın Naipaul incelemesine dayanarak kaleme almıştı. Aynı yazıyı 2010’da, aradan geçen zaman içinde Naipaul’u yine okumamış olarak, AYP vesilesiyle yeniden yayımladı. Cihan Aktaş, Naipaul’u okumadığı gibi, Kabbani’yi de okumamıştı. O da protestosunu, Yavuz’un Kabbani’den cımbızladığı alıntılara dayanarak yaptı.” Parlamento organizatörlerinin ve İstanbul 2010 yöneticilerinin, yaptıkları seçime sahip çıkamamalarını, linç haykırışlarına set çekemeyişlerini, Naipaul’a tam da bu durumda her türlü güvence verip gelmesini sağlamamalarını, tersine yazarın endişesini fırsat bilerek konuyu kapatmaya çalışmalarını kınıyorum” diyen Cem Akaş, açıklamasına şöyle devam etti: “AYP organizasyonunun üstüne, onursuz bir gölge düştüğüne inanıyorum. AYP’deki Komisyon Moderatörlüğü görevimden, bu ahmakça linç hareketinin parçası olmamak için istifa ediyorum.”
Yeni yorum gönder