Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Bir Simon Garfield Romanı: Zaman Her Şeyi Çözer Mi?

Simon Garfield’ın Saatler isimli eseri, Turkuvaz Kitap’ın ciddi emek sonucu yayına hazırladığı bir çalışma olarak raflardaki yerini aldı. Kitabın çevirisini bir saat tutkunu, Esquire’in saat editörü Özge Dinç’in yapmış olması, kitaba karşı ayrıca bir merak uyandırıyor.

 


Güvercin Bozlağı

Orta mektebe gidiyordum. Kara kuru bir köylü uşağıydım. Sınıfa girerken burnumu çekerdim. Utanırdım kara kuruluğumdan. Okul yolunda Nefarettin abiyi görürdüm. Köylümüz, uzaktan akrabamızdı. Karateciydi. Burası çok önemli işte! Anadolu’nun tüm taşra vilayetlerinde, eğer bir akrabanız karateciyse siz de onun yaptığı hareketleri yapabiliyormuşsunuz hissi olurdu. Türkiye şampiyonasına katılmıştı.


Balta Taşa Değecek, Orada Öykü Çiçekleri Açacak

Abdullah Harmancı’nın yeni öykü kitabı Baltan Taşa Değecek, Muhit Kitap tarafından yayımlandı. Yazar, gerek Kurmacanın Büyülü Sureti adlı kuramsal eseriyle gerekse öykü kitaplarıyla öyküyle olan dostluğundan ödün vermedi. Muhteris’te keşfettiğim bir şey vardı onun öyküsüne dair: Hayatın keşmekeşine kapılıp unutulmaması gereken bir bakış vardır onun öykülerinde.


Toynbee'den İnsan, Hayat, Tarih ve Toplum Okuması

Modern dönemin efsanevî tarihçilerinden biri Fernand Braudel ise, diğeri Arnold Toynbee’dir. Efsane olmalarının nedeni, sadece tarih alanında yaptıkları araştırmalar değildir. Ayrıca bu tarih üzerine düşünce üretmeleridir. Yorumcudur bu iki tarihçi. Tarih felsefesi de yaparlar. Sosyologların birinci derecede kaynakları arasındadır kitapları. Sanatı da bilirler.


İki Kapak Arası Güzel Şeyler

Çocuklar için yazmak… Sanırım son yılların en dikkat çekici konu başlıklarından birisi bu. Çocuklar için masallar, romanlar yazmak, resimli kitaplar hazırlamak birçok insan için heyecan verici bir hedef haline geldi son yıllarda. Bu rüzgârın oluşmasında elbette sosyal medyanın etkisi büyük. Ama burada tuhaf bir durumun olduğunu göz ardı etmemek lazım.


Her Şehre Bir Kitapla Girdim

Kelimelerin insan ruhunun aynası olduğuna inanıyorum. Kelimeler olmasa neye benzediğimizi tarif etmemiz pek mümkün olmazdı. Başka kişilerle benzerliklerimizi, tanımadığımız kişilerle aslında tanış olduğumuzu kelimeler olmasa nasıl fark ederdik bilmiyorum.


Okurun Zihninde İnşa Edilen Bir Labirent: Hazar Sözlüğü

Henüz ilk kez yayımlandığı 1984 yılında kimilerince “21. yüzyılın ilk kitabı” olarak kabul edilen Hazar Sözlüğü’nün önsözünde Milorad Paviç, sanat eserlerini “evrilip çevrilebilir” ve “evrilip çevrilemez” olarak ikiye ayırdığından bahseder.


Terskarga

Bir yandan aşının bulunmasına sevinirken öte yandan mutasyona uğramış virüs haberleri ile endişelenmeye devam mı ediyoruz? İki kişi yan yana gelip sohbet edemiyoruz. Ne yapıyoruz? Birileriyle konuşmak istiyoruz. Çeşitli mesaj grupları kuruyoruz. Sosyal medyadan kafamızı kaldıramıyoruz. Bir sürü mail alıyoruz. Fotoğraf çekip birbirimize gönderiyoruz. Hayatımız telefonda geçiyor…

 


Şark Kütüphanesi İslam'a Bakışı Değiştirdi

10. yüzyılın sonlarında Papa II. Urbanus’un yaptığı çağrı ile başlayan ve 15 Temmuz 1099’da Kudüs’teki Müslümanların Haçlılar tarafından katledilmesiyle sonuçlanan, aynı zamanda Doğu’daki İslam dünyasına düzenlenen Haçlı Seferleri’nin başlangıcı olan Birinci Haçlı Seferi, Müslüman-Hıristiyan mücadelesinin önemli kırılma noktalarından birisiydi.


Psikolojide Edebiyatın Ayak İzleri

Nereye gittiysem bir şairin benden önce oraya uğramış olduğunu gördüm” der Sigmund Freud, yani psikolojinin bugünkü anlamına, konumuna ve yaygınlığına kavuşmasını sağlayan isim. Bundan yaklaşık 150 yıl önce, adına psikoloji dediğimiz bilim dalı konusunda yapılanlar, yazılar, söylenenler bugün anladığımız psikolojiden ve düzenlilikten çok uzaktı.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Yazının başlığı da methiye cephesini epeyce açığa çıkarıyor ama en sonda ulaşmam gereken yargıyı en başa taşıyarak atayım ilk adımı: Türkçe yazılan ya da Türkçeye çevrilen kalburüstü bütün tarihî romanları okuduğunu varsayan, kendisi de az çok ilgi görmüş hacimli üç örnekle bu alana katkıda bulunan biri olarak, bugüne dek Moğol Kurdu’ndan daha iyisine rastlamadım.

Editörden

Roman türü denilince aklıma hemen Lukacs’ın ünlü sözü geliyor: “Roman, tanrının bırakıp gittiği bir dünyanın destanıdır.” İlk büyük roman diyebileceğimiz Don Kişot da aslında Tanrı’nın olmadığı bir dünyanın romanıydı. Roman 18 ve 19. yüzyıllarda siyasi politik bir etki alanına sahipti. Bana kalsa siyasi politik etki alanından hiç vazgeçmedi roman.