Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			

Üye Eleştirileri


Üye Eleştirileri

Felsefenin Devrimcisi

Felsefe devrimsel değil birikimsel bir süreçtir ancak bu birikimli yapının bazı devrimcileri vardır. Marquis de Sade işte bu devrimci filozoflardan biridir, hatta en başta gelenlerindendir, çünkü de Sade dokunulması en güç şeye dokunmuştur, en büyük tabuyu devirmiştir. Cinsellik korkusunu yaşayan kitlelere cinselliğin en aşırı dozunu göstererek kişinin içindeki sapığı keşfetmesini sağlamıştır. İnsan erdemli bir şey değildir görüşünün en iyi temellendirmelerini de Sade’ın felsefi metinlerinde görebiliriz. İnsanın içindeki ikiyüzlülüğü ortaya çıkarır onun kitapları ve bir an olsun maskeleri indirmemizi sağlar. Bütünüyle kişi en örselenmiş yanlarıni bulur de Sade’ın kitaplarında.

Ahlaksızlık olarak kitlelere yaymaya çalıştığı ahlak sistematiği insana ilkin çok aykırı gelse de, fikirler olgunlaştıkça bu sistematik akla yatkın gözüküyor. Fransızlara nasıl cumhuriyetçi olabileceklerini anlattığı yazısında de Sade şunları yazar: Hırsızlar kesinlikle yargılanmamalıdır, çünkü onlar mülkiyet hakkıyla derinleşen eşitsizliği ortadan kaldırıyorlar, aynı bir doğal çarkın işlemesi gibi.

Birinin fakir olmak yazgısı gibi anayasaya işletiliyorsa o kişinin hırsız olma hakkı vardır diyor de Sade. Cinayetle ilgili de çok değişik görüşleri var de Sade’ın. Ona göre cinayet imkansızdır, çünkü insan birini öldürerek doğaya bileşen kazandırır, yani yeni birini yaratmak için ona imkan ve ilham verir. Bu düşüncelerle karşılaşmak şoke edici olsa da bir felsefe meraklısının bu görüşleri bilmesi gerekir. Çünkü de Sade’ın görüşlerinde egzistansiyalizmi bütünleyen bir yan var. Bu görüşler aynı içinde yaşadığımız, içine doğduğumuz dünya gibi sarsıcı, acımasız, katı; ama bir o kadar da gerçek.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Üye Eleştirileri Yazıları

Roman hakkında bir şeyler yazmak gerektiğinde “bizde” izlenen usul, çoğunlukla yazarın dünyası ve kendisi hakkında oluşmuş genel kanaat üzerinde kanat çırpmayı gerektirmeyen bir uçuşla yazarla (ya da politik olarak mahkum edilmiş bir yazarsa “çoğunlukla”) aynı gökyüzünü paylaştığı izlenimi veren satırlar arasında süzülmektir. Ne de olsa böyle bir usulde romanı okumak da gerekmez.

Kitabın ismindeki aşkı görünce hem ilgimi çekmiş hem de romantik bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm. Ama kitabı okumaya başlayınca hiç de öyle olmadığını görüp, bir günde okuyup bitirdim. Çok az kitapta yaşadığım o nefessiz kalmayı yaşadım. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza´sında ki çarpıcılığı hissettim. Tam evet tam bir aşk romanı! Aşkı en çarpıcı ve vurucu biçimde anlatmış.

'Hatıra' sözcüğü hep tek yumurta ikizi 'Hüzün'le gelir insanın aklına. Öyle ki, ne kadar hoş, ne kadar eğlenceli anlarınızı hatrınıza getirirseniz getirin, attığınız en şiddetli kahkahaların ardından çöküverir o hüzün üzerinize. Bir daha o günlere dönemeyecek olmanın hüznü. 'İstanbul Hatırası' da tam böyle bir kitap.

Christopher Priest’ın bol ödüllü fakat ülkemizde ancak film uyarlaması ile adını duyurabilmiş ve hala daha pek de okunmamış romanı bizi eğlencenin kanlı canlı olduğu zamanlara götürüyor.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan'da keyifli bir sohbet daha gerçekleşti. Usta eleştirmenler Semih Gümüş ve Ömer Türkeş, 15 Mayıs Salı akşamı, edebiyatın önemli isimlerinden Füruzan'ı ağırladı.

ŞahaneBirKitap

Adını Kopuk Zincir koymuş Orhan Koçak, modern Türk şiiri üzerine kaleme aldığı yazılardan oluşan bu seçkinin. 1993 ile 2011 yılları arasında yazılmış 19 makale, Nazım Hikmet’ten Melih Cevdet Anday’a, Oktay Rifat’tan Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya, İlhan Berk’ten Turgut Uyar’a, Ece Ayhan’dan Süreyya Berfe’ye, Haydar Ergülen’den Mahmut Temizyürek’e uzanan bir şairler geçidi…

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun