Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

En çok okunanlar  

Eleştiri


Şiirin Cesur Körfezi: Sezai Karakoç

Anahtar kelimeler: Ergani, baba, kış, soba, gaz lambası, kitap. Bu anahtarla açıyor çocuk şiirin kapısını. Dışarda kar fırtına, içerde babanın ılık sesi. Kitap okuyan ses ılıktır, hele Ali’den söz ediyorsa. Hele Ali atıyla gelip çocuğun önünde duruyorsa.


Faulkner’ın öykücü olarak portresi

William Faulkner’ı romancı olarak biliriz. Ses ve Öfke, Döşeğimde Ölürken, Ağustos Işığı gibi benzersiz romanlarını okumuş olmak yeter bunun için. Halbuki Faulkner aynı zamanda öykücü ve şairdir. Gerçi okuduğum birkaç şiiri, şiir konusunda ısrarcı olmamasının gayet isabetli bir karar olduğunu düşündürmedi değil ama öyküleri için aynısını söyleyemem.


Çavdar Tarlasında Bir Ömür

Çavdar Tarlasında Çocuklar romanının yazarı J. D. Salinger hakkında söylenecek çok şey var ve aynı zamanda -mükemmel bir tezat olarak- o kadar da çok şey yok.


Bir Seri katilin Gerçek Hikayesi

Polisiye edebiyatın tekinsiz labirentlerinde gezerken korkudan heyecana, hüzünden şaşkınlığa pek çok duyguyu deneyimleyen okur, olayların ya da vahşetin dozu ne ölçüde artarsa artsın, kurgunun kendine ilişmeyeceğini bilmenin emniyetindedir. Bununla beraber, ilhamını gerçek hayattan alan hikâyelerin sunduğu okuma deneyimi, okuyucuda daha farklı tesirler bırakabilir.


Fuzuli Ne Demek İstedi: Doğru Anlamak Mı Yanlış Anlamamak Mı?

10 Temmuz 2011… İstanbul/Balmumcu… Dünya Bülteni’ndeki ofisinde Akif Emre bir kitap uzattı… Kitap o dönem Klasik Yayınları’ndan çıkan İhsan hocanın Fuzûlî Ne Demek İstedi? kitabı... “Oku, konuşalım” dedi. Fuzûlî’nin bir şiirinin şerhini İslam düşünce geleneği içinde dolaşarak okuyordum adeta.


İsveç'teki Canlılığın Mimarlarından Tage Lindbom (1909-2001)

Avrupa’da tasavvufun varlığının, İslam’ın intişarıyla paralel bir seyir izlediği malumdur. Sanılanın aksine, tasavvuf teori ve pratiğinin Batıdaki serüveni modern dönemin çok öncesinde, belki de Endülüs’ten başlayarak ele alınmak durumundadır.


Devlet Ana: Kuruluş Felsefesine Jeopolitik Ayar

Türkçeye “yer siyaseti” şeklinde aktarılan bir terim jeopolitik. Bir ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel müktesebatını, özellikle de iç ve dış politikasını daha çok coğrafî konumunu merkeze alarak inceleyen bilim dalı.


Çizgi Evreninde Bir Realist: Alan Moore

Çizgi roman, mecra itibariyle hem yazarlara hem çizerlere hem de mecranın belkemiğini oluşturan iki işi birden yürütebilen çok yönlü üreticilere sahip. Genellikle bağımsız çizgi roman örneklerinde veya grafik romanlarda denk geldiğimiz çok yönlü bu üreticiler yanında, yazar yerine çizerini öne çıkaran veya tam tersini beceren çizgi roman örnekleri de oldukça fazla.


''Okumak'' Ama Nasıl?

İnsanın kelimelerle olan ilişkisi, gördüklerini ya da hissettiklerini bir şekilde anlatma ihtiyacı, anlattıklarını salt düz cümlelerle değil bir tahkiye usulünce yapması vb. unsurlar, sözlü anlatılardan modern romana kadar uzanan başlı başına upuzun bir hikâyedir.


Çılgın Kalabalığın Uzağında Bir Ada

Babasını yıllar önce aldığı bir arazide yaşayacağını söylüyor Alec. Arkadaşları ve herkes gülüyor bu “inanılmaz” fikir karşısında. Ona en fazla altı hafta biçiyorlar. Altı hafta dayanamazsın. Hay Bin Yakzan geliyor akla.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Yazının başlığı da methiye cephesini epeyce açığa çıkarıyor ama en sonda ulaşmam gereken yargıyı en başa taşıyarak atayım ilk adımı: Türkçe yazılan ya da Türkçeye çevrilen kalburüstü bütün tarihî romanları okuduğunu varsayan, kendisi de az çok ilgi görmüş hacimli üç örnekle bu alana katkıda bulunan biri olarak, bugüne dek Moğol Kurdu’ndan daha iyisine rastlamadım.

Editörden

Roman türü denilince aklıma hemen Lukacs’ın ünlü sözü geliyor: “Roman, tanrının bırakıp gittiği bir dünyanın destanıdır.” İlk büyük roman diyebileceğimiz Don Kişot da aslında Tanrı’nın olmadığı bir dünyanın romanıydı. Roman 18 ve 19. yüzyıllarda siyasi politik bir etki alanına sahipti. Bana kalsa siyasi politik etki alanından hiç vazgeçmedi roman.