Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

“Patron beğenmeyebilir ama siz yazın!”


Vasat
Toplam oy: 801

Alternatif tiyatro The Club’ın ilkini Metin Balay’la yaptığı tiyatro söyleşilerinin ikincisi geçen akşam düzenlendi. Mekanın kurucusu da olan, yönetmen, yazar ve oyuncu Cihan Sağlam’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ‘Tiyatro-basın ilişkisi’ başlıklı söyleşide konuşmacılar; Birgün ve Radikal’de tiyatro eleştirileri yapan Yaşam Kaya, Habertürk’ün ‘Sahne Tozu’ köşesinin yazarı Ece Saruhan, Radikal Hayat'ın editörü ve tiyatro eleştirmeni Bahar Çuhadar, Sabit Fikir dergisinin editörü ve tiyatro eleştirmeni Nihan Bora ve Taraf gazetesi tiyatro eleştirmeni ve öykü yazarı Ferhat Uludere idi.

 

 

 

“Yangında ilk fedakarlık edilecek sayfa, kültür-sanat sayfalarıdır”

 

 

 

Tiyatronun varlığını sürdürebilmesi ve kitlelere ulaşabilmesinde medyanın gücü yadsınamaz. Basında bir oyunun nasıl tanıtıldığı da oyunun içeriği kadar önemli. Birçok genç tiyatro oyuncusunun katılımıyla gerçekleşen söyleşide, tiyatro-basın ilişkisinin bu niteliği tartışıldı.

 


Bahar Çuhadar, gazetelerdeki tiyatro haberlerinin azlığıyla ilgili “Yangında ilk fedakarlık edilecek sayfa, kültür-sanat sayfalarıdır. Keza Sabah gazetesi kültür-sanat ekini kaldırdı,” dedi. Zaten gittikçe azalan sayfalarda tiyatroya yer bulmanın güçlüğünden ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu gibi popüler tiyatroların magazin sayfalarında yer aldığından dem vurdu. “Ama sinema kutsaldır. Sinema yazarları hep vardır. Bugün ben bu işi yapmayı bıraksam, ‘yeni bir tiyatro eleştirmeni bulalım’ denmez,” diye ekledi.

 



Nihan Bora, “Gazetelerin kültür sanat için ayırdıkları sayfa sayısı çok az,” diyerek örnekler verdi. “Dolayısıyla tiyatroya yer bulmak zor. Tiyatro eleştirmeni de az. Haber yapılıyor ama eleştiri hiç yapılmıyor gibi. İkisi çok farklı şey aslında. Bir de “Tiyatro çok pahalı, biz nasıl gidelim ki,” mantığı var. İnsanların gitmeyeceği düşünüldüğü için de ayrılmıyor olabilir,” dedi.

 


2004’te tiyatro eleştirisi yazılmasının garipsendiğine değinen Yaşam Kaya, “Ben Türkiye’de tiyatro eleştirisi yayınlanan ilk kişiyim. İlk eleştirim 2 sayfaydı ama Sabah gazetesi bir paragrafa indirip yayınlamıştı. Hala editörleri sıkıştırarak tiyatro eleştirisi yazıyorum. Genç bir oyuncuyu, ünlü biriyle oynarsa haber yapabiliyorum. Bu sayfayı bireysel çabamla var etmeye çalışıyorum,” dedi.

 

 

 

 

“Patron beğenmeyebilir ama siz yazın!”

 

 

Ferhat Uludere, “Tiyatro bölgesel bir sanat. Sinema gibi dünyanın dört bir yanında oynanamıyor, evlerde izlenemiyor.  İstanbul’da, Taksim’e sıkışmış vaziyette. Hele Anadolu yakasındaki devlet tiyatrolarına neredeyse sadece orta yaş üstü kesim gidiyor. Ben kasabada büyüdüm, kasabalara tiyatronun en kötü, en ticari örnekleri gelir,” dedi.

 


Direklerarası Genel Koordinatörü Ömer Şahinbaş da söyleşiyi dinlemek üzere izleyiciler arasındaydı. Şahinbaş, “67 yıldır sahnede klasik ne varsa; tiyatro, bale, opera izleyen biriyim. Eskiden Afife Jale jürisi Kadıköy’e geçmiyordu. İlk Anadolu’ya çıkışımız Eskişehir’e gidişimiz oldu. Oradaki insanın tiyatroyla bağı sizler sayesinde oluyor. Patron beğenmeyebilir ama siz yazın lütfen,” dedi.

 

 

 

“Beğenmediğim oyunu yazmıyorum”

 

 

Moderatör Cihan Sağlam’ın “Yazdığınız yazılar ulaşmasını istediğiniz kitleye ulaşıyor mu?” sorusuna Bahar Çuhadar’ın yanıtı, “Eskiden sadece tanınan, bilinen tiyatrolara giderdim. Şimdi bir sürü tiyatro grubu var. Mail kutumda sürekli alternatif tiyatroların davetlerini görüyorum. Mümkün olduğunca onlara gitmeye çalışıyorum. Bunları çoğu kişi tanımıyor, ben de merak ediyorum benim yazılarımı kim okuyor diye. Bu konuda Twitter biraz belirleyici olmaya başladı. Gittiğim oyunları beğenmeyebiliyorum, beğenmediğim oyunu yazmıyorum,” oldu. Ece Saruhan “Ben de beğenmediğim oyunu yazmıyorum. Çünkü insanlar benim yazımı okuduğunda tiyatroya gitsin isterim, gitmesin değil,” diye ekledi. Nihan Bora da beğenmediği oyunu yazmadığını belirtirken, Yaşam Kaya ise geçmişte olumsuz eleştiri yaptığı bir yazıdan sonra aforoz edildiğini ve hatta baskılar yüzünden 1 yıl boyunca basından uzaklaştırıldığını ilk kez burada itiraf etti.

 

 

 

“Eser sahibi eserinin tanıtılmasını istiyor, eleştirilmesini değil”

 

 

Taraf gazetesine haftalık tiyatro eleştirileri yazan Ferhat Uludere, “Ben tek gün, tek oyun yazabileceğim için haftada tek oyun izliyorum ve kötü de olsa yazıyorum. İzlediğim, beğenmediğim bir şeyi yazmak zorundayım. Eser sahibi çoğunlukla eserinin tanıtılmasını istiyor, eleştirilmesini değil,” dedi. Yaşam Kaya, “Aktif bir biçimde tiyatro eleştirisi yapan 5-6 kişiyiz. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği kendini toplumdan soyutlamış durumda,” diye ekledi.
Söyleşinin ikinci yarısında tiyatroların özelleştirilmesine karşı yapılan eylemlerden ve eylemlere olan katılımın azlığından bahsedildi. Alternatif tiyatro oyuncularının izleyenlerin çoğunluğunda olduğu söyleşi, genç tiyatrocuların konuklara sorduğu sorularla son buldu.

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Edebiyatımızın ilk “popüler” yazarı Ahmet Mithat Efendi’nin yayımlanmamış yazıları ilk kez okur karşısına çıkıyor. Koray Sarıdoğan'ın yüksek lisans tezinden hareketle tematik bir tasnifle hazırladığı, KalemKahveKlavye logosunu taşıyan e-Kitap dizisi, Dağarcık dergisi arşivinin ilk bölümü olan Dil ve Edebiyat Yazıları’na ayrıldı.    

 

Uzun soluklu edebiyat dergilerimizden biri olan Dergâh 30 yaşına bastı. Bu vesileyle Dergah okurları için hoş bir sürpriz yaptı ve 30. yaş hediyesi olarak Mart 1990 tarihli ilk sayılarını derginin mart sayısıyla birlikte hediye olarak verdi. Derginin okura bir başka sürprizi ise İsmet Özel’in bugüne kadar hiç yayınlanmamış Nurettin Topçu üzerine bir yazısını yayımlamaları oldu.

Metis Yayınları’nın üç ayda bir yayımladığı ve 2002 yılında yayın hayatı son bulan Defter dergisiyle Metis Yayınları’nın mevsimlik çeviri dergisi Metis Çeviri, arşivlerini internet üzerinde ücretsiz erişime açtı.

Yunus Emre Enstitüsü'nün Türk dünyası coğrafyasına yönelik hazırladığı Türk Dünyası Dergisi, Türkiye ve Yunus Emre temasına yer verdi.  Yunus Emre Enstitüsü'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Türk halklarının kültürel özelliklerini birbirine tanıtmak, dil ve kültürler arasındaki ortaklıkların farkındalığını artırmak ve yeni nesillere bu bilinci aktarmak amacıyla yayın hayatına başlayan T

Polisiye kültür dergisi 221B’nin “Polisiye Eserlerde Dedektifin Evrimi” kapak dosyası kapsamında hazırlanan 25’inci sayısı yayımlandı. Derginin yeni sayısında ilk polisiye eserden bugüne dedektif kavramının nasıl değiştiği, bilimsel ve toplumsal açıdan yaşanan büyük gelişim ve değişimlerin dedektif karakterini nasıl farklılaştırdığı üzerinde duruluyor.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta