Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

İstanbul Müzik Festivali Beethoven’in 250. Doğum Yılını Kutluyor



Toplam oy: 2

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 48. İstanbul Müzik Festivali, 2-25 Haziran tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. İstanbul Müzik Festivali, “Beethoven’ın Aydınlık Dünyası” temasıyla 48. İstanbul Müzik Festivali, “Beethoven’ın Aydınlık Dünyası” temasıyla 2020 yılında tüm dünyada olduğu gibi Ludwig van Beethoven’ın 250. doğum yılını kutluyor. Festival, müziğiyle insanlığın kültür mirasında önemli bir yer edinen Beethoven’ın ikonik eserlerine, yeni eser siparişlerine ve besteciden esinlenen yeni projelere yer veriyor. 

İstanbul Müzik Festivali programı, festivalin ana temasını destekleyici şekilde, “doğa sevgisi”, “insan sevgisi”, “yenilikçi ve ileri görüşlü müzik dili” gibi bestecinin önemli yönlerini sunan alt temalar üzerinde kurgulandı. Güçlü ve cesur müzikal diliyle, döneminin müzik türlerinin sınırlarını yıkan ve müzik dünyasını halen etkileyen yeni standartlar oluşturan Beethoven’ın ileri görüşlü ruhu, 48. İstanbul Müzik Festivali’nde seslendirilecek yeni proje ve eserlerle müzik dünyasını büyülemeye devam edecek.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Kültür, sanat ve eğlence dünyası D&R, akademisyen ve tarihçi Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan’ın yeni kitabı “Bunu Herkes Bilir” için sanat camiasının da katıldığı bir davete ev sahipliği yaptı.

Üsküdar Belediyesi tarafından, her sene geleneksel olarak düzenlenen Kitap Fuarı’nın 6’ncısı 8 Şubat’ta başlıyor. Fuarın Onur Konuğu Prof. Dr. Sadettin Ökten, Onur Yazarı ise Teoman Duralı.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.