Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Müzede Sahne’de Beckett okumaları



Toplam oy: 24

 

Sakıp Sabancı Müzesi’nin Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla başlattığı ve büyük bir ilgiyle takip edilen “Müzede Sahne” etkinliğinin üçüncüsü, bu yıl 24-28 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştiriliyor! Emre Koyuncuoğlu’nun sanat yönetmenliğini üstlendiği ve her yıl belli bir tema üzerinden gösteri sanatları alanından seçki sunan Müzede Sahne’nin bu yılki teması “Şiirselleşmiş Beden” olarak belirlendi. 5 gün boyunca pek çok farklı gösterinin olacağı etkinlikler arasında 25 Temmuz Perşembe akşamı gerçekleştirilecek “Absürdün Şiirsel Bedende ve Beden olarak Kentte Varoluşu / İstanbul’da Beckett Okumaları” dikkat çekiyor. Samuel Beckett üzerine çalışmaları bulunan akademisyen, yazar Selvin Yatır’ın yürütücülüğünde gerçekleştirilecek atölyede Samuel Beckett'in Mercier ile Camier romanından bir bölüm, diyaloğun, yürüme, gezinme, kat etme edimleriyle ilişkili olarak nasıl kullanıldığı irdelenecek.

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Daha çok İstanbul’u ve şehir insanını acısıyla-sevinciyle etkileyici bir biçimde kaleme alan Sait Faik Abasıyanık, beş hikâyesiyle izleyicilerle buluşuyor.

Geçtiğimiz eylül ayında İstiklal Caddesi’nde kapılarını açan Meşher’in Ukraynalı sanatçı Alexis Gritchenko’nun 1919-1921 yılları arasında yaşadığı İstanbul’u konu aldığı eserlerinden oluşan “Alexis Gritchenko - İstanbul Yıll

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.