Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Yüzyılın oyunu Keşanlı Ali Destanı



Toplam oy: 3

 

Her yıl farklı bir konuda yaptığı yıllık kamuoyu araştırmalarının 14’üncüsünde oyun metinlerine odaklanan Notos,  “Yüzyılın 40 Soruşturması” yaptı. Oyun metinlerini bir edebiyat türü olarak öne çıkarma düşüncesi, okurların nitelikli metinlerle buluşması ve farklı alanlarda verimleri olan yazarların okuma ve yazma biçimlerine katkıda bulunmayı amaçlayan soruşturma 237 yazar, yönetmen, oyuncu, dramaturg, çevirmen ve editörün oylarıyla belirlendi.


Araştırmanın ilk sırasında, Türkiye’de epik tiyatronun öncüsü kabul edilen Haldun Taner’in, 1964 yılında, epik bir halk tiyatrosu üslubunda kaleme aldığı “Keşanlı Ali Destanı” yer aldı. Listenin ikinci sırasına Melih Cevdet Anday’ın 1967 tarihli eseri “Mikado’nun Çöpleri” yerleşirken, onu Ekrem Reşit Rey’in 1967’de yazdığı “Lüküs Hayat” takip etti.

Dergideki 40 oyundan ilk 10’u ise şöyle sıralanıyor:

“Keşanlı Ali Destanı” - Haldun Taner, 1964

“Mikado’nun Çöpleri” - Melih Cevdet Anday, 1967

“Lüküs Hayat” - Ekrem Reşit Rey, 1967

“Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” - Aziz Nesin, 1977

“Asiye Nasıl Kurtulur” - Vasıf Öngören, 1970

“Zengin Mutfağı” - Vasıf Öngören, 1977

“Oyunlarla Yaşayanlar” - Oğuz Atay, 1958

“Ayak Bacak Fabrikası” - Sermet Çağan, 1965

“Mahmut ile Yezida” - Murathan Mungan, 1980

 

“Yedi Kocalı Hürmüz” - Sadık Şendil, 1968

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Kültür, sanat ve eğlence dünyası D&R, akademisyen ve tarihçi Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan’ın yeni kitabı “Bunu Herkes Bilir” için sanat camiasının da katıldığı bir davete ev sahipliği yaptı.

Üsküdar Belediyesi tarafından, her sene geleneksel olarak düzenlenen Kitap Fuarı’nın 6’ncısı 8 Şubat’ta başlıyor. Fuarın Onur Konuğu Prof. Dr. Sadettin Ökten, Onur Yazarı ise Teoman Duralı.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.