Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


Buyurun düş sofralarına…

Ot, meze, ara sıcak, balık, salata, ekmek, tatlı, likör ve kahve… Çeşitlerden de mesela, radika, şevketibostan, biberiyeli levrek marine, midyeli barbunya pilakisi, ızgarada kalamar dolması, tavada dilbalığı, zeytinli ekmek ve enginar tatlısı ve satsuma likörü ve az şekerli kahve…Bu aslında bir düş sofrası…

 


İçimizdeki kopuk zincir

Adını Kopuk Zincir koymuş Orhan Koçak, modern Türk şiiri üzerine kaleme aldığı yazılardan oluşan bu seçkinin. 1993 ile 2011 yılları arasında yazılmış 19 makale, Nazım Hikmet’ten Melih Cevdet Anday’a, Oktay Rifat’tan Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya, İlhan Berk’ten Turgut Uyar’a, Ece Ayhan’dan Süreyya Berfe’ye, Haydar Ergülen’den Mahmut Temizyürek’e uzanan bir şairler geçidi…


Düşünürlerin elinden alınan ütopya

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.


Yaşlı adamın savaşı, evrenin savaşı

Evrene bakıp yıldızların ışığını görmek ne kadar güzelse, yıldızların ışığında insanın karanlığını bulmak o kadar adetten… Bu karanlıkla yüzleşmeye gelince, bakın işte belki de en zoru o. Bu zorlu işi yıllardır bizim yerimize bilimkurgu yazarları yapıyorlar neyse ki. Onların arasına bir yenisinin eklenmesine kimin itirazı olur ki…

 

 


Gölgeler kaybolsaydı, nasıl görünürdü yeryüzü?

Aslında yaşamı da bir tür alaycı roman, yergi gibi... Stalin döneminde yaşayan Pasternak, Soljenitsin, Ahmatova, Zoşçenko, Babel, Nadejda Mandelstam ve daha birçok yazar ya da şair gibi ne öldürülmüş ne sürülmüş ne de işkence görmüş...

 


Düzülkenin efendisi

Düzülke, geometrik olarak bir iki boyutluluk hali. Her şeyin sade ve sadece çizgilerden, üçgenlerden, çokgenlerden ve nihayetinde dairelerden oluştuğu, derinliğin veya yüksekliğin olmadığı bir evrenin adı. Kulağa oldukça sınırlayıcı ve sıkıcı geliyor değil mi?

 

 

 


En çok tanrıya küsmüş gibi...

Hastalandığında, kökü oynadığında, yerini artık sevmediğinde, beklediği rüzgarlar gelmez, istediği yağmurlar artık yağmazken, bir şeyler onu çok ama çok incitmişken ya da kim bilir başka hangi nedenlerden, içine kapanırmış ağaçlar.

 

 

 

 


Buyurun masal yıllarının sofralarına...

Masallar vahşi olur derler, çoğu zaman vahşi ve hüzünlü... Doğrudur, hayata dair öyle doğrudan, öyle sakınmasızdır ki birçoğu, yetişkinler aldıkları dersten, hissettikleri yüzleşmeden tedirgin olur da, bunu çocuklar nasıl okuyacak diye endişelenirler...


Bradbury’nin yanık hafızalar sarayında

Geleceğe gitmek, geleceği görmek içimizden bazıları için hiç de o kadar imkansız değildir ki… Bugüne şöyle bir bakmak yeter onlar için, bugünün kendi ruhuna verdiği acıyı, umutsuzluğu ve tüm umutları şöyle bir yoklamak… Bir şeyi kırk kez söylerseniz olmaz belki ama kırk kere, yüz kere, bin kere hissederseniz, olmuştur zaten.

 

 


Takma isimli yazardan gerilim dersi

Ortada büyük bir sır vardır, tarihin derinliklerinin içinden gelen... Sır açığa çıkma tehlikesiyle karşılaşınca bir takım insanlar gizemli şekillerde ölürler, bir takım başka insanlar da, dedektifler, şifre çözücüler.. vb. bu ölümler üzerine harekete geçerek önce cinayetleri çözmeye sonra da büyük sırrı anlamaya başlarlar.

 

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.