Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


Yaşlılık bir katliamdır!

Hayat insanın geçmişidir, ölümse henüz yürümeye başlamadığı bir yol, belki bilinmeyen ve hiç bilinemeyecek olan geleceği… Bu “hiç bilemeyecek olma ihtimali”, her şeye kadir, her şeye muktedir insan bilincini zedeler, zedeler de hayata ölüm ışığından baktırır. Daha doğrusu ölümün gölgesini düşürür tam hayatın ortasına, bazı bazı yaşatmaz olur…

 


Gotik romansın annesiyle tanışma töreni: “Sicilya’da Bir Aşk Hikayesi”

Ann Radcliffe… O, gotik romansın annelerinden. Hatta Mary Shelley’den sonra belki de en iyilerinden… 1700’lü yılların İngiltere’sinde, değil yazar olmak, kadınların yanlarında bir erkek eşlikçi olmadan kütüphaneye bile gidemedikleri o dönemde, oturup gotik romanlar kaleme almak herkesin harcı değil.


Anlatmak armağandır, zehirli bir armağan…

Javier Marias, kimilerine göre yaşayan en büyük edebiyatçılardan biri… Peki ama neden? Günün eğilimlerinin aksine edebi bir dile sahip olması, bu edebi dille siyasetten tarihe geçmişle, bugünle ve gelecekle hesaplaşması ve sanırım en mühimi de bütün bunlar ekseninde beklenmedik bir şekilde yüreğimize dokunmayı başarması...


Murakami’yle dünyanın sonuna doğru

Bilinçaltınızın derinliklerinde bir şehir olduğunu hayal edin; surlarla çevrili, içinde kuzeyden güneye aheste aheste akan bir ırmağın ikiye böldüğü, tek boybuzlu atların pırıl pırıl tüyleriyle sokaklarında cirit attığı, huzur dolu, sonsuz dinginlikle kaplı bir şehir.


Dickens 40 milyon pound’u nasıl kazandı?

William Shakespeare’den sonra İngiliz edebiyatının herhalde en tanınmış yazarıdır Charles Dickens. “Oliver Twist”, “Bir Noel Şarkısı”, “Büyük Umutlar” ve “İki Şehrin Hikayesi” ile tanınır en çok. Çünkü 800 sayfadan az olan bir tek bu dört kitabıdır!


Her yazar kendi trajedisini arar…

Tüm kariyeri boyunca dünya edebiyatının birinci sınıf yapıtları arasına giren sadece tek bir yapıtı vardır Mark Twain’in: Huckleberry Finn. İlginç olan bu değildir ama. İlginç olan sadece bu dişe dokunur tek yapıtına rağmen bugün İngiliz edebiyatı profesörlerinin onun Amerikan edebiyatındaki gelmiş geçmiş en büyük yazar olduğunu tartışmasız kabul etmeleridir.


Şeytan ayrıntıda, tarih sanatta

Şeytan ayrıntıda gizlidir, tarih ise elbette sanatta. Ne savaşlar ne siyasi entrikalar, bize temelde bir toplum üzerine, onun yarattığı kültür ve sanat ortamı kadar fikir verebilir.

 


Her şeye rağmen Auster!

İnsan ruhu, geçmişi ve geleceği içinde taşıdığı kadar yaşar. Ve bunu tarih algısı gibi dikey bir çizgi halinde değil, kat kat, iç içe, üst üste homojen bir şekilde yapar… Mistik olan da, büyülü olan da bu değil midir, ruhu bedenimizden ayrı bir varlık olarak zannetmemizin sebebi bu değil midir?


Ey 68 ruhu, geldiysen bir şarkı söyle!

Altmışların sonu yetmişlerin başında New York’ta... Şehrin ara sokaklarında, küçük barlarında, eskici dükkanlarında, çerin çöpün arasında yeni bir ruh doğuyor. Bir adım ilerisinde dünyaya damgasını vuracak olan bir ruh, serserileri de sanatçıları da, zenginleri de fakirleri de içine alacak, hepsine yeni dünya hayali kurduracak bir ruh.

 


Raymond Chandler: Kara romanın serseri meleği

"Hercule Poirot gibi çokbilmiş bir Avrupalı değildir, ama bürosunda gereğinde Proust lafı edilir; Mike Hammer’ın başa çıktıklarıyla pekala başa çıkabilir, hem de ‘sıkı’ ve ‘sert’ olmayı onun kadar abartmadan; insan sarrafıdır ama kesinlikle taşralı bir Miss Marple değildir; içinde yaşadığı toplumun yozluklarını, çürümüşlüklerini çok iyi bilir ama Dashiel Hammett’in Sam Spade’i gibi vaaz vermez;

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.