Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

			


Abdülhamid İstanbul’unda Bir Kadın Seyyah




Toplam oy: 16

1907’nin Eylül ayı başlarında, Evgenia Bonçeva- Elmazova isimli bir Bulgar kadın yazar, diş hekimi kocasıyla Sofya Garı’nda, ülkenin milli şairi Ivan Vazov ile buluşur. Üç yolcu Osmanlı İmparatorluğu payitahtına giderler. İki yıl sonra yayınlanan seyahat izlenimlerinde okura burada geçirilen on gün boyunca ziyaret edilen yer ve mekânların tasviri sunulur. Nereler yoktur ki? Boğaziçi'nden Sultanahmet Meydanı'na, Kapalıçarşı’dan Galata’ya Divanyolu’ndaki padişah türbelerinden II. Abdülhamid’in Yıldız Hamidiye Camii’ndeki Cuma selamlığına geniş bir İstanbul portresi çizer yazar. Mars, Osmanlı payitahtını durgun, cansız, solgun, yoğun bir kasvet ve hüzün saçan bir yer olarak tasvir eder. Abdülhamid İstanbul'unda Bir Kadın Seyyah kitabında, Evgenia Mars'ın tüm bu İstanbul izlenimleri bir araya getiriliyor.

ABDÜLHAMİD
İSTANBUL’UNDA BİR
KADIN SEYYAH
Evgenia Mars
ÇEV: Hüseyin Mevsim
KITAP YAYINEVI


Bu kitabı idefix'ten sayın alın

Yorumlar

Yorum Gönder

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.