Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

“Dünyanın en iyi yayıncılarının arasında henüz Türkiye'den bir yayıncı yok”



Toplam oy: 719
“Okumayı sevdirmenin yolu, iyi öğretmenler ve sanat eğitimidir,” diyen pek çok edebiyatçı, eğitimci, yayıncı, illüstratör, akademisyen ve okur, 6 Ekim günü tam günlük bir uzmanlık konferansı için Kadir Has Üniversitesi'nde biraraya geldi. Günışığı Kitaplığı'nun düzenlediği ve edebiyat, eğitim ve yayıncılık dünyasından pek çok önemli ismi dinleme şansını bulduğumuz bu konferansı, yazar ve şair Onur Caymaz yönetti.

 

 

 

Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Başkanı Kenan Kocatürk, teknolojinin geliştiğini ama yayıncılıkta, insana yatırım yapılması gerektiğini söyledi. Günışığı Kitaplığı tarafından düzenlenen Zeynep Cemali Edebiyat Günü kapsamında yaptığı  “Dijital Haklardan FATİH Projesi'ne, Yayıncılık Sektöründe Yeni Gelişmeler” başlıklı konuşmasında, Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Başkanı Kenan Kocatürk, Türkiye'nin yılda 100 milyar dolara ulaşan dünya yayıncılık pazarının 1.5 milyar dolarlık kısmını oluşturduğunu söylerken, 2011 yılında Türkiye'de 180 milyon kitabın basıldığını belirtti. FATİH Projesi kapsamında 16 milyon öğrencinin söz konusu olduğu pazara girebilmek için pek çok teknoloji firması, yayıncı ve lobinin Milli Eğitim Bakanlığı'na başvurduğunu söyleyen ve dijital yayıncılıkla ilgili önemli bilgiler veren Kocatürk, dünyanın en iyi yayıncılarının arasında henüz Türkiye'den bir yayıncının bulunmadığını da sözlerine ekledi. Dijital çağı çözebilmemiz için öncelikle yazılı basın kültürünü geliştirmemiz gerektiğini belirten Kenan Kocatürk, Yaşar Kemal'in romanlarındaki güzel insanların, atlarına binip gitmedikleri bir yer dilediğini söyledi.

 

 

 

 

Konferansın açılış konuşmasını yapan ve bizim gibi, onun kitapları, bilmeceleri, şakalarıyla büyümüş bir nesil için “Yalvaç Abi” olarak bilinen Yalvaç Ural, çocukların teknolojiyle iyice sarmallanmış dünyalarını şekillendirmeye ve aynılaştırmaya çalışan ebeveynlerden ve yaptıkları hatalardan söz etti. Çocukların karşısında saatler geçirdikleri bilgisayar oyunlarını kendisinin de oynayıp, gözlem yaptığını belirten Ural, bu oyunlarla ilgili şaşırtıcı bilgiler verdi. Bunların yanısıra, ülkemizdeki yazarları kafeslerdeki, kör edilmiş tarla kuşlarına benzeten yazar, pek çok yayınevinin de gençler gibi edebiyat kaygısı taşımadığını söyleyerek eleştirdi. Yalvaç Ural, yeterli okuma yapmayan, iyi edebiyatla haşır neşir olmayan bir aile bireyinin, bir eğitimcinin karşısındaki çocuğu eğitmekte başarısız olacağını söyledi ve ekledi “Korkuyorum, 5-10 yıl sonra benim de adım unutulacak.”

 

“Edebiyat, dilin doruk noktasıdır,” diyerek söze başlayan yazar ve eleştirmen Semih Gümüş, “Edebiyat cephesi ve Yaratıcı Yazarlık” başlığını taşıyan konuşmasında, kitapların kitaplardan, yazarların yazarlardan çıktığını söylerek, bunu sevdiği bir örnekle de destekledi. Kafka'nın Dönüşüm romanını Einstein'dan etkilenerek yazdığını, Dönüşüm'ü okuyan Marquez'nin ise ondan ilham alarak Yüzyıllık Yalnızlık romanını kaleme aldığını anlatan Gümüş,Oscar Wilde'ın “Edebiyat gerçekten daha gerçektir,” sözünü de bizlere hatırlattı. 40-50 yıl boyunca edebiyatın durduğu yerde durmadığını, ne var ki ders kitaplarının öylece durduğunu söyleyen gümüş, birbirinden farklı yazım kılavuzlarının varlığını da eleştirdi.Okul eğitiminin tek çözüm olmasa da en öncelikli çözüm olduğunun altını çizen, yurtdışındaki pek çok cocuk ve gencin iyi edebiyat metinleri okuyarak ve özgürce tartışarak yazınsal metinleri kalıcı olarak öğrenebileceklerini söyleyen Semih Gümüş, Borges'in “Edebiyat gündüz rüyasıdır,” sözü ile konuşmasını tamamladı.

 

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Zekeriya Kaya, “Türkçe Sorunları ve Ders Kitaplarımız” başlıklı konuşmasında, ders kitaplarında yapılan yazım hatalarından bir seçki sunarak, bu tür metinlerle çocuğa edebiyat sevgisi ve bilgisinin aşılanmasının ne kadar güç olacağını gösterdi. Yapılan hatalara bir yandan gülerken, bir yandan da bu içler acısı hale tepki duymamızı sağlayan Kaya, yazım kurallarının edebi metinler aracılığı ile öğrenileceğini ve ders kitaplarının da bu şekilde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

 

 

Son aylarda gündemden düşmeyen 4+4+4 konusunda “4+4+4 Okuma kültürümüzü geliştirmek için bir fırsat olabilir mi?” başlıklı bir konuşma yapan Prof. Dr. Üstün Ergüder, okullarda sanata ve spora ayrılan sürenin, uluslararası ortalamanın yarısı olduğunu söyleyerek, 4+4+4 sisteminin kendilerini korkutacak bir hızla kabul edildiğini ve bundan endişe duyduklarını belirtti. 4+4+4'ün seçmeli derslere fırsat vereceğinin söylendiğini, ancak seçecek ders olup olamayacağını bilmediklerini söyleyen Eğitim Reformu Girişimi Direktörü Ergüder, Türkiye'deki bürokrasi yaratma ve kontrol etme hastalığının da altını çizdi, yapıcı öneriler getirdi.

 

 

 

 

Yazar ve köşeyazarı Müge İplikçi'nin yönettiği ve yazar Behçet Çelik ile yazar Aslı Tohumcu'nun gençlik edebiyatı üzerine konuştukları “Gençlik edebiyatı bizde de yazılabilir mi, yoksa zaten yazılıyor mu?” başlıklı panelde gençliği özne olarak ele alan edebiyatın henüz Türkiye'de olgunlaşmamış bir alan olduğunu söyleyen Aslı Tohumcu, sistenin geniş çaplı ve tehlikeli bir hizaya getirme hali olduğunu da sözlerine ekledi. Behçet Çelik ise kanonlaşmış bir yazım kılavuzumuzun olmayışını büyük bir eksiklik olarak nitelendirdi. Genç okurun ilkgençlik yıllarında okuduğu kitaplardaki kahramanları unutmadıklarını ve önem verdiklerini söyleyen Çelik, gençlik kitaplarında gençlerin, günümüz sokak diliyle konuşabilmeleri gerektiğini belirtti. İplikçi'nin “Edebiyat, gençliği güruhlaştırmaktan kurtarıp, birey olmaya çekebilir mi?” sorusuna karşılık Aslı Tohumcu, ebeveyn, öğretmen ve devlet buna izin vermedikçe, tek başına edebiyatla bunu çözmenin zor olduğunu söylerken; Behçet Çelik, isyankârlık edebiyatıyla gençlik ruhunun birbiriyle uyuştuğunu belirtti.

 

 

 

 

Konferansta kapanış konuşmasını yapan Selim İleri, yazarların hiçbir zaman siyasetçiler kadar kötülük yapma potansiyeline sahip olamayacaklarını söyledi. İleri ayrıca, kitap okuyabilmenin bir ekonomik imkan meselesi olmasının, okuma konusundaki en ciddi sorunlarımızdan biri olduğunu da dile getirdi. İleri, medyanın ve haberlerin yalnızca olayların görünen yüzüyle ilgilendiğini, ona giden yolun ise ancak edebiyat, sinema, tiyatroyla yapılabileceğini söyledi ve bu korkunç iletişimsizlik döneminde sanata ve edebiyata özellikle ihtiyaç duyduğumuzun da altını çizdi.

 

Selim İleri'nin konuşmasının ardından, Zeynep Cemali Öykü Yarışması'nın ödül törenine geçildi ve öğrencilerin ödüllerini almalarının ardından kokteylle son buldu.

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Koronovirüs ile birlikte dünya çapında yaşanan sosyal izolasyon ve karantina uygulamaları pek çok sektörü zor duruma sokuyor. Dünya çapında pek çok sektör kısa ya da uzun vadeli olarak programlarını, hedeflerini, müşteriyle olan iletişimlerini değiştiriyor, yeniden gözden geçiriyor. Yayıncılık sektörü de bu değişimin içinde.

Anadolu Üniversitesi (AÜ), Türkiye kültürünün klasikleşmiş edebiyat eserlerini dijital ortama aktarıp, ücretsiz olarak okuyucularla paylaşıyor. 150 yıllık süreci kapsayan Türk roman tarihi üzerine yürütülen çalışmalar kapsamında, eserler özgün halleri korunarak ayrıntılı bir sözlük eşliğinde Latin harflerine aktarılmış olarak paylaşılıyor.

İstanbul Üniversitesi, dünyanın en zengin görsel arşivlerinden biri olan Sultan II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Fotoğraf Koleksiyonu’nu dijital ortamda araştırmacıların kullanımına sunarak tarihe ışık tutuyor. Dijital erişime açılan 918 albüm içinde yer alan 36 bin 585 kare fotoğraf, kültürel mirasın korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına olanak sağlıyor.

Animasyon sanatının en büyük ustalarından Hayao Miyazaki’nin yaratım sürecine odaklanan “10 Years with Hayao Miyazaki” belgeseli, çevrimiçi ortamda ücretsiz erişime açıldı.

J.K. Rowling, Koronavirüs günlerinde ev izolasyonunda olanlar için Harry Potter at Home adlı hizmeti başlattı. Ücretsiz sesli kitaplar, videolar ve özlenen Hogwarts günlerinden tadımlık kareler! Dünyaca ünlü Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling, Koronavirüs nedeniyle evde kalmak zorunda olan okurları için yepyeni bir dijital hizmeti yürürlüğe koydu.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta